Cagdas Tefekkür!

Deruni

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz

“Tefekkürün de çagdasi mi olurmus kardesim!” demeyin. Kastimiz, su bulundugumuz ahir zamanin, eset günlerinde, bilinçli bir Müslüman olarak nasil tefekkür etmemiz gerektigidir. Ne yani eskiden tefekkür baska idi simdi baska mi? Evet, bugün yapacagimiz tefekkür, bugünün sartlarina uygun olmali, bizi harekete geçirmeli.

“Peki günün sartlari ne ki, ona göre hareket edelim,” dersek; Her seyden önce ahir zamanda, yani kiyamete çok yakin bir zamanda bulundugumuzu unutmamamiz gerekir. Bu zamanin özellikleri ve ehemmiyeti ise Müslümanlar açisindan çok önem arz etmektedir.

Olayin önemini anlamak için önce bulundugumuz su ani iyi tahlil etmemiz gerekmektedir. Önce bunlari kisaca belirtelim. Günümüzün sartlarindan dolayi insanlarin ihtiyaçlari ve konumlari degismis, akil, fikir ve psikoloji açisindan insanlar daha anlasilmaz ve karmasik bir yapiya bürünmüslerdir. Eskiden insan ihtiyaçlari daha belirgin ve basitti. Yeme, içme, barinma, egitim, güvenlik, cinsellik vb. Fakat günümüz insanini simdi bu ihtiyaçlarla sinirlamak hiç de mümkün gözükmüyor.

Kimse ne yaptigini nereye gittigini, ne istedigini bilmiyor. Iyi, kötü her seye saldiriyor. Kazandigindan fazlasini harciyor. Bencillik had safhada. Baba odada ölüm döseginde iken evlatlar diger odada miras paylasmakla mesgul. Yani insanimiz simdiye degin hiç olmadigi kadar karma karisik ve perisan vaziyette. Kimse isinin ehli degil, herkes her seyi konusuyor. Herkes her seyden anliyor. Hatta ilim ehli, irfan ehli insanlar dahi kendi yolunun çevrelerini kontrol etmede zorlaniyorlar. Koskoca cemaatlerde akli tatmin var fakat kalbi, tatminden bahsetmek çok zor. Insan odakli düsündügümüzde, yüzeysel olarak durum böyle. Ancak olaylari ve insanlari daha yakindan inceleyecek olursak “Bir kurtarici yok mu?” denecek vaziyetteyiz.

Çevresel odakli ve küresel olarak durumu analiz edecek olursak, gerçekten ahir zamanin belki de en kötü günlerinde yasiyoruz. Tüm dünyada Müslümanlar ezilmeye devam ediyor. Bir sürü sapik felsefi akim ve “izm”lerle saf dimaglar zehirleniyor. Insanlarla tüketim ve bencillik bataginda çirpiniyor. Batinin demokrasi anlayisi dahi degismis durumda. Yani, kendine demokrasi var digerlerine yok.

Diger yandan Süfyan ve Deccal fitnesinin tüm dünyayi kavuracagi günlerde yasiyoruz. Veya çok yakiniz. Hatta bir çok Müslüman dahi bu azili kafirleri Müslüman zannedip peslerinden giderek.. Rabbim bizleri muhafaza etsin.

Peki bu hülasadan sonra ne yapmamiz gerekir? Bunu da üç kisma ayiralim. Birincisi kendim için ne yapabilirim. Ikincisi ailem ve yakinlarim için ne yapabilirim? Üçüncüsü toplum için ne yapabilirim?

Kendimizle alakali olarak sunlari yapmaya çalisalim. Ilmi, ahlaki ve manevi ve sosyal açidan kendimizi çok iyi yetistirelim. Yani tam anlamiyla her açidan donanimli bir Müslüman olalim. Kendimizi ve çevremizi çok iyi taniyalim.

Ailemiz ve yakin çevremiz açisindan iyi bir baba, iyi bir es, iyi bir dost, iyi bir egitimci ve mesleginde basarili bir insan olalim. Çünkü mesleginde basarili olamayan, sosyal hayatta da basarili olamaz.

Toplum açisindan ise, yapacagimiz binlerce sey olabilir. Iste tefekkürü bu manada degerlendirecegiz. Yani ahir zamanin bu sartlarinda kendim için, ailem için, toplum için ne yapabilirim? Ne tür projeler üretebilirim? En verimli sekilde nasil hizmet edebilirim? Arkadaslar, Müslümanlar için binlerce sorun yumagi var. Beyin ise sonsuz problem çözme yetenegine sahip. Bu problemleri çözerken de en büyük yardimcimiz Allah (cc). O’na dayanacagiz, O’na güvenecegiz ve ihlasli ve verimli çalisacagiz. Her taraf alev alev yanarken bize durmak, dinlenmek, mayismak, televizyon karsisinda Kemal Sunal’in bilmem kaçinci defa yayinlanan filmini izlerken uykuya dalmak yakismaz.

Uyanik olmaliyiz. Insanimizin ekonomik, psikolojik, cinsel, ilmi, ahlaki, ailevi ve her alanda binlerce problemi var. Bu problemlere çözüm üretmeli, saglikli düsünen ve saglikli yasayan bir toplum için elimizden geleni yapmaliyiz.

Bunlari yaparken de 500 yil öncesinin metotlarina takilip kalmayalim. Rabbim bir insani, bir dostunu egitmek için tüm dünyayi kullaniyorsa; biz de helal çerçevesinde hizmet için Allah için yeni projeler yei hizmet alanlari ve yeni metotlar gelistirelim.

“De ki; Eger babalariniz, ogullariniz, kardesleriniz, esleriniz, kabileleriniz ve kazanmis oldugunuz mallar, durgunluga ugramasindan korktugunuz bir ticaret ve hosnut oldugunuz ikametgahiniz sizin için Allah Teala’dan, Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevgili ise Allah’in emri(gazabi) gelinceye kadar bekleyin. Ve Allah Teala fasiklar olan kavmi hidayete erdirmez” (Tevbe,24)

Evet sevgili kardeslerim. Allah’in gazabi gelmeden, biz kendimize gelelim. Yapacagimiz daha çoook is var. Hangi sart ve durumda olursa olsun herkes hizmet edebilir. Herkes hizmet etmelidir. Yanan atese bir kova su da sen dök! Seytana küfredecegine, Peygambere salavat getir! Karanliga küfredecegine, bir mum da sen yak! Allah’a emanet olun.

Mustafa Burak Seydaoglu...
 
Üst Alt