Burada her şey "NET"
islamiforumlar.net



Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > İSLAM VE AİLE > İslamda aile hayatı
www.islamiforumlar.net
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Son Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Soru cevap Dua köşesi İslami rüya tabirleri Resimli Cuma Mesajları Dök içini rahatla İletişim
İslamda aile hayatı İslam ve aile ile ilgili hertürlü paylaşımlar

Aile hukukunun temel kavramları

İslamda aile hayatı


Yeni Konu aç CEVAPLA

 

Seçenekler Değerlendirme
Alt   #1 (permalink)
Acizane
Başarılı Kardeşimiz

Aile hukukunun temel kavramları



Nikah: Nikâh fıkıh terimi olarak eşlerin meşru bir şekilde birbirlerinden istifade etmelerini sağlayan akiddir. İslam hukuku nikâhı âkil ve bâliğ iki insan arasında karşılıklı rızaya dayanan bir akid olarak değerlendirir.

Çocuk yaşta veya akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerin nikah akdetmesi geçersizdir. Çocuklar eğer büluğa ermeden önce evlendirilmişlerse bu nikah askıda tutulur. Çocuk büluğ çağına yetişip bu nikahı kendi kararıyla onaylayıncaya kadar evlilik kurumu yürürlüğe konmaz.

Nikahın geçerli olmasının şartları: Hanefi mezhebine göre nikah; kadın ve erkeğin şahitler huzurunda icap ve kabulden ibarettir. Şafii mezhebi nikahın geçerli olması için kızın velisinin iznini de gerekli görmüştür.

Veli: Veli sözlükte dost, yardım eden, birinin işini üstlenen, yönetici, anlamlarına gelir. İslam hukukunda veli kavramı, kadınlar ve çocuklar gibi faydasını zararını ayırt edememesi muhtemel kişileri himaye eden yakın akraba anlamına gelir. Bir kadının haklarını onun babası, erkek kardeşi, oğlu gibi bir yakınının en iyi şekilde koruyacağı kabul edilmiştir.

Velinin evliliği onaylaması genç kızın baba evinden huzurlu bir şekilde çıkmasını sağlar. Ayrıca evlilik boyunca kızın arkasında aile himayesinin devam etmesine katkıda bulunur. Bu sebeple bütün mezhepler kızların evlenirken aile büyüklerinin desteğini almalarını tavsiye etmiştir.

Bununla birlikte velilik müessesesi istismar edilemez. Kızın velisi onu dengi olmayan biriyle evliliğe zorlar veya maslahatına uygun bir evliliğe mani olursa şikayet üzerine velayet hakkı elinden alınabilir.

Bir yetim kızın velayetini üstlenen kişinin adil ve faziletli olması, kızın haklarını koruması gerekir. Ayrıca; Hanefi mezhebine göre bir kız razı olmadığı halde sadece velisinin kararıyla evlendirilemez.

Bir kız dengi olmayan biriyle evlenmeye zorlansa veya kandırılsa; gerek kendisi gerek yakınları bu durumu dava konusu yapabilir.

Denklik: İslam hukukunda “denklik” kavramı kadının lehine olarak ortaya konmuş bir tedbiri anlatır. Bu kavram kadının bir evlilik akdini “bu benim dengim değil,” diye reddetme hakkını tanımlar. Eğer bir genç kız yaş, sağlık, zeka, dindarlık, asalet, kültür vb. alanlarda kendisine denk olmayan biriyle aldatma yoluyla nikahlanmışsa bu evliliği reddedebilir.

Kızın kendisi gibi yakınları da denklik şartına uygun olmayan evliliklere itiraz edebilir. Ancak kız kendisine denk olmasa da bir evliliği onaylarsa bu nikah geçerlidir.

İslam hukuku denklik şartını sadece kadın lehine kabul eder. Bir erkek karısının kendisine denk olmadığını ileri sürerek nikahı iptal edemez. Eğer karısından ayrılmak isterse mehrini ödemelidir.

Mehir: İslam hukuku evlilik akdi sebebiyle kadın için maddi bir hak tanımlamıştır. Akit esnasında adı konmuş olsun veya olmasın kadının mehir hakkı saklıdır. Eğer kadın akit sırasında belli bir rakam telaffuz etmiş ve erkek de kabul etmişse bunun adı “mehr i müsemma” yani “adı konulmuş mehir” olur.

Mehrin adı konmamışsa kocasının durumuna da bakılmak şartıyla kadın birinci derecedeki yakınlarının almış oldukları mehir miktarını hakketmiş olur. Bu duruma da “mehr i misil” denir. İslam hukukuna göre kadın bu malını dilediği gibi tasarruf eder. Velisi veya kocası elinden alamaz.

Çeyiz yapmak için kullanmak zorunda değildir. Eğer kadın kocası tarafından boşanırsa, bu para veya mal kadında kalır, “kantarlarca dahi olsa” elinden alınamaz. Kadın boşansın veya boşanmasın aldığı mehir onun hakkıdır, ondan alınamaz.

Talak: Talak sözlükte serbest olmak anlamına gelir. Fıkıh dilinde “nikah düğümünü çözmek,” anlamına gelmektedir. İslam hukuku kişilere evlenme hakkı tanıdığı gibi boşanma hakkı da tanır. Ancak boşanmanın mali külfetini boşanma talep eden tarafa yükler.

Eğer erkek boşanmak isterse karısına verdiği veya borçlandığı tazminatı (mehri) öder. Ayrıca çocuklarına bakmasını istiyorsa bunun karşılığında eski karısına nafaka öder. Karı veya kocanın sorumluluklarını yerine getirme hususunda kusurları olduğu takdirde hakim onları uyarabilir. Evliliğin devamından umut kesildiği takdirde boşanmaya hükmedebilir.

Nafaka: İslam hukuku evlilik kurumunda kadına ve erkeğe bir takım görevler yüklemiştir. Erkeğin temel görevi nafakayı sağlamak, kadının temel görevi de kocasının evinde bulunmak ve ona malında, evladında, namusunda ihanet etmemektir. Bunun dışındaki ilişkiler karşılıklı rıza ve anlaşmayla oluşur.

Erkeğin yeme içme, giyinme ve barınma gibi temel ihtiyaçlar haricinde sağlayacağı imkanlar onun için sadaka olur. Kadının da kocasına asli hizmeti dışındaki diğer hizmetleri onun ihsanıdır. Nafaka devrin örf ve adetine göre ve kişinin gücü yettiği ölçüde belirlenir.

Örf: İslam hukuku taabbüdî (yani Allah’ a ibadet için yapılan, sırf dini hususlar) dışındaki konularda örf, maslahat (ıslah ve hayır) ve sedd i zeraî (kötülüğe engel olmak için alınan tedbirler) gibi kavramlardan yararlanır.

Örf, gelenek demek değildir. İyi ve doğru olduğu bilinen, uzun zamanlardan beri denenmiş ve insanların yararına olan düzenlemeler demektir. “İyiliği emretmek” diye çevirdiğimiz “emri bil maruf” ifadesi de aynı kökten türemiştir.

İslam hukuku fertlerin veya toplumun genel maslahatı için devam edegelen, denenmiş ve faydası görülmüş toplum düzenini de bir dayanak olarak görür. Ancak devam edegelen bir adetin vicdana ve nassa (Kur’an ve sünnete) ters düşmemesi gerekir.

İslam aile hukuku önceki Arap örfünde geçerli olan uygulamalardan bir çoğunu kaldırmış, sadece kadının lehine olan mehir, nafaka gibi bir kısım adetleri korumuştur. Eğer bir diyarda veya zamanda İslam hukunun genel amaçlarına uygun düşen, zayıfları koruyan ve maslahatını sağlayan yasalar varsa onlardan yararlanmak ve düzeni devam ettirmek mümkündür.

İslam hukuku dinamik bir sistemdir. Zamanın şartları değiştiğinde, yeni şartlara uygun yeni tedbirler alabilir. Ancak bu fıkhın kendi iç dinamikleriyle ve kendi amaçları doğrultusunda olmalı, zamana uyma kaygısıyla kurallar zorlanmamalıdır.

PAYLAŞ
Facebook Twitter Google



Acizane isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç CEVAPLA

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
| islamiforumlar.net | Sitemap | Gizlilik Politikası | Kullanım Şartları

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.