Dua, mü'minlerin Rableri ile olan münasebetlerinin bir parçasıdır

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,154

Tüm İslami kavramlarda olduğu gibi,
dua kavramı da, ait olduğu bütün içerisinde bir değer ifade etmektedir Zira bütünden kopuk olan parça nasıl
ki bir değerden yoksun ise; islamın bütünü içerisinde ele alınmayan dua da müstakil olarak bir değer ifade etmez

Lügat anlamı itibarı ile dua : Yüce Allah'a iltica ile Allah Teala’ya niyaz ve ibtidal (yalvarma, yakarma) de bulunmak,
hayır ve rahmet dilemektir
Dua ibadettir Peygamber (AS) Numan İbn-i Beşir (RA)'ın rivayetine göre : «Dua ibadettir»(1) buyurmaktadır
Kur’an-ı Kerimde Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
«Rabbiniz buyurdu ki; Bana dua edin, duanızı kabul edeyim»(2)
«Rabbinize gönülden ve gizlice yalvarın doğrusu O, aşırı gidenleri sevmezDüzeltilmişken,yeryüzünde bozgunculuk yapmayın, Allah'a korkarak ve umutla yalvarın, Doğrusu Allah'ın rahmeti iyi davrananlara yaıkındır»(3)

Dua da bir ibadet olduğuna göre, onun ölçüsü, zamanlaması ve nasıl yapılacağını da Şari'in ortaya koyduğu esaslardan tesbite çalışmalıyız Hiçbir ibadeti kendiliğimizden tayin ve takdire, ya da ölçülerini vaazetmeye yetkili değiliz Şari' ölçülerini nasıl ortaya koydu ise ona uyarak ibadetlerimizi ifa etmeliyiz Zira mü'minler başıboş bırakılmış kimseler değillerdir Farzlardan mübahlara dek tüm davranışlarımız Allah'ın ortaya koyduğu ve Resulullah'ın pratize ettiği esaslar ile mukayyeddir Kulluk ancak yüce Yaratıcının istekleri doğrultusunda ifa olunur

İslam yalnız teoriden ibaret bir din değildir Ona ait kavramlar da, teorik bir tanımlama ve anlatımla geçiştirlemez Zira İslamın ortaya koyduğu her kavramın mü'minin hayatında bir yeri olduğu muhakkaktır İslam birtakım şekil ve sözlerden ibaret olmadığı gibi, her isteyenin de kendine göre pratik anlam kazandırdığı bir din de değildir İnsanların işyerlerinde olsun, aile hayatlarında olsun, bulundukları yere göre belirli birtakım bağımlılıkları olduğu muhakkaktır Mesela; herhangi bir memur «ben sabah on'da işe başlayıp; Onaltıda işi bırakırım» gibi bir şart ileri süremez Keza bir aile reisi bir başkasını kendisinin yerine aile reisi yapamaz İnsanlar bulundukları yere pozisyona göre sorumluluk taşırlar Öyleyse insanlar İslam dairesi içinde bulundukları süre içerisinde de, İslama ait tüm düşünce ve dayranışlarını onun esaslarından almak ve o esaslara uymak zorundadır Dua da Müslümanı ilgilendiren bir kavram olduğuna göre; dua ile ilgili tüm düşünce ve davranışlarımızı İslam'ın esaslarından almalıyız

İslam'ın yalnız teoriden ibaret olmadığını belirtmiştik Bu dinin en dindar olanları ki; başta Peygamber (AS) ve onun sahabeleridir Onlar Rablerine iltica ederken, O'na dua ederken bugünkü anladığımız biçimde yalnız söz ve şekil ile iktifa etmiyorlardı Allah'ın kendilerine verdiği tüm imkanları O'nun uğruna seferber etikten sonra, Yüce Allah'tan dilekte bulunuyorlardı Zira malını, canını, Allah'ın verdiği imkanları O'ndan esirgeyerek, Allah'tan birşey istemek gülünç olur Çünkü mallar, canlar ve tüm imkanlar ancak imtihan içindir Öyleyse İmtihanın malzemesi, imtihan ediciden kaçırılarak imtihan olunmak mümkün değildir Peygamberimiz (AS) bu dinin en dindar olanı ve dini pratik hayata en iyi intikal ettirenidir Bakınız Peygamber Kur'an-ı Kerimde ki şu ayeti kerimeleri Bedir harbinde nasıl pratize ediyor :

«İsteyen, istemeyen, hepiniz savaşa çıkın Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihad edin Bilirseniz bu sizin için hayırlıdır»(4)
«Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz Sabredenlere müjdele»(5)

Peygamber (AS) ve sahabeleri o günün imkanları nisbetinde sahip oldukları imkanlarını Allah yolunda seferber ettikten sonra, Peygamber askerini harb nizamına sokuyor; eşine tarihte rastlanmayan harb komutunu irad ederek :
— Mesafesi yer ve gökyüzü arası kadar olan cenneti kazanmak üzere harbe hazır olun!
emrini verdikten sonra Yüce Allah'a iltica ediyor
— Yarab! Sen bu topluluğu zafere ulaştırmazsan yeryüzünde Sana ibadet edecek kimse kalmayacak, diye dua ediyor ve en yakın arkadaşı Hz Ebu Bekr : «Ya Nebiyyallah! Rabbine niyaz ettiğin yetişir artık! O sana olan va'dini muhakkak yerine getirecektir»(6)
diyordu
Ve gerçekten de Yüce Allah kendi uğruna, kendisinin istediği şekilde ibadet eden, O'na dua edenlere icabette geç kalmıyor ve şöyle buyuruyor :

«Rabbinizin yardımına sığınıyordunuz O «Ben size birbiri peşinden bin melekle yardım ederim» diye cevap vermişti Allah bunu ancak bir müjde olması ve kalblerinizin yatışması için yapmıştı Yardım ancak Allah katındandır Doğrusu Allah güçlüdür,Hakimdir(7)»

«And olsun siz düşkün bir durumda iken, Bedr'de Allah size yardım etmişti Allah'dan sakınınız ki şükredebilesiniz»
— İnananlara : «Rabbinizin size gönderiImiş üçbin melekle yardım etmesi size yetmiyecek mi?» diyorum Evet eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar da hemen üzerinize gelirlerse; Rabbiniz size nişanlı beşbin melekle imdat edecektir»(8)
«Yakında o cemaat bozulacak onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır»(9)

Resulullah (AS) Bedir günü avucuna aldığı bir avuç toprağı müşriklerin yüzlerine atıyor ve Yüce Allah izni ile gözleri, yüzleri kum, toprak olmayan kimse kalmıyor Kur’an’da konuya ilişkin olarak şöyle buyuruluyor:

«Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü Attığın zaman da sen atmamıştın Fakat Allah atmıştı Allah bunu insanları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı Doğrusu O işitir ve bilir»(10)

Bedir harbinde gürdüğümüz bu manzara, İslam'da dua kavramının nasıl pratize edildiğini, yüce Allah'ın vadinin nasıl gerçekleştiğini ortaya koyuyor Dua'nın yalnız söz ile olmadığını, sözden önce davranış olarak onun vurgulanmasının gerektiğini ve akabinde Allah'a ilticada bulunmasının geldiğini görüyoruz

İnsanlar çoğu zaman acelecidirler İsterler ki; Allah'tan istedikleri anında yerine gelsin Fakat ne yazıkki kendilerinin Allah'a olan yakınlaşmalarının ne ölçüde olduğunu çoğu kez fark etmezler Dünyalık olarak yaptıkları herhangi bir işte başarı elde edemezlerse, hemen yaptıkları işlemde noksanlık ararlar Ne varki yeryüzünde milyonlarca el, milyonlarca kere Rabbine açılır, Yüce Allah'tan kurtuluş, iki cihan saadeti dileğinde bulunur Ve fakat mü'minlerin bu dualarına karşılık gözle görülür bir şekilde mü'minlerin vechelerinde bir değişiklik meydana gelmez Bununla birlikte mü'min meyus olur Fakat yine aynı şekilde istemeğe devam eder Hiç akletmez ki yaptığı duada bir noksanlık var Aksi halde mü'min dua ediyor da, duasına icabet edilmiyorsa; Yüce Allah sözünde durmuyor demektir (Haşa) Zira O'nun vaadi vardır:

«Dua ediniz icabet edeyim»,«Ben ona (insana) şah damarından daha yakınım»

diyen, Yüce Allah’ın vaadinden dönmesini düşünmek kişiyi imansız kılar Öyleyse, nasıl dünyalık bir işte meydana gelen başarısızlık karşısında bir noksanlık aranıyorsa Duaların kabul olunmamasında da (tabi zahire göre) noksanları araştırmak, işin muhasebesini yapmak el-zemdir Ortada tek ihtimal vardır : O da biz mü'minlerin Allah Teala’ya gereği şekilde dua ibadetini ifa edemeyişimizdir
Yaptıklanmızı, yapacaklanmızı, düşüncelerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz Allah'a yakınlaşmamız, O’nun rızasına uygun mu değil mi?
O'na ortak koşmadan, inanmıyor muyuz?
Yoksa O'na imanımızda birtakım ortaklar mı koşarak inanıyoruz?

«Onların çoğu, ortak koşmadan Allah'a inanmazlar (12/106)»

Gaybı Allah da bilir, falanca da bilir mi? diyoruz!
Ya da Allah da kişiyi kurtarır, falanca da kurtarır mı? diyoruz!
İman tüm pisliklerden arınmadıkça, mü'min pazarlıksız bir şekilde Rabbine dönmedikçe, Allah'ın verdiği imkanlar O'nun uğruna seferber edilmedikce, Allah'tan nusret beklemek İslam'dan değildir Kur'an'ın ve Resullah'ın ortaya koydukları düşünce ve davranışlarımızı şekillendirmedikçe Allah'tan birşey beklemeğe hakkımız yok Yüce Allah Kur'an'da bakınız ne diyor :

"Peygamber size ne verdiyse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun Allah’tan sakının, doğrusu Allah'ın cezalandırması çetindir»(11)

Öyleyse namazın ölçüsünü, zekatın ölçüsünü Kur' an'dan ve sünnetten aldığımız gibi, dua'nın da ölçüsünü Kur’an'dan ve sünnetten almalıyız Mü'minler Allah’ın rızası için, yaptıklarından kimseye fatura çıkar-mamalı, Allah'tan başlarına gelenlere sabretmelidirler Tıpkı Resülullah’ın (AS) buyurduğu gibi :
«Rab bim yeterki Sen benden razı ol, ben senden gelenlere razıyım»
diyebilmeliyiz

Başımıza gelenlerden etrafı sorumlu tutmamalı ve Rabbimizin imtihan ettiğinin farkında olmalıyız Hem illa da yaptığımız dua'nın karşılığının ne şekilde ve nerede zuhur edeceğine dair bir bilgimiz mi varki; «Allah dualarımızı kabul etmedi» gibi sözlerde bulunuyoruz Şayet biz dua etti isek Allah mutlaka O'na icabet edecektir Dua ettiğimiz halde Allah'ın kabul etmediğini söylememiz Allah'a iftira olur Mü'minler Allah'a iftiradan sakınmalıdırlar Onlar Cennetin ve dua'ya icabetin ucuz olmadığının bilincinde olmalıdırlar;

— Sizden önce gelenlerin başlarına gelen haller sizin başınıza gelmeden, cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler : Allah'ın yardımı ne zaman? diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı; iyi bilin ki, Allah'ın yardımı şüphesiz yakındır»(12)

«Andolsun biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar 'inandık' deyince, denemeden bır akılı vereceklerinimi sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya karacaktır»(13)

İhlas'tan yoksun, dudaktan kalbe inmeyen, sadece usul yerini bulsun kabilinden yapılan dualara dua denemez İnsanlar çoğu kez, Yüce Allah'a dua ettiklerini sanmaktadırlar Halbuki o tür dua edenleri hallerini dışardan görenler bile düşündükleri ile söylediklerinin bir olmadığını farketmektedirler Hele mü'minlerin birbirlerinden dua istemeleri, ne kadarda sunileşmiş, ne kadar da şekilden ibaret hale gelmiş, «Kardeşim dualarınızdan bizleri mahrum etmeyin» gibi sözler, her türlü ciddiyetten azade sözler Bir defa sen kendini duadan mahrum etmişsin Yüce Allah’a iltica etmeden, başkasının duasından sana ne Mü'minin, mü'mine duası elbette müstecabtır Zira Kur'an şöyle buyuruyor:
«Hem kendinin, hem de erkek mü'minlerle, kadın mü'minlerin günahları için magfiret dile»(14)
«Ey Rabbimiz! Hesap sorulduğu gün, beni, ana ve babamı ve bütün mü'minleri de bağışla » (15)
Peygamberimiz, Müslim'in rivayet ettiği bir hadis te buyuruyor : «Müslüman bir kul, din kardeşi için gıyabında dua ederse, Melek de 'O'nun için istediğinin bir misli de senin için olsun' diye dua eder» Bütün bunlar samimiyetle Rablerine iltica edenler içindir Yoksa bir takım cenaze merasimlerinde, nikah törenlerinde, nişanlarda söylenen sözler gibi olmaktan öteye geçmez Kişi hayatında hiçte yararlı, önemli, akıllı birisi olmadığı halde, ölümü ile «eşine az raslanan bir insan», «Allah rahmet etsin, çok hayırsever idi» gibi sözlerle göstermelik ifadelerle dua olamaz
İnsanların beğenisini kazanmak için yapılan dua ve ibadetler Allah indinde makbul olamaz İnsanlar çoğu kez dinlerinden ziyade yaşamış oldukları ,ortamın durumunu gözönüne alırlar Zira adab-ı muaşeret denilen şey adab-ı İslamiyyenin yerine kaim olmuş Ve insanlar çoğu kez Allah adına, Allah'ın yasak kıldığı fiilleri tereddütsüzce işlemektedirler Müslüman olduğu halde adab-ı muaşeret gereği, yabancı bir kadının elini sıkmak gibi Dostlukları için, Allah'ın rahmetini kafirlere de istemek gibi Oysa Allah şöyle duyuruyor:
«— Ey iman edenler! Babalarınız, kardeşleriniz, «Küfrü imana tercih ediyorlarsa» (onları) dost edinmeyin Sizden kim onları dost edinirse; doğrusu kendine yazık etmiş olurlar»(16)
Allah'ın hükmü bu iken kafirlere de Allah'tan rahmet dilemek —onlara da Allah'ın hidayetinin ulaşması için dua etmekten başka— yapılan dualar İslam’dan değildir
Dua konusuna son vermeden diğer önemli bir hususa da değinmeden geçemiyeceğiz Mu'minler isteyeceklerini yalnız Allah'tan istemeli yalnız O'na sığınmalıdırlar ,«Kurtar bizi ya falanca», «yetiş ey falanca, «Ey falanca sen bize yardım et» gibi yakarışlar ve dualar İslamda yasak kılınmıştır Bu tür davranışlarda bulunmak Allah'ın hükümlerine 'karşı gelmektir Haram yalnız putlara tapmak değil, Allah'tan gayrısına sığınmak da haramdır Günde defalarca okuduğumuz Fatiha suresinde Yüce Allah şöyle buyuruyor:

«— Ancak Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramıyanların, sapmıyanların yoluna eriştir»(17)

Başka ayetlerde de şöyle buyurulmaktadır:

«Gerçek dua ve ibadet ancak O'nadır O'ndan başka çağırdıkları putlar kendilerine hiçbir cevap vermezler Durumları suyun ağzına gelmesi için avuçlarını ona açmış bekleyen adamın durumu gibidir, Hiçbir zaman suya kavuşamaz İşte kafirlerin yalvarışı da böyle boşunadır»(18)

«— Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini O kimselerden ayırma Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma»(19)
«— Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalpIerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; Şüphesiz Sen sonsuz bağışlayansın»(20)

Mü'minler Rablerinin kendilerine büyük rahmeti olan hidayeti korumalıdırlar Bunun korunmasına da dikkat edilecek en önemli husus 0'na şirk koşmamaktır Şirk ise yalnız, falan putların da şefaatı umulur Onlarda bizleri korur demekle kalmaz, Allah'ın rızasını umarak, kullarından yardım ve Allah'a yaklaştırmalarını istemek de keza şirktir Mü'min Rabbine ortak koşmadan O'na inanandır Öyleyse duamız da yalnız 0'na olmalıdır Tüm ibadetlerde bilinç, esas olduğu gibi duada da bilinç esastır Ne istediginin farkında bulunmalısın Hz Ömer (RA) anlatıyor :
Bir gün adamın birinin <<Allah'ım fitneden sana sığınırım>>diye dua etiğini duydum «Yarabbi bu adamın söylediği sözlerden sana sığınırım» diye dua ettim Adama da :
— Allah’ın sana çoluk, çocuk ve servet nasip etmesini istemiyor musun? diye çıkıştım
Başka bir rivayette de :
’’ Allah’ın sana mal ve çocuk nasip etmemesini mi istiyorsun? Hanginiz fitneden Allah'a sığınmak istiyorsa, onun doğurduğu kötülüklerden sığınsın» diye çıkıştı,(21)
Zira Kur'an'da Allah Teala mal ve evlatla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır :

— Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız birer Fitnedir Allah'a gelince büyük mükafat 0'nun yanındadır(22)

Allah geregi şekilde Kendisine dua edenlerin, dualarına icabet edecektir muhakkak Cümlemizi gereği şekilde dua eden ve Allah'ın da duasına icabet ettiği kullarından olmamızı Yüce Rabbimizden niyaz ederiz



1 Riyazus-Salihin C 3, Sh 65
2 Mü’min 60, Bakara 186
3 Araf 56
4 Tevbe 41
5 Bakara 155
6 Hz Muhammed ve İslamiyet,
IICilt, Sh 105
7 Enfal 9-10
8 Al-I İmran 123-124-125
9 Kamer 45
10 Enfal 17
11 Haşr 7
12 Bakara 214
13 Ankebut 2-3
14 Muhammed 19
15 İbrahim 41
16 Tevbe 23
17 Fatiha 5, 6, 7
18 Rad 14
19 Kehf 28
20 Al-I İmran 8
21 Hadislerle Müslümanlık Sh 1678
22 Enfal 28

İktibas Dergisi, 3 Cilt, 55 Sayı​
 
Üst Alt