Akdeniz Bölgesi - Genel Bilgi

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
AKDENIZ BOLGESI

Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinden biri. Anadolu’nun güneyinde Akdeniz kıyısı boyunca uzanır; genişliği 120-180 km arasında değişir. Batı ve kuzey batısında Ege Bölgesi, kuzeyinde İç Anadolu Bölgesi, doğusunda Güney Doğu Anadolu Bölgesi, güneyinde ise Akdeniz bulunur. Güneydoğudan Suriye ile komşudur.

Bölge adını komşu olduğu Akdeniz’den alır. Bölge, yer şekilleri ve bun bağlı olarak ekonomik özelliklerin farklılığı nedeniyle iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Antalya ve Adana Bölümü’dür.

Yüzölçümü ve Nüfus Yapısı
Yüzölçümü 110.000km2 dolayındadır; Türkiye toplam alanının yaklaşık %14’ünü kaplar. Kıyı uzunluğu doğuda Suriye sınırından batıda Dalaman Çayına kadar 1542 Km’dir. Bölgenin batı sınırı daha batıdaki Karaağaç Koyuna kadar uzanır. 1990 nüfus sayımı sonuçlarına göre Akdeniz bölgesinde 8 milyona aşkın insan yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu km2’de 74 kişidir; bu da km2’de 73 olan Türkiye ortalamasına çok yakındır. Bölge nüfusunun %54’e yakın kısmı il ve ilçe merkezlerinde, % 46 kadarı ise bucak merkezi ve köylerde yaşar.

Kapsadığı Alan
Türkiye’nin başka bölgelerinde olduğu gibi Akdeniz Bölgesi’nde de bölge sınırları ile yönetim birimleri olan illerin sınırları tümüyle çakışmaz.

Adana
Antalya
Burdur
Hatay
Isparta
İçel illerinin tümü
Kilis
Kahramanmaraş’ın Afşin ve Elbistan ilçeleri dışında kalan bütün ilçeleri
Kayseri'nin Develi ve Yahyalı ilçelerinin bazı bölümleri
Konya’nın Halkapınar, Taşkent, Hadım, Ahırlı, Yalıhöyük, Seydişehir, Derebıçak, Hüyük ve Beyşehir ilçeleri
Karaman’ın Başyayla, Sarıveliler ve Ermenek ilçeleri ile Karaman merkez ilçe ve Ayrancı ilçelerinin bazı bölümleri
Afyon Karahisar’ın Başmakçı, Dinar ve Dazkırı ilçeleri
Denizli’nin Çardak, Serinhisar, Acıpayam, Çameli ilçeleri ile Bozkurt, Tavas ve Beyağaç ilçelerinin bir bölümü
Muğla’nın Dalaman, Ortaca, Köyceğiz ve Fethiye ilçeleri
Gaziantep’in Nurdağı, ve İslahiye ilçeleri, Akdeniz Bölgesi sınırları içindedir.
Bölge, doğudaki Adana ve batıdaki Antalya bölümlerinden oluşmaktadır.

Yüzey Şekilleri
Akdeniz bölgesinin dağlık ve oldukça engebeli bir yapısı vardır. Bölgenin yeryüzü şekillerinin ana çizgilerini Toroslar belirler. Antalya Körfezi’nin iki yanında yer alan Batı Toroslar, Kuzeyde Göller Bölgesinde birbirine yaklaşıp sıkışır. Teke Yarımadası’nın batısında beliren Batı Toroslar, Taşeli Plato’suna kadar uzanır.
Genellikle kalker ve ofiyolitli kayalarından oluşan bu dağlar kırıklı ve kıvrımlı bir yapı gösterir. Batı Torosların en yüksek noktası Beydağlarındaki 3096 m’lik Kızlar Sivrisi Tepesidir. Göller Bölgesi’nin kalker oluşumu, sarp dağlarının ortalama yüksekliği 2000-2005 m arasındadır. Yüksek kütleler arasında Avlan, Gördes, Söğüt gibi karstik kökenli çanak biçimli çukur alanlar vardır.

Bu kesim aynı zamanda düden, obruk, mağara, yer altı dereleri, suyutan ve voklüz kaynakları gibi karstik şekiller bakımından da zengindir.
Türkiye’nin, Beyşehir ve Eğridir gibi büyük tatlı su gölleri buradadır. Batı Toroslar, dik eğimli yamaçlarından inen bol sulu akarsular tarafından parçalanmış ve genellikle boylamasına uzanan derin vadiler ortaya çıkmıştır.

Orta Toroslar, güney batıdaki Taşeli platosu ile kuzey doğudaki Uzun Yayla arasında uzanır. Bu kesimdeki başlıca yüksek kütleler batıdan doğuya doğru Bolkar Dağları, Aydos Dağları, Aladağlar, Tahtalı Dağlar ve Binboğa Dağlarıdır.

Orta Torosların en yüksek noktası Aladağlar’da 3756 m’ye yetişen Demirkazık Tepesidir. Orta Toroslar Uzun Yayla’da 1500m yüksekliğindeki bir platoya dönüşür. Orta Toroslar kuzey-güney doğrultusunda akan bol sulu akarsular tarafından parçalanmıştır. Göksu, 130 km uzunluğundaki Limonlu Çayı, Tarsus çayı bunların başlıcalarıdır. Bu akarsular kalker oluşumlu dağlar arasında, derinliği 1000m’yi bulan vadiler açar ve yörenin yüzey şekillerinin sert bir görünüm almasına neden olur.
Nur Dağları, Toroslar dağ sisteminin en güneyindeki bölümünü oluşturur ve İskenderun Körfezinin doğusunda dik bir duvar gibi yükselir.

Göller ve Nehirler
Lübnan topraklarından doğarak kuzeye doğru akan ve Antakya yakınlarında dik bir açıyla batıya dönen Asi Irmağı, Amik Ovasının Güneybatı ucunda, geniş tabanlı bir vadiden geçer ve Samandağı yakınlarında Akdenize dökülür.

Çukurova, doğuda Nur Dağları, batıda ise Orta Toroslarla sınırlanır. Bu geniş düzlük batıda Seyhan doğuda Ceyhan ırmaklarının taşıdığı alüvyonlarla oluşmuş büyük bir delta ovasıdır. Çukurova’nın kuzey kesimleri bu iki ırmağın kolları ile yeryer parçalanmış bir plato görünümündedir; buna karşılık güneyde tekdüze bir hal alır. Bölgedeki en önemli akarsular doğudan batıya doğru sırasıyla Asi, Ceyhan ve Seyhan ırmakları ile Göksu, Köprü Suyu, Aksu, Eşem ve Dalaman çaylarıdır.
Başlıca doğal göller Beyşehir, Eğridir, Burdur ve Suğla gölleridir. Kıyılarda ise irili ufaklı birçok lagün vardır.
En önemli yapay göller ise Seyhan ve Aslantaş baraj gölleridir.

Akdeniz kıyıları genellikle, az girintili çıkıntılı olması ve geniş yaylar çizmesi bakımından Karadeniz kıyılarına benzer; kıyı sahanlıklarına da pek rastlanmaz. Bölgenin en batı kesiminde ise dağlar kıyıya dik uzandığı için, burada Ege kıyılarına benzeyen daha girintili çıkıntılı bir kıyı tipi vardır. Bu kıyıların, yakın zamanlardaki bir deniz düzeyi yükselmesi sonucu oluştuğu sanılmaktadır. Engebeli kıyının içine sokulmuş küçük koylar, adalar ve yarımadalar bu yükselme nedeniyle ortaya çıkmıştır.
Kalker oluşumların fazla olduğu bu kesimde birtakım karstik şekillerin kısmen deniz basmasına uğramasıyla doğal koylar oluşmuştur; ilkçağda gemilerin sığınak ve barınarak yeri kullandıkları bu koylara kalanklı kıyı adı verilir.

İklim ve Bitki Örtüsü
Bölgede genelde yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz iklimi egemendir. Ancak yüksekliğe bağlı olarak iklim özellikleri oldukça önemli farklılaşmalar gösterir.

Dağların denize bakan yamaçlarında ve arkalarında çukur alanlar ise karasal etkilerin arttığı bir iklim tipine rastlanır. Gene de Akdeniz’in etkisi nedeniyle bu kesimlerdeki iklim, İç Anadolu’daki kadar şiddetli karasal özellikler taşımaz. En sıcak ay ortalaması kıyılarda 27-28°, iç kısımlar 23-25° dir; en soğuk ay ortalaması ise kıyıda 10° dolayında iken iç kısımlarda 1,5-2° kadar iner. Benzer biçimde, yıllık ortalama sıcaklık kıyılarda 18-20°, iç kısımlarda ise 12-14° kadardır. Bu sayede turizm gelişmiştir.

 

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

Yer şekilleri
Bölgede yüksek dağlar ve platolar geniş alan kaplar.

Dağlar
Bölgenin çatısını oluşturan Toros Dağları, Alp kıvrım kuşağının ülkemizdeki uzantısıdır. Teke Yarımadası’ndan itibaren başlayan Toroslar Batı, Orta ve Güneydoğu Toros Dağları adını alarak Anadolu’nun güneyinde uzanır. Bölgenin doğusunda yükseltisi 3500 metreyi aşan dağlar burada kıyıdan uzaklaşır. İskenderun körfezinin doğusunda yer alan Amanos Dağları kırılma ile oluşmuş horstlardır.

Ovalar
Adana Bölümü’ndeki Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova ile Göksu’nun oluşturduğu Silifke Ovası bölgedeki delta ovalarıdır. Bu bölümde yer alan Amik ve Maraş ovaları ise çöküntü ovalarıdır. Antalya Bölümü’nde yer alan Acıpayam, Tefenni, Elmalı ve Göller Yöresi ovaları karstik oluşumlu polyelerdir.

Platolar
Batı ve Orta Toroslar arasında, yüksekliği 2000 metreyi bulan, Göksu Irmağı ve kollarınca parçalanmış Taşeli Platosu yer alır. Bölgede kalker taşlar yaygın olduğundan karstik oluşumlar fazladır. Teke Yarımadası ve Taşeli Platosu karstik oluşumların en sık görüldüğü alanlardır.

Akarsular ve Göller
Akarsular

Antalya Bölümü’nde Dalaman, Aksu, Köprüçayı ve Manavgat çayları, Adana Bölümü’nde ise Göksu, Seyhan, Ceyhan ve Asi ırmakları Akdeniz’e dökülen önemli akarsulardır. Akarsuların rejimleri düzensizdir. En çok suyu kış aylarında taşıyan akarsuların, yaz aylarında yağış azalması ve sıcaklık nedeniyle suları çekilir.

Göller
Göl oluşumları bakımından zengin olan bölgenin önemli gölleri Antalya Bölümü’ndedir. Dağlar arasındaki çukurluklarda, tektonik oluşumlu Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla Gölü gibi büyük göller yer alır. Buraya Göller Yöresi denir. Beyşehir ve Eğirdir’in yer altı kaynaklarıyla denize bağlantısı olduğundan suları tatlıdır. Teke Yarımadası’ndaki Kovada, Salda, Yarışlı, Elmalı ve Ketsel karstik oluşumlu küçük göllerdir. Köyceğiz Gölü alüvyal set gölüdür.

İklim
Bölgenin kıyı kesiminde Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı 750-1000 mm kadardır. Subtropikal yüksek basıncın etkisi nedeniyle yaz kuraklığı şiddetlidir. Toroslar’ın İç Anadolu’dan gelen soğuk hava kütlelerini engellemesi, enlem ve denizellik özelliği nedeniyle kış mevsiminin en ılıman geçtiği bölgedir. Antalya Bölümü’ndeki Göller Yöresi’nde iklim değişir ve karasala dönüşür. Bu bölümde yağışlar azalıp, sıcaklık farkları artar.

Doğal Bitki Örtüsü
Doğal bitki örtüsü Akdeniz iklimine ve yaz kuraklığına uyumlu, her zaman yeşil kalabilen, sert yapraklı, bodur bitki topluluğu olan makidir. Kıyıdan itibaren 700-800 metrelere kadar görülebilen maki topluluğu içinde zeytin, mersin, keçiboynuzu, defne, zakkum, sandal ve kocayemiş gibi ağaçlar bulunur. Daha yüksek kesimlerde kuraklığa uyumlu kızılçam, toros sediri ve karaçam türlerinden oluşan iğne yapraklı ormanlara geçilir. Bölge orman bakımından Karadeniz Bölgesi’nden sonra ikinci sırayı alır. Torosların içe dönük yamaçları ile Göller Yöresi’nde ormanlar seyrekleşir 2000 m yükseltiden sonra dağ çayırları başlar.

Nüfus ve Yerleşme
Bölge genişliğine oranla çok az nüfuslanmıştır. Çünkü Toros Dağları ve karstik arazi geniş yer kaplar. Nüfus daha çok kıy ovalarında ve Göller Yöresi’nde toplanmıştır. Adana Bölümü’nde nüfus daha fazla olup, bu bölümdeki Çukurova ve Amik ovaları Türkiye’nin en yoğun nüfuslu yerlerindendir. Nedeni tarım arazisinin geniş olması ve ulaşım kolaylığıdır. Ayrıca Adana Bölümü’nün göç alması da etkendir. Taşeli ve Teke platoları ile Toroslar’ın yüksek kesimleri tenhadır.

Ekonomik Özellikler
Tarım

Yazların uzun ve sıcak, kışların ılık geçmesi nedeniyle yılda 2, 3 kez tarımsal ürün alınır. Yaz kuraklığının tarımı olumsuz etkilemesi sulamayı zorunlu kılmıştır. Kışların ılık geçmesi ve güneşlenme süresinin uzunluğu seracılık faaliyetlerini geliştirmiştir. Bölgede ekonomik değeri yüksek olan ve ihraç edilen tarım ürünlerinin yetiştirilmesi tercih edilir.
UYARI: Antalya Bölümü’nde kalkerli arazinin yaygınlığı ve yaz kuraklığının belirginliği tarımı olumsuz yönde etkiler.

Tarım Ürünleri
Kıyı Bölgesi Tarım Ürünleri
Kış ılıklığına bağlı olarak turunçgil ve muz üretimi yapılır. Muzun %100’ü, turunçgillerin % 88’i bu bölgede üretilir. Ayrıca Türkiye pamuk üretiminin % 35’i, sebzenin % 26’sı, yerfıstığının % 88’i anasonun % 65’i ve susamın % 80’i bu bölgeden sağlanmaktadır.
Göller Yöresi Tarım Ürünleri
Burada yetiştirilen ürünler kıyı kesiminden farklılaşır. Tahıl, haşhaş, anason, şeker pancarı, gül ve tütün yetiştirilir.

Hayvancılık
Akdeniz Bölgesi’nde çayır ve otlakların az yer tutmasına karşın beslenen hayvan sayısı bir hayli fazladır. Bu durumun nedeni her zaman yeşil kalabilen ve 800 m’lere kadar çıkabilen maki topluluğunun varlığıdır. Teke Yarımadası, Taşeli Platosu ve Torıs Dağları’nda küçükbaş hayvancılık yaygındır. Özellikle kıl keçisi beslenir. Dağların yüksek kesimlerinde koyun yetiştirilir. Arazinin çok engebeli olması nedeniyle hayvanların et ve süt verimi düşüktür. Antalya Yöresi’nde arıcılık önemlidir.

Ormancılık
Türkiye ormanlarının yaklaşık % 24’ü bu bölgede bulunur. Buna bağlı olarak ormancılık gelişmiştir. Orman ürünleri Göller Yöresi’ndeki kereste fabrikalarında işlenir. Dalaman (Muğla), Silifke-Taşucu’nda (Mersin) ise kağıt fabrikaları bulunur.

Madenler ve Enerji Kaynakları
Madenler : Antalya Bölümü maden bakımından daha zengindir. Bu bölümdeki Fethiye-Dalaman havzası önemli bir krom çıkarım alanıdır. Ayrıca Adana-Kozan, Hatay, Amanos Dağları’nda krom çıkartılır. Antalya-Akseki ile Konya-Seydişehir arasında Türkiye’nin en büyük boksit yatakları yer alır. Keçiborlu’da kükürt yatakları bulunur. Kahramanmaraş-Faraşa, İskenderun-Payas’ta demir yatakları işletilir.

Enerji Üretim Tesisleri
Seyhan, Aslantaş, Menzelet, Oymapınar bölgedeki önemli hidroelektrik santrallerdir.

Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır:
UYARI: Antalya Bölümü’nde endüstriyel gelişim, ulaşım zorluğu nedeniyle daha geridir.

Besin – Bitkisel Yağ : Adana, Kahramanmaraş, Antalya
Şeker : Burdur
İplik ve Pamuklu Dokuma : Adana, Tarsus, Kahramanmaraş, Antalya
Halı Dokuma : Isparta, Burdur
Sigara – İçki : Adana
Demir – Çelik : İskenderun
Petrol Rafinerisi : Mersin (Ataş)
Alüminyum : Seydişehir
Gübre : Mersin, İskenderun
Tarım Makineleri : Çukurova, Adana
Pil : Antalya

Ulaşım
Toros Dağları’nın kıyıya paralel uzanması, ulaşımı güçleştirir. Adana Bölümü ulaşım bakımından daha elverişlidir. Çukurova, Gülek ve Belen geçitleri ile diğer bölgelere bağlanmıştır. Silifke ovası Sertavul geçidi ile Antalya ise Çubuk geçidi ile iç kesime bağlantılıdır. Antalya dışındaki kentler demiryolu ile diğer bölgelere bağlantılıdır. Mersin ve İskenderun Limanları ard bölgelerine demiryolu ile bağlantılı olduğundan gelişmiştir. Dörtyol ve Yumurtalık önemli petrol limanlarıdır.

Turizm
Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümü’nde turizm gelişmiştir. Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve İnsuyu mağaraları ile Cennet – Cehennem obrukları doğa harikasıdır. Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Akdeniz Bölgesi Türkiye’nin 4. gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.

Muz
Turunçgiller
Pamuk
Yerfıstığı
Sebze
Meyve
Orman ürünleri
Turizm
 

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
ANTALYA BÖLÜMÜ
Akdeniz Bölgesi'nin Manavgat çayının batısında kalan kesimdir. Antalya Körfezi'nin çevresi ile batıda Teke Yöresi, kuzeyde Göller Yöresi'ni içine alır. Batıda Ege Bölgesi sınırından; doğuda Alanya'ya kadar uzanır. Bölüm genelde dağlıktır. Bölümde Batı Toroslar yer alır. Dağlar kıyıya paralel uzanır (Teke yarımadasın-daki dağlar hariç).
Önemli dağlar Gölgeli, Akdağ, Sultan dağları, Dedegöl dağlan, Beydağlar, Elmalı dağı, Bozdağ, Geyik dağlarıdır.

Sıradağlar, kıyının hemen gerisinden başladığından bölümde geniş düzlükler azalmıştır. Kıyıda Eşen, Antalya, Manavgat ovaları, iç kesimlerde, Acıpayam, Elmalı, Isparta, Tefenni, Bozova, Kestel ve Gölhisar ovaları bulunur. Bölümde yer alan akarsular batıdan doğuya doğru Dalaman, Eşen, Aksu, Köprüçay ve Manavgat çayıdır. Manavgat çayı yeraltı suları ile beslendiğinden suları boldur.

Bölümün kuzeyinde Göller Yöresi bulunur. Eğirdir, Beyşehir, Burdur, Acıgöl, Salda ve Suğla gölü bölgede yer alan göllerdir. Manavgat üzerine kurulmuş olan Manavgat ve Oymapınar da önemli barajlardır. Beyşehir gölünün fazla suları Çarşamba suyu ve Suğla gölüne oradan da Konya Ovası'na ulaşır. Burdur ve Acıgöl'ün suları acıdır.
Kıyıda, Antalya, Finike, Fethiye önemli körfezlerdir.

İç Anadolu ve Van Gölü'nden sonra Türkiye'nin üçüncü büyük kapalı havzası Göller Yöresidir.
Antalya bolümü Türkiye'nin kalkerli arazi ve Karstik şekillerin en fazla olduğu bölümüdür.
Kalkerli arazinin kimyasal yolla erimesi sonucu birçok ova, göl, mağara, düden, obruk gibi yer Şekilleri oluşmuştur. Bölümdeki akarsuların bir kısmı karstik kaynaklarla beslenir. Manavgat çayı, dünyanın en büyük yeraltı kaynaklarıyla beslenmektedir.

Kıyı kesiminde yazlan sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer (Akdeniz iklimi), iç kesimlere doğru yükselti arttığından ve deniz etkisinden uzaklaşıldığından karasallık artar. Maki, kıyı kesiminin tanıtıcı bitki örtüşüdür. Göller Yöresi'nde bozkırlar hakimdir.

Bölge genelde dağlık olduğundan tarım alanları azdır. Ancak uygun iklim şartları olduğundan sulama ve seracılık metodu ile tarım yapılır. Verim yüksek ve tarım ürünü çeşidi fazladır. Antalya Yöresi seracılık bakımından Türkiye’de ilk sırada yer alır.

Kıyı kesiminde turfanda sebze ve meyve, çiçek yetiştiriciliği ile turunçgiller, pamuk, susam, muz, zeytin üretimi yaygındır. Ülkemizde muz, sadece Anamur-Alanya arasında yetiştirilir.

İç kesimlerde iklim de karasallaşmaya başlar. Buna bağlı olarak buğday, şekerpancarı, anason ve gül yetiştirilir.
Başta kılkeçisi olmak üzere daha çok küçükbaş hayvan yetiştirilir.

Nüfus genellikle Antalya Körfezi kıyıları ve Göller Yöresi'nde yoğundur. Teke yarımadası ve Torosların yüksek kesimlerinde nüfus oldukça tenhadır. Bölümün en büyük kenti Antalya'dır. Büyük bir turizm potansiyeline sahip olan ve önemli bir limana sahip olan Antalya'da ticaret de gelişmiştir. Ticarî faaliyetlerin yürütüldüğü bir serbest bölgeye sahiptir. Diğer önemli şehirleri kıyıda Fethiye, Kaş ve Manavgat, Finike ve Dalaman'dır.
İç kesimlerdeki önemli yerleşim merkezleri: Isparta, Burdur, Beyşehir ve Seydişehir'dir.

Dalaman ve Fethiye'de krom, Seydişehir'de boksit (alüminyum cevheri), Keçiborlu'da kükürt, Köyceğiz çevresinde zımpara taşı çıkarılır.
Antalya'da dokuma, metalürji (ferro-krom) besin, konserve ve Burdur'da şeker, traktör, gülyağı, Seydişehir'de alüminyum, Isparta’da dokuma (halı), gülyağı, çimento, Keçiborlu'da kükürt işleme, Dalaman ve Aksu'da kağıt fabrikası vardır. Gülbirlik Türkiye’nin gül merkezi olan Isparta’da kurulmuştur. Isparta aynı zamanda önemli bir halı üretim merkezidir.

Antalya Bölümü, Göller Yöresi üzerinden İç Anadolu ve Ege bölgelerine düzgün yollarla bağlıdır. Antalya limanı ülkemizin önemli limanlarından biridir. Ayrıca Antalya’da bir serbest bölge kurulmuştur.

Uzun, sıcak ve bol güneşli yazları, temiz ve uzun sahilleri, doğal güzellikleri, tarihî kalıntıları ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Düden, Manavgat ve Kurşunlu Şelalesi, Damlataş, İnsuyu ve Karain Mağaraları, Side, Aspendos (Belkıs), Perge tarihi kalıntıları, Selçuklu eserleri (Yivli Minare, kervansaraylar) bölümün diğer önemli turizm eserleridir. Ayrıca Toroslarda dağ turizmi (yaylacılık) gelişmiştir.

 

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
ADANA BÖLÜMÜ
Alanya'nın batısından başlar, Kilis ve Kahramanmaraş'ın doğusuna kadar Orta Toroslar boyunca uzanır.
Önemli dağlar Bolkar, Aladağlar (en yüksek tepesi Demirkazık 3756 m), Tahtalı ve Binboğa dağlarıdır.
Bölüm İç Anadolu'yu, Akdeniz kıyılarına Güneydoğu Anadolu'ya ve Ortadoğu'ya bağlayan yollar üzerindedir.
İskenderun Körfezi'nin doğusunda Nur dağları uzanır.

Bölümün yaklaşık üçte biri verimli ovalarla kaplıdır. Çukurova (Seyhan ve Ceyhan ırmaklarının taşıyıp biriktirdiği alüvyonlarla oluşan delta ovası) ve Dörtyol, Göksu ovası, (delta) Silifke ovası, (Göksu'nun deltası), alüvyonlu çöküntü ovaları bulunur.
Hatay'da Amik ovası vardır. Seyhan, Ceyhan, Göksu, Tarsus çayı ve kaynağını Lübnan dağlarından alıp Antakya'da denize dökülen Asi ırmağı önemli akarsularıdır.

Seyhan üzerinde Seyhan, Tarsus çayı üzerinde Berdan barajı, Ceyhan üzerinde Aslantaş, Kesiksuyu, Kozan ve Menzelet barajları yer alır.
Kıyı kesimlerde ve alçak ovalarda tipik Akdeniz iklimi görülür. En çok yağışı kış mevsiminde almaktadır.
Yıllık yağış çoğu yerde 1000 mm iken, dağlar kıyıdan uzaklaştığı için Adana'da yıllık yağış miktarı azalır.
Torosların yüksek kesimlerinde ve içerilerde karasal iklim görülür.
Kıyı kesiminde maki, 800 m'den yükseklerde kızılcam, Torosların kuzey kesimlerinde karaçam, sedir, meşe ve ardıç 1 türü ormanlar ve iç kesimlerde bozkırlar yer alır.

Ovalar geniş ve verimli olduğundan tarım gelirleri yüksektir. Çukurova'da en çok, pamuk yetiştirilir.
Irmaklar üzerinde kurulmuş olan çok sayıdaki baraj, sulamada büyük kolaylıklar sağlamıştır.
Diğer tarım ürünleri; buğday, pirinç, turunçgiller muz, yer fıstığı, zeytin, soya fasulyesi, mısır, çeşitli meyve ve sebzelerdir.
Kıyı kesimlerinde seracılık gelişmiştir.

Dağlık alanlarda hayvancılık yaygın olup en çok kıl keçisi yetiştirilir.
Özel konumu, ulaşım imkanları, geniş ve verimli tarım alanlarına sahip olması sebebi ile nüfus yoğunluğu fazladır.
Geniş verimli ovalara sahip olan Adana Bölümü'ne, tarım alanlarında çalışmak için çevre bölgelerden çok sayıda mevsimlik işçi gelmektedir.

Bölümün en büyük kenti Adana'dır (Türkiye'nin 4. büyük kenti). Önemli bir limana ve serbest ticaret bölgesine sahip olan Mersin (İçel) yine canlı bir limana sahip olan İskenderun ile Kahramanmaraş, Antakya, Kilis, Osmaniye, Ceyhan, Kozan, Silifke, Dörtyol, Anamur, Kadirli, Kırıkhan, Reyhanlı'dır.
Orta Toroslor ve Pozantı üzerinde ve Nur dağlarında krom, Kozan, Ermenek dolaylarında linyit, Adana civarında demir, petrol, Bolkar dağlarında kurşun ve çinko çıkarılır.
Adana Bölümü'nün en önemli maden zenginliği Toroslar ve Amanoslardan çıkarılan kromdur.
Kozan ve Karaisalı'da linyit çıkarılır.
Batman'dan ve "Irak'tan gelen petrol boru hatları İskenderun Körfezi'ne (Adana-Yumurtalık limanına) ulaşmaktadır.

Sanayi gelişmiş olup, daha çok Adana, Mersin ve İskenderun’da toplanmıştır. Sanayi kuruluşlarının çoğu tarıma dayalıdır.
Adana'da; dokuma, sigara, çimento, gıda, bitkisel yağ, tarım ilaçları, kimya, çimento, tarım makineleri;
Mersin'de Ataş rafinerisi, yem, cam, gübre, metal gıda sanayii;
İskenderun' da demir-çelik suni gübre sanayii, Kahramanmaraş'ta dokuma sanayii gelişme göstermiştir.
Mersin limanı bölgenin önemli ithalat ve ihracat limanıdır.
Bu kentimizde ülkemizin ilk serbest bölgesi bulunur.
Alanya, Anamur, Silifke ve Tarsus önemli turizm merkezleridir.
Mersin'de Kız Kulesi, Antakya'da Sen Piyer Kilisesi, Tarsus'ta Ashab-ı Keyf (Yedi Uyurlar Mağarası) Silifke yakınlarında Cennet-Cehennem Obrukları, Alanya Kalesi, Damlataş mağarası, Kurşunlu, Manavgat, Düden Şelaleleri, Köprülü Kanyonu, Side, Perge ve Aspendos gibi antik kentler önemli turizm değerleridir.

Adana Bölümü'nün nüfus, tarım, sanayi bakımından Antalya Bölümü’nden daha fazla gelişmiş olmasına rağmen; narenciye, turfandacılık, turizm açısından Antalya Bölümü daha gelişmiştir.

Bölgenin Türkiye Ekonomisindeki Yeri
Akdeniz Bölgesi'nin Türkiye ekonomisine en büyük katkısı tarım alanındadır.
Turunçgiller, soya fasulyesi, anason, yer fıstığının büyük kısmı bu bölgeden sağlanır.
Pamuk, susam, çeşitli sebzeler ve gülün büyük kısmını üretir.
Mısırın yağ üretiminde kullanılmasıyla birlikte mısır üretimi Karadeniz Bölgesi'ni geçmiştir.

 

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Akdeniz Bölgesi’nin Genel Özellikleri:
1. Yüzölçümü bakımından 4. sıradadır. (%15)
2. Orman bakımından %24,5 ile 2. sıradadır.
3. Kıyı uzunluğu 1577 km.’dir. Boyuna kıyı tipi görülür.
4. Yer fıstığı turunçgil, muz, gül ve soya fasülyesi üretiminde 1. sıradadır.
5. Muz yalnız bu bölgemizde yetişir.
6. Karstik şekillerin en çok görüldüğü bölgemizdir.
7. Kışları en ılık, yazları en uzun geçen bölgemizdir.
8. Toroslar, iç bölgelere ulaşımı güçleştirir ve deniz etkisinin içerilere girmesini engeller. Aynı zamanda kıyı kesimini İç Anadolu Bölgesinden gelen soğuk havalardan korur.
9. Yıllık sıcaklık ortalaması en fazla olan bölgemizdir.
Yıllık Sıcaklık Ortalaması: 18.5 °C
En soğuk ay ortalaması: 10 °C
En sıcak ay ortalaması: 28°C’dir
10.Sebze üretiminin ve seracılığın en fazla olduğu bölgemizdir.
11. Yıllık yağış ortalaması 1000 mm olan bölgede yağışın mevsimlere göre dağılışı şu şekildedir.

Akdeniz Bölgesinin Geçim Kaynakları

Akdenizin iklimi bir çok iş kollarına imkan sağlar. Özellikle tarımcılık akdenizde çok iyi bir geçim kaynağıdır. Toroslar ve sahillerdeki yeşillikler hayvancılığıda mümkün kılmaktadır. Akdenizin uzun sahilleri Turizmin gelişmesine katkıda bulunduğundan turizm akdenizin ekonomisine son yıllarda büyük katkılar sunmakta.
Akdeniz balık yönünden çok zengindir. Balıkcılık ayrıyeten bir çok insan için geçim kaynağını oluşturmaktadır.
Akdenizin sanayisi diğer bölgelere göre biraz daha zayıf olduğu dikkat çekmektedir.

Kısaca Akdeniz Bölgesinin geçim kaynağı:
Turizm, Tarım, Hayvancılık, Ormancılık, Balıkcılık ve sanayidir diyebiliriz.

Akdeniz Bölgesinin Gelenek ve Görenekleri
Her yörenin kendine özgü çok çeşitli gelenek ve görenekleri vardır, bu gelenek ve görenekler o bölgenin insanının kültür mirasıdır. Akdeniz bölgesinin de bir takım gelenekleri vardır. İşte onlardan bazıları yazımızda sizler için anlatılmaktadır.

DÜĞÜN GELENEKLERİ

Kız İstemede Mendil Düğümleme: Gelinlik çağına gelen genç kızlara çevrede dünürcü gelinir. Bu dünürcüler bir tane olabileceği gibi aynı anda birden fazla da olabilir. Kıza gelen dünürcülere kız babası düşüneceğini söyler. Kız babası kıza doğrudan doğruya kiminle evlenmek istediğini soramadığı için bir kadın tarafından kıza kaç tane taliplisi varsa o kadar ayrı renkte mendil getirilir. Bu mendillerin kime ait olduğu da söylenir. Kızın kime gönlü varsa o kişiye ait mendili düğümler ve böylece kiminle evlenmek istediğini belirtir.

Düğün : Babası oğlunu çağırır,oğlan diz çökerek oturur. Baba oğlum falan adamın kızını sana isteyeceğim, git kızı uzaktan gözet der. Oğlan kızı beğenirse arkadaşlarıyla babasına haber gönderir. Oğlan babası iyi konuşan, ağzı laf yapan bir komşusu ile dünüre gider. Oturup uzun uzun sohbet ederler. Olan tarafı çekingen davrandığı için bir türlü konuya giremez. Ziyaretin sonuna yakın komşusu Allahın emri üzeri Peygamberin Kavli üzeri oğlumuz falancaya sizden hısımlık diliyorum der. Kız babası başını eğerek sonra cevap veririz biraz düşünelim der. Daha sonra ikinci bir ziyaret gerçekleştirilir. Geçen günkü sözümüz ne oldu diyerek söze başlanır. Kız babası yine başını eğerek cevap vermek istemez,düşünelim der. Oğlan babası yine cevap alamadan geri döner. Çünkü kız evi naz evidir. Kız evine üçüncü ziyarette maddi duruma göre hediye (Baklava,çikolata) alınarak götürülür. Oğlan babası bu kez biz geldik gitmeyiz, kuzu kurban kabul etmeyiz, bu kızı Allah yazdıysa gelin almak isteriz der. Eve getirilen hediye kız evi tarafından kabul edilirse oğlan evini görmeceye (kız ile oğlanın biribirini görmesi) çağırır. Kız ile oğlan görüştükten sonra kız babası yakın bir akrabası vasıtasıyla kızının fikrini sorar. Kız babam bilir derse gönlü var demektir.Bundan sonra söz kesilir. Arkasından oğlan tarafı nişan ister. Nişandan sonra bir gün alırlar ve kızın evine kesene (Kıza altınını,elbisesini ve çeyizini götürmek) giderler. Kesene kızın çeyizini evine serer. Kesene Perşembe günü gider düğün cumartesi akşamı kına ile başlar. Kına gecesi gelinin tüm tanıdıkları ve arkadaşları gelerek gelini giydirip süslerler. Gelin odaya gelince alkışlanır ve oturmadan oynatılır. Bundan sonra meydan genç kızlara kalır.Ve uzun bir süre söyleşirler. Birbirlerini överler,türkü söylerler. Oyun faslı bittikten sonra sıra geline kına yakmaya gelmiştir.

Kına yakılmadan önce kız anasından şöyle izin istenir.

Kız mısırdan kınan geldi mi?
Kız annesi duydu mu?
Çağırın gelsin öz anasına
İzin versin kınasına
Geline kına yakmadan önce abdest aldırılır. Genç kızlar tarafından büyük bir leğende kına yoğrulur. Yoğrulan kınanın üzerine mum yakılır. Kına ilk olarak ,annesi tarafından gelinin eline sürülür. Daha sonra genç kızlar kına türküsünün eşliğinde birbirlerine kına yakarlar.

Gelin söyler:
Ak elime mor kınalar yakarlar
Baba evinden el evine atarlar.
Ana söyler:
Var git kızım güle güle
Göz yaşını sile sile
Gelin söyler :
Sabah erken kalkarım
Elim kına yıkarım
Anne,baba ve kardeşlerim artık sizi çok özlerim.
Kız anası söyler:
Var git kızım güle güle
Göz yaşını sile sile
Oğlan tarafı Pazar günü gelin alıcı gelerek gelini alırlar.

DOĞUM GELENEĞİ

Doğum ve Sonraki Törenler: Doğum öncesi akraba ve komşulardan tecrübeli ve yaşlı kadınlar evde toplanır. Anne adayının yanında ayrılmazlar. Doğumu en tecrübeli kadın yaptırır.Ve ömür boyu çocuğun ebesi olarak kalır.

Doğum gerçekleşince bebeğin göbeği kesilerek bağlanır. Zaman geçirmeden yıkanarak bir beze sıkı sıkı sarılır.(Kundaklanır)

Doğumdan sonra göbedelik töreni yapılır.Bu tören yapılırken maddi durumu iyi olanlar ziyafet verir ,iyi olmayanlar ise lokum ve büskivi dağıtırlar.

Ad verme: Ailenin en yaşlı erkeği çocuğu kucağına alarak kulağına ezan okuyarak ismini verir.

Tuzlama: Bebek doğduktan 3 gün sonra yakın komşularının ve akrabalarının toplandığı ev ortamında bebek bal karıştırılmış tuzla tuzlanır.(Büyüdüğünde teni kokmasın diye)

Diş Diricesi(Gölleme): Bebeğin ilk çıkardığı dişi gören ilk kişi çocuğa hediye alır.Ve diş diricesi (nohut ,mısır,fasulye ve buğdayın harşlanmasıyla yapılan yiyecek) pişirilerek gelenlere ikram edilir.Gelmeyenlere gönderilir.

Günümüzde ise gelişen teknoloji sayesinde bebeğin cinsiyeti, sağlıklı mı yoksa özürlü mü olduğu önceden belirlenebilmekte, hastanelerde hijyenik ortamda doğum yaptırılmaktadır.

YAYLA GELENEĞİ

İklimi nemli ve sıcak olan ilçemizde tarımsal üretimin gelişmediği ve turizmin olmadığı dönemlerde hayvancılıkla geçinen yöre halkı hayvanların ilkbaharda otlak ihtiyacı için yaz yurduna Temmuz ve Ağustos aylarında başyaylaya Eylül ve Ekim aylarında da güzlüğe gitmektedir. Günümüzde ise daha çok iklim ve nostaljik sebeplerle Mayıs, Eylül ayları arasında yaylalara gitmektedirler. Geçmişte barınak olarak inler,kümeler,taştan yapılmış çivliklerde ikamet edilirken ve at ,deve ve eşeklerle yayla göçü gerçekleştirilirken günümüzde motorlu araçlarla ulaşıma elverişli yayla yolları günübirlik yayla gidiş-gelişine olanak sağlamış, yayla evleri kalıcı konut halini almıştır. Çoğu yaylada elektrik ve su imkanı yaylalarda yöre halkının kentsel imkanlara kavuşmasını sağlamıştır.

İMECE GELENEĞİ

Özellikle kırsal kesimdeki köylüler,köyün ortak işlerini imece usulüyle çözdükleri gibi ,birbirleriyle de kendi aralarında özellikle ekim ve hasatlarda yardımlaşma geleneği günümüzde de halen devam etmektedir.
 
Üst Alt