Çankırı, MÖ.2000-1200 arası

ceylannur

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
3,873
Çankırı, MÖ.2000-1200 arasında Hititlerin egemenliği altında idi. Prof.Dr. İ.Kılıç Kökten’in (1909-1974) İç Batı Karadeniz ile Çankırı yöresinde yaptığı araştırmalar sonucunda, bölgenin ilk büyük höyüğü olan Salman Höyük’ü bulmuştur. Prof.Dr.İ. Kılıç Kökten’e göre, bu höyükteki buluntular, Anadolu’nun step niteliğini açıklayan çanaklardan çok, orman niteliği gösteren ateş boyalı bakır çanak-çömleklere benzemekteydi. Ayrıca bunlar höyükte İlk Tunç Çağı buluntuları olduğunu da göstermektedir. C.A. Burney, 1955’de aynı yörede araştırmalar yapmış, Salman Höyük’teki buluntuların Orta ve Son Tunç Çağlarından kaldığını ileri sürmüştür. Burney’in “Km 208” ismini verdiği bir başka höyük daha bulunmuştur. Ilgaz ilçesi yakınlarda Salman Höyük’ ün doğusundaki bu höyükte aynı dönem Orta Tunç ve Son Tunç çanak-çömlekleri bulunmuştur. Bu iki höyük dışında Çankırı’nın batısında bulunan Dümeli Höyüğü’nün de aynı döneme ait olduğu sanılmaktadır. Bu araştırmaların ışığı altında Çankırı yöresinde İlk Tunç Çağı’ndan itibaren bir yerleşim olduğu da kesinlik kazanmıştır.
Kaynak: Bydigi Forum MÖ.1200’lerdeYunanistan’ın kuzeyinden gelen göç dalgası Hitit Devleti’nin yıkılmasına neden olmuştur. Bundan sonra Hititler, Anadolu’nun güney ve güneydoğusuna çekilerek küçük beylikler halinde yaşamaya devam etmişlerdir. Öte yandan, Karadeniz kıyısında bugünkü Çankırı’nın kuzeyinde oturan Kaşkalar da, doğuya çekilerek, Mezopotamya’nın kuzeyindeki dağlık yörelere yerleşmişlerdir.



Hititlerden sonra bölgeye Paflagonya’nın en eski halkı olan Henet, Kaukon ve Mariandina toplulukları yerleşmiştir. Henetler, Cide-Amasra arasında, Mariandinalar Ayancık dolaylarında, Kaukonlar ise, Eskişehir (Frigya) yörelerinde yerleşmişlerdi. Paflagonlar’ın buraya gelişini anlatan Ksenofon, Paflagonlar’ın 100.000’e yakın askerleri olduğunu söyledikten sonra bu askeri gücün bölgedeki güç dengesini bozduğunu belirtmiştir. Daha sonra MÖ. 700-650 dolayında Kafkasya’dan Kimmerler de Paflagonya’ya kadar gelmişlerdir. Paflagonya’lılar döneminde bugünkü Çankırı’nın olduğu yerde Gangra isimli bir kentin olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir. İç Paphlagonia’nın en eski kentlerinden biri olan Gangra, Anadolu’da Pers döneminde, bir satraplık olduğu bilinmekle birlikte, kentin hangi yüzyılda ve kimler tarafından kurulduğu kesinlik kazanamamıştır. Özellikle tarihinin MÖ.I.yüzyıldan önceki dönemi karanlıktır. Pontus Kralı VI.Mithridates’e karşı kazanılan savaştan sonra, Anadolu’da egemenlik alanlarını yeniden düzenleyen Romalı komutan Pompeus, bu yöreyi, Roma bağımlısı bir krala bırakmıştır. Başkenti Gangra olan bu İç Paphlagonia Krallığı MÖ.VII. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüştür.


MS.V.yüzyılda Gangra (Çankırı), Antrapa (İskilip-Çorum) ile birlikte tüm Paflagonya, Romanın Galatya vilayetine bağlanmıştır.Bu dönemde Galatya Kralı Deitaros, Roma İmparatoru Cesar’ın öldürülmesi olayına katıldıktan sonra, Paflagonya’ya dönmüş ve Trokme diye anılan Galat Beyliği’nin topraklarını ele geçirmiştir. Roma’nın Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasından sonra ise, Paflagonya, Doğu Roma’nın bir eyaleti olmuştur. Bu dönemde Paflagonya, Honorias Pontus ya da Pilaimeles Theması diye anılan yerel bir birim durumuna getirilmiştir. Pompeiopolis (Taşköprü) bu temanın başkenti olmuştur. Bunun dışında bölgenin Bizans dönemindeki tarihi oldukça karanlıktır. Ancak Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra 1082’de Türklerin bölgeye gelmesiyle Bizans gücü bölgede azalmıştır.



Çankırı yöresi 1082’de Türkmen Beyi Emin Karateke’nin yönetimine girmiştir.Daha sonra 1106’da Danişmendoğulları bölgeye hakim olmuşsa da Bizans İmparatoru I.Aleksios Komnenos tarafından Bizans hakimiyetine altına alınmış, ancak bu durum çok uzun sürmemiştir. XIV.yüzyılda Çandaroğulları buraya hakim olmuş, Beylik Sinop ve Kastamonu olarak ikiye ayrılınca Çankırı yöresi Kastamonu Beyliği’ne bağlanmıştır. Yıldırım Beyazıt bu beyliğe son verip yöreyi Osmanlı topraklarına katmışsa da Ankara Savaşı (1402) sonrasında Sinop Beyi İsfendiyar Bey Çankırı topraklarının bir bölümünü geri almıştır. İsfendiyar Bey’in oğlu Kasım Bey, Osmanlılara sığınınca Çelebi Mehmet Ona Çankırı’yı vermiştir. Sultan II. Murat döneminde İsfendiyar Bey Çankırı’yı tekrar ele geçirmiş, ancak daha sonra yeniden Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Bundan sonra da Çankırı Kastamonu vilayetine bağlı bir sancak olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra da il merkezi olmuştur.



Çankırı merkezinde antik çağlardan günümüze bir tek kale gelebilmiştir. Ayrıca Roma dönemine ait kaya mezarları ve yer altı geçitleri bulunmaktadır. Antik Gangra kentinden günümüze gelebilen tarihi kalıntı olarak İlkçağ ve Ortaçağ kentinin akropolisindeki kalenin doğu yanındaki Bey Kapısı bölümünden iki sur parçası ve kentin güneybatı bitişiğindeki Taş Mescittir. Sur duvarları, devşirme moloz taştan, Geç ortaçağ yapısıdır. Çankırı il merkezinde Osmanlı dönemi yapılarından, Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılan ve en çok tanınanı Çankırı Ulu Camisidir (1522-1558). Danişmendliler döneminde yapılan Karatekin Türbesi, Candaroğulları’nın 1397’de yaptırdığı İmaret Camisi, Ali Bey Camisi (1609), Hacı Mehmet Bey’in yaptırdığı Yeni Cami (1720), Tüfekçibaşı İsmail Ağa’nın yaptırdığı Mirahor Camisi (1797), Cemalettin Ferruh Şifahanesi (Taş Mescit) (1235), Çivitçioğlu Medresesi (XVII.yüzyıl), Karataş Hamamı (XVII.yüzyıl), Buğday Pazarı Hamamı (XVII.yüzyıl), Kurşunlu’da bulunan Kurşunlu Hamam, Pazar Camisi, Ilgaz İlçesi’nde Ilgaz Hamamı, Çerkeş’te Piri Sani Türbesi (XVIII.yüzyıl), Çerkeş Hamamı (XVI.yüzyıl) bulunmaktadır.
 
Üst Alt