Burada her şey "NET"
islamiforumlar.net



Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > KÜLTÜR,EDEBİYAT MİZAH > Kim Kimdir?
www.islamiforumlar.net
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Son Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Soru cevap Dua köşesi İslami rüya tabirleri Resimli Cuma Mesajları Dök içini rahatla İletişim
Kim Kimdir? Tarihi veya günümüz önemli şahsiyetleri...


Fatih Sultan Mehmet'in kısaca hayatı

Kim Kimdir?


Yeni Konu aç CEVAPLA

 

Seçenekler Değerlendirme: Konunun ortalama Değerlendirmesi 5,00/5,00 puandır.
Alt   #1 (permalink)
ömr-ü diyar
Uzman Kardeşimiz

Fatih Sultan Mehmet'in kısaca hayatı



Fatih Sultan Mehmet'in kısaca hayatı, Fatih Sultan Mehmet hayatı maddeler halinde

Fatih Sultan Mehmet, 30 Mart 1432 tarihinde Edirne'de doğdu. Babası Sultan İkinci Murat, annesi ise Hatice Hüma Hatun'du. 11 yaşında Manisa'da Saruhan sancakbeyi oldu. Dönemin önemli bilginleri tarafından dersler aldı. Hocaları arasında Molla Gürani, Temcidoğlu, Çelebizade Mehmet, Molla Hüsrev gibi isimler vardı.

1443 yılında ağabeyi Alaaddin Ali Çelebi'nin vefat etmesi üzerine tahtın tek varisi oldu. Babası İkinci Murat'ın tahttan feragat etmesiyle birlikte -1444 yılında- henüz 12 yaşındayken tahta çıktı. Bu durum devlet adamları arasında bazı rahatsızlıklara sebep oldu. Tahta oturalı çok kısa bir süre olmuşken Haçlı Seferi ile karşı karşıya kaldı. Birtakım devlet adamlarının isteği üzerine İkinci Murat tekrardan tahta geçti. Fatih Sultan Mehmet ise Manisa'ya gitti.

Babası İkinci Murat'ın 1451 yılında vefat etmesi üzerine 19 yaşında ikinci kez tahta çıktı. Fatih Sultan Mehmet, tahta oturur oturmaz İstanbul'un fethine yoğunlaştı. 1453 yılına dek yaptığı hazırlıkların ardından 6 Nisan'da kuşatmayı başlattı. 53 gün süren kuşatmanın ardından 29 Mayıs günü İstanbul fethedildi.

Fatih Sultan Mehmet, bilime ve sanata çok önem verirdi. Örneğin, dönemin önemli bilimadamlarından Ali Kuşçu'yu İstanbul'a çağırdı. İtalyan ressam Gentile Bellini'yi de İstanbul'a çağırdı ve resimlerini yaptırdı.

Fatih Sultan Mehmet, 3 Mayıs 1481'de vefat etti.

FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİNDE FETHEDİLEN YERLER

1459'da Belgrad'ın dışında bütün Sırbistan Osmanlı egemenliğine girdi.
1460'da Venediklilerin elindeki bazı kaleler dışında Mora ve Atina şehri ele geçirildi.
1461'de Trabzon Rum İmparatorluğu'na son verildi.
1462'de Eflak Osmanlı hakimiyeti altına girdi.
1463'de Bosna fethedildi. Osmanlı'nın gösterdiği hoşgörüden etkilenen Boşnaklar Müslümanlığı benimsemişlerdir.
1465'de Hersek Osmanlı hakimiyeti altına alındı.
1476'da Boğdan Osmanlı hakimiyetine alındı.
1478'de Arvanutluk ele geçirildi.
1480'de İtalya'ya yapılan sefer neticesinde Otranto fethedildi.


FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİNDE DENİZLERDE FETHEDİLEN YERLER

Eğriboz, İmroz, Limni, Midilli, Bozcaada, Taşoz, Semadirek, Gökçeaada, Zenta, Ayamavra ve Kefalonya adaları alındı.

GENİŞ AÇIKLAMALAR

Fatih Sultan Mehmed 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Huma Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemalarından birisiydi ve yedi yabancı dil bilirdi. Alim, şair ve sanatkarları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed'in en çok değer verdiği alimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey söylemezdi. Fatih Sultan Mehmed okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça'ya çevrilmiş olan felsefi eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul'a getirtirdi. Nitekim Astronomi bilgini Ali Kuşçu kendi döneminde İstanbul'a geldi. Ünlü Ressam Bellini'yi de İstanbul'a davet ederek kendi resmini yaptırdı. Şair ve açık görüşlüydü. Fatih Sultan Mehmed 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat 25 sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.

20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul'u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı. Hz.Muhammed'in (S.A.V) hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı. Orta Çağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı açan Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmed, Nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü Maltepe'de vefat etti ve Fatih Camii'nin yanındaki Fatih Türbesi'ne defnedildi.

PAYLAŞ
Facebook Twitter Google



ömr-ü diyar isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #2 (permalink)
ömr-ü diyar
Uzman Kardeşimiz




Fatih Sultan Mehmed padişah, olduktan sonra ilk iş olarak, devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı. Fatih Sultan Mehmed, büyük gayesini gerçekleştirmek için, Macarlara, Sırplara ve Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu. Amacı Haçlıların birleşmesini önlemek, onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı. Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü. Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı, Balkanlardaki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu. Bizans İmparatorları, Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı. İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi, ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına alınacak ve bu sayede, Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı. Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı. Devrin mühendislerinden Musluhiddin, Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top dökümü işiyle görevlendirildi. "Şahi" adı verilen bu topların yanında, tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı. Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının karşısına, Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak, deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi. Eflak ve Sırbistan ile var olan barış antlaşmaları yenilendi. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında, Bizanslılar da boş durmuyordu. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç'e bir zincir gerdirerek, buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı. Aynı zamanda Haçlı dünyasından yardım isteniyor, Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar, Roma kilisesine bağlanmak istemiyor, "İstanbul'da Kardinal Külahı görmektense, Türk sarığı görmeye razıyız" diyorlardı. Fatih Sultan Mehmed, hazırlıklar tamamlandıktan sonra, Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek, kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine, İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu, 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Ordu; merkez, sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda, tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı. Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150.000 ile 200.000 arasındaydı. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı.

Çok şiddetli çarpışmalar oluyor, Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı. Venedik ve Cenevizliler de donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf olduğu biliniyordu. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. Yüksekten atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti. Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi. Gemilerin, kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için, Galata Cenevizlilerinden zeytinyağı, sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi. Haliç'teki Türk donanmasına ait toplar, surları dövmeye başladı. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. Bundan sonraki günlerde top savaşı, ok, tüfek atışları, lağım kazmalar, büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti. Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. Ancak, İstanbul'u her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi. Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra, 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı. Çarpışmalar sırasında Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor, ancak geri püskürtülüyordu. İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları, artık direnemiyordu. 53 gün süren ve 19 Nisan, 6 Mayıs, 12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul, 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi. İstanbul'un fethi, çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek, sınırları genişletmek, İslam'ı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi. Sırbistan (1454,1459), Mora (1460), Eflak (1462), Boğdan (1476), Bosna-Hersek, Arnavutluk, Venedik (1463-1479), İtalya (1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi. Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi, Mora tamamen fethedildi, Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı, Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı, Arnavutluk ele geçirildi. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto, fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine geri kaybedildi.




ömr-ü diyar isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #3 (permalink)
ömr-ü diyar
Uzman Kardeşimiz

Kırım'ın fethi



KIRIMIN FETHİ ve KARADENİZ

Fatih Sultan Mehmed, Karadeniz'e de hakim olmak istiyordu.
Venedik ve Cenevizlilerin İslam dünyasının aleyhine yaptıkları esir ticaretini önlemek, İstanbul'a gelen ticari malların taşınmasında esas rolü oynayan Kırım sahillerini ele geçirmek, Karadeniz'i bir Türk Gölü haline getirmek amacıyla hareket eden Fatih, işe 1459'da Amasra'yı fethederek başladı.
1460'da Candaroğulları Beyliği'ne son verildi.
1461'de Trabzon'un, 1475'de de Kırım'ın fethiyle Karadeniz bir Türk gölü haline geldi. Bu sayede Karedeniz'deki Ceneviz üstünlüğü sona erdi ve İpekyolu'nun tüm denetimi Osmanlı Devleti'ne geçti.

OTLUKBELİ SAVAŞI


Karamanoğlu İbrahim'in 1464'te ölmesi üzerine oğulları birbirlerine düşmüşlerdi.
Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yardımıyla İshak Bey Karamanoğlu beyliğine sahip oldu.
Bunun üzerine diğer oğlu Pir Ahmed Bey Fatih Sultan Mehmed'den yardım istedi ve gelen yardım sayesinde Beyliği ele geçirdi.
Fakat Pir Ahmed Bey bir süre sonra gidip Venediklilerle anlaşınca, bu duruma sinirlenen Fatih Sultan Mehmed, Karaman Seferi'ne çıkmaya karar verdi.

Konya ve Karaman alınarak Osmanlı'ya bağlandı.
Karaman halkı İstanbul'a ve çeşitli yerlere göç ettirildiler.
Pir Ahmed Bey kaçarak Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a sığındı.
Bu olay Osmanlılarla Akkoyunluların arasının açılmasına neden oldu.
Osmanlılar Avrupa ve Anadolu'daki topraklarını genişletirken, Akkoyunlular Devleti'de Doğu Anadolu, Kafkasya, İran ve Irak üzerinde hakimiyet kurmuşlardı.

Sınırlarını genişleten iki Türk Devleti arasında büyük bir savaş kaçınılmaz olmuştu.
Otlukbeli mevkiinde 11 Ağustos 1473'de yapılan savaşta, devrin en kuvvetli savaş tekniğine ve araçlarına sahip olan Osmanlı ordusu, Uzun Hasan'ın kuvvetli süvarilerden kurulmuş olan ordusunu birkaç saatte dağıttı.
Bu savaştan sonra Akkoyunlular bir daha kendilerini toparlayamadılar.
Fatih Sultan Mehmed, Akkoyunlu tehlikesini bu şekilde engellemiş oldu.
Anadolu'da ve Rumeli'de birçok sefer düzenleyip pek çok zafer kazanmıştı.
Buna rağmen güneyde güçlü bir devlet konumunda olan Memlüklerle problemler yaşandığı halde sıcak bir savaştan kaçınmıştı

DENİZLERDE DURUM

İstanbul'un fethiyle ticaret yollarının hakimiyeti Osmanlılara geçmişti.
Ancak denizlerde Venedik ve Cenevizliler'in etkinliği devam ediyordu.
Fatih ticaret yollarının güvenliğini sağlamak ve korsanlardan kurtulmak için
Ege adaları üzerinde siyasetini ağırlaştırdı. Ege adalarına seferler düzenlendi.
Yeni tersaneler ve gemiler inşa edildi. Rodos seferine çıkıldıysa da alınamadı.




ömr-ü diyar isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #4 (permalink)
ömr-ü diyar
Uzman Kardeşimiz




Fatih Sultan Mehmed, klasik manada Osmanlı devletinin idari kurucusu sayılabilir. İstanbul'un fethinden sonra kendisini Kaiser-i Rum (Doğu Roma İmparatoru) ilan etmiş ve devlet müesseselerini yerleştirmiştir. Fatih Kanunnamesi ile Atam-Dedem Kanunu dediği gelenekleri yazılı hale getirmiş ve buna Kanunname-i Ali Osman denmiştir. Divanın idaresini sadrazamlara bırakarak, işleri kafes arkasından takip etmeye başlamış, mutlak vekilim dediği sadrazamı geniş yetkilerle donatmıştır. Ayrıca defterdar, kazaskerler ve diğer üst düzey devlet erkanının görevleri tarif edilmiştir. Yeniçeri ordusu 10.000'e çıkarılarak güçlü bir merkezi ordu teşkil edildiğinden uç beylerinin önemi azalmış, böylece merkezi idare sağlamlaştırılmıştır. Anadolu ve Rumeli'nin en kudretli devletinin hükümdarı olarak "Han" ünvanını ilk defa o kullamıştır. İstanbul'un fethinden sonra Yıldırım Bayezid zamanında elden çıkan topraklar yeniden kazanılmış, hatta Rumeli ve Karadeniz kıyılarında yeni yerler fethedilmiştir. Kırım'ın fethi ile Karadeniz bir Türk gölü haline getirilmiş, Anadolu birliği tamamlanmış ve Rumeli'deki Türk varlığı Belgrad'a kadar uzanmıştır. İstanbul, Fatih zamanında bir ilim ve sanat merkezi haline gelmiş, Fatih medreseleri klasik Osmanlı medreselerinin temelini oluşturmuştur. Şairler ve ilim adamları için bir cazibe merkezi haline gelen İstanbul'a bütün İslam dünyasından bilginler gelmeye başlamıştır.

FATİH'İN İNSAN HAKLARI AHİDNAMESİ


Fatih Sultan Mehmed, Bosnayı fethettiği zaman Osmanlı devlet politikasının sonucu olarak bölge halkına dini serbestiyest getirmiştir. Fatih Sultan Mehmed'in buradaki latin papazlarına verdiği 883 (1478) tarihli ferman suretinde; "Nişanı-ı hümayun şu ki Ben ki Sultan Mehmed Han'ım; üst ve alt tabakada bulunan bütün halk tarafından şu şekilde bilinsin ki, bu fermanı taşıyan Bosna rahiplerine lütufta bulunup şu hususları buyurdum: Sözkonusu rahiplere ve kiliselerine hiçkimse tarafından engel olunmayıp rahatsızlık verilmeyecektir. Bunlardan gerek ihtiyatsızca memleketimde duranlara ve gerekse kaçanlara emn ü aman olsun ki, memleketimize gelip korkusuzca sakin olsunlar ve kiliselerinde yerleşsinler; ne ben, ne vezirlerim ne de halkım tarafından hiç kimse bunlara herhangi bir şekilde karışıp incitmeyecektir. Kendilerine, canlarına, mallarına, kiliselerine ve dışardan memleketimize getirecekleri kimselere yeri ve göğü yaratna Allah hakkı için, Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) hakkı için, yedi Mushaf hakkı için, yüz yirmi dört bin peygamber hakkı için ve kuşandığım kılıç için en ağır yemin ile yemin ederim ki, yukarda belirtilen hususlara söz konusu rahipler benim hizmetime ve benim emrime itaatkâr oldukları sürece hiç kimse tarafından muhalefet edilmeyecektir." Bu ferman suretinde de görüldüğü gibi azınlıklar tam bir hürriyet ortamı içinde hayatlarını sürdürmüşlerdir




ömr-ü diyar isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 3 Hafta önce   #5 (permalink)
Turab
Teknik Ekip




FATIH SULTAN MEHMED

Babasi: Murad Han -II
Annesi: Hadice Alime Hüma Hatun
Dogumu: 30 Mart 1432
Vefati: 3 Mayis 1481
Saltanati: 1451 - 1481

Yedinci Osmanli padisahi ve Istanbul Fatihi.


Sultan Murad Han, oglu sehzade Mehmed' i yanliz din ve fen ilimlerinde yüksek bir tahsil yaptirmak ve bir takim kültür dillerine (Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve Sirpça) sahip olarak yetistirmekle kalmadi.

O, bu kudretli ve kabiliyetli sehzadeye tecrübeli devlet adamlarindan ve büyük alimlerden mütesekkil yüksek bir muhiti, maddi-manevibakimlardan devrin en üstün ordusunu ve nihayet bütün düsmanlarini ve Haçli ordularini yere seren rakipsiz ve saglam bir devleti de miras birakmisti.

Bununla beraber 21 yalinda tahta oturan genç Hakan, daha ilk günlerde devleti ve ordusunu daha büyük hamleler yapacak bir kudrete ulastirdi.

Sehzadeliginden beri bir an önce Istanbul' u fethetmek ve hazret-i Peygamberin "Kostantiniyye (Istanbul) muhakka feth edilecektir.

Bu fethi yapacak hükümdar ne güzel hükümdar ve onun askerleri ne güzel askerdir." müjdesine mazhar olmak istiyordu. Bu gaye ile askeri tarihin kaydettigi en büyük atesli silahlar ve toplar ile ordusunu dayanilmaz bir kudret halina getirdi.

Ayrica 1000 yillik tarihi boyunca bütün muhasaralari muvaffakiyetsizlige ugratan surlari asmak için seyyar kuleler kurdu. Nihayet 6 Nisan' da baslayan kusatma, 22 Nisan' da Fatih' in donanmayi Besiktas' tan Haliç' e indirmesiyle çok siddetli bir duruma girdi. 29 Mayis 1453 ' de yapilan son taarruzla sehri alarak ortaçaga son verdi.

Beyaz bir at üzerinde ve muhtesem bir alayla Topkapi' dan sehre giren Fatih Sultan Mehmed, doguca Ayasofya' ya gitti. Kapiya gelince attan inip, secdeye vardi.

Mabedi temizletti, tasvirlerden kurtardi ve ilk Cuma namazini orada bütün gazilerin sevinç ve heyecanlari içinde kildi. Daha sonra Ayasofya' nin kiyamete kadar cami kalmasini yazili vasiyyet ve vakf eyledi.

Fatih Sultan Mehmed bundan sonra, Osmanli Devleti' ni bir Cihan Imparatorlugu haline getirme ve Islamiyet' i bütün dünyaya yayma mücadelesine giristi. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padisah ve Istanbul da cihanin payi tahti olmalidir. " diyordu.

Nitekim bu gaye ile Fatih kisa zamanda Anadolu' da Isfediyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir beyligi ile Kirim hanligini tabiiyeti altina aldi.

Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sirbistan (Belgrad hariç), Eflak Bogdan ve sair ülkeleri fethetti. Bir çok krallik, imparatorluk, hanlik ve beylik ortadan kaldirildi ve Osmanli topraklariTuna' dan Firat' a kadar yayildi. Anadolu' da milli birlik te'si edildi.

Bu büyük Türk Sultani 1481 senesi ilkbaharinda üç yüz bin kisilik bir ordunun basinda olarak yeni bir sefere çikti. Ancak, Hünkar çayiri denilen mevkide hastalandi ve çok geçmeden 3 Matis 1481 ' de vefat etti.

Özel doktoru olan Yahudi dönmesi Yakup Pasa tarafindan zehirlendigi de söylenmektedir. Nasi, adina yaptirdigi camini bahçesine defnedildi. Sonra üzerine türbe yapildi.

Fatih Sultan Mehmed, ince yüzlü, uzunca boylu, dolgun vücudlu olup, seyrek güler, yüzüne bakildiginda hürmet ve korku telkin ederdi. Her seyi ögrenmek isteyen zeki bir arastirici idi.

Harp san' atindan çok hoslanir. yapacagi seferlerden en yakinlarini bile haberdar etmez ve bunlarin gizli kalmasina çok dikkat ederdi. "Sirrima sakalinin bir telinin vakif oldugunu bilsem onu yolar atarim" sözü meshurdur.

Soguga-sicaga, açliga-susuzluga ve yorgunluga karsi çok dayanikli idi. Tabzon üzerine çiktigi seferde Zigana daglarini yay olarak binbir müskilatla geçerken yaninda bulunan Uzun Hasan' in annesi, Sara hatun; "Ey ogul! Bir Trabzon bunca zahmete deger mi?" deyince, yüce Hakan; "Bu zahmet din yolundadir, ahiretde Allahü tealanin huzuruna varinca inayet ola. Zira elimizde Islam kilici var. Eger bu zahmeti ihtiyar etmezsek bize gazi demek yalan olur." cevabini verir.

Fatih, büyük ilim, din, kültür ve san' at adamlarini etrafinda tolayarak Islam medeniyetine yeni bir hamle verdi ve Istanbul' u devrinde bu medeniyetinve dünyanin en yüksek bir merkezi haline getirdi. Molla Gürani, Hocazade, Molla Hüsrev, Hizir Bey, Molla Yegan, Ali Kusçu ve Akseseddin meclisinin en mühim simalari idi.

Devrinde Osmanli Devleti' nin büyük temel müessese ve teskilati en mükemmel bir hale geldi.

Zeytinyagi döktürerek insanlik tarihinde "yagla makina sogutmasi", havan topunun balistik hesab ve planini yaparak dik mermi yollu ilk silahi kesfeden de odur. Yine onun devrinde basta Istanbul olmak üzere, imparatorlugun büyük sehirleri cami, mescid, medrese vesair eserlerle donatilmistir.




Turab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç CEVAPLA

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
| islamiforumlar.net | Sitemap | Gizlilik Politikası | Kullanım Şartları

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.