Burada her şey "NET"
islamiforumlar.net



Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > İSLAMİ PAYLAŞIMLAR > İlmihal/Fıkıh
www.islamiforumlar.net
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Son Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Soru cevap Dua köşesi İslami rüya tabirleri Resimli Cuma Mesajları Dök içini rahatla İletişim
İlmihal/Fıkıh Hepimizin bilmesi gereken İlmihal/Fıkıh bilgileri buraya

Kerahet vakitlerinde uyumak

İlmihal/Fıkıh


Yeni Konu aç CEVAPLA

 

Seçenekler Değerlendirme
Alt   #1 (permalink)
Turab
Teknik Ekip

Kerahet vakitlerinde uyumak



Kerahet vakitlerinde uyumak

Öncelikle kerahet vakitleri nelerdir onları görelim;

Birincisi: Güneşin doğmasından bir süre önce, Memleketimize göre güneşin doğuşundan sonraki kırk ile elli dakika arasında bir zamandır.

İkincisi: Güneşin yükselip de tam tepeye geldiği zeval anının bulunduğu vakittir. Bu da öğle namazından önceki 30-40 dakikalık bir zamandır.

Üçüncüsü: Güneşin sararmasından ve gözleri kamaştırmaz bir hale gelmesinden itibaren batışı zamanına kadar olan vakittir. Buda güneşin batmasından yani akşam namazından 45 dk. öncedir.

Bu üç vakitte; kazaya kalmış farz namazlar, vitir gibi vacip olan namazlar, önceden hazırlanmış bir cenaze namazı, evvelce okunmuş bir secde ayeti için tilavet secdesi yapılmaz. Bunlar yapılsa iadeleri gerekir. Nafile namaz kılınabilir fakat bu iş kerahet vakitleri dışında yapılsa daha uygun olur.

Bu üç vakit ateşe tapanların ibadet zamanıdır. Onlara benzemekten kaçınmak, hak dine saygının gereğidir.

İkindi vakti ile akşam ezanı arası uyumak sağlık açısından ve dinen sakıncalı mıdır?

Evet bu saatlerde uyumak uygun değildir. Bu vakitlerde uyanık olmak, güzel şeylerle meşgul olmak sünnettir ve sevabı vardır. Ancak kerahet vakitlerinde uyuyan kimse bu sevaptan ve bereketten mahrum kalsa bile günah işlemiş olmaz.

Gece dışında Feylule, Gaylule ve Kaylule olmak üzere üç çeşit uyku vardır:

Gaylule uykusu fecirden itibaren güneş tamamen doğuncaya kadar geçen sürede uyumaktır. Bu zamanda uyumak sünnete uygun düşmez. Çünkü birçok iş kolunda sabahın erken saatlerinde işe başlamak rızkın bolluğuna ve berekete sebeptir. İnsanın işe motive olacağı en aktif zaman dilimi fecirden sonraki zaman dilimidir. Bu dilim, uykuyla geçmemelidir. Çünkü o saatte uyumak işe geç başlamak demek olacaktır ki, bu da iş kaybı, emek kaybı, zaman kaybı, kazanç kaybı, performans kaybı gibi kazancı bereketlendiren birçok ana unsurun devre dışı kalması mânâsına gelecektir. Bereketsizliğin sebebi budur. Fakat öte yandan kerahet vaktinde eğer iş ve yoğunluk uyumayı gerektiriyorsa pekâlâ uyunabilir. Meselâ gece mesaisi yapmış birisi sabah namazını kıldıktan sonra kerahet vaktinin geçmesini beklemeden uyuyabilir. Ve bu sünnete aykırı düşmez. Çünkü adam günlük mesaisini yapmış, sabah namazını da kılmış, kerahet vaktinin geçmesini beklemeye artık dinî bir sebep yoktur. Burada kerahet vakti sadece bir zaman ismi olarak zikredilmiştir. Yoksa mutlak derecede uyku yasağı getiren bir zaman parçası olarak gelmemiştir.

Feylule uykusunda da aynı durum söz konusudur. İkindi namazından sonra güneş tamamen batıncaya kadar geçen zaman dilimi keza birçok iş kolu için en verimli zaman dilimidir. Bu saatte uyumak rızkı da, ömrü de noksanlaştırır. Çünkü insanın günün verimini muhasebe edeceği, ölçüp tartacağı, yarınki gün için yeni plânlar yapacağı, hayat için yeni moral ve motivasyon bulacağı bu zaman diliminde uyumak insanı bütün bu neticelerden genellikle mahrum bırakır. Buradaki uyku sakındırmasının da kerahet vaktine denk gelmesi ile ilgisi yoktur. Zaman dilimi bakımından sakıncalı görülmüştür. Fakat şüphesiz bunun da istisnası vardır: Meselâ, gündüz boyu aralıksız yoğun bir çalışma gösterip akşamdan sonra gecenin bir vaktine kadar yeniden yoğun bir çalışmaya girecek birisi için, eğer bu vakitte biraz boşluk söz konusu olursa, bu kişinin bu vakitte bir miktar kestirmesinde dinen bir sakınca olmaz.

Görüldüğü gibi Gaylule ve Feylule uykuları kerahetle ilgili olarak değil, fakat çoğunluk için zaman dilimi olarak sakıncalı bulunmuştur. Kaylule uykusu olan kuşluk vaktinden öğle sonrası vakte kadar güneşin en hararetli olduğu zaman dilimi içinde yarım saat kadar uyumak ise sünnette tavsiye edilmiştir. Bu tavsiyeyi öğle öncesi giren kerahet vakti delemez. Yani kerahet vakti geldi diye sünnet olan öğle uykusunun yapılamaması söz konusu değildir. Çünkü esasen kerahet vakitlerinde sadece namaz kılma yasağı vardır. Bunun da gerekçesi hadiste açıklanmıştır. Hadisçe bunun gerekçesi, o vaktin, kâfirlerin güneşe secde ettikleri vakit oluşudur. (Müslim, Salatül Misafirin, 294)

O halde kerahet vakitlerinden olan sabah gün doğarken ve akşam gün batarken uyumanın mekruh görülmesinin, bu vakitlerin kerahet vakti olması ile ilgisi yoktur. Bunun gerekçesi, sadece insan fıtratının bu vakitlerde daha performanslı oluşu ve bu performansı negatif olarak uykuda öldürmeyip pozitif mânâda değerlendirme gereğidir. Bu durumda Kaylule uykusu olan öğle uykusu, öğle öncesi kerahet vaktinde yapılabilmektedir.

Kaylule uykusunun tavsiye edildiği saat ise kaba kuşluktan ikindi öncesi zamana kadar geçen saattir. Bu saat kişiye ve iş yoğunluğuna göre ve kişiye özel olarak değişebilmektedir. Belirli bir saat verip itaat ehlini saatle sınırlandırmak doğru değildir.

Uyku üç nevidir (çeşittir):

BİRİNCİSİ: Gaylûledir ki, fecirden sonra, tâ vakt-i kerahet bitinceye kadardır. (Yâni güneşin doğuşundan, yaklaşık 45 dakika geçinceye kadarki zamandır). Bu uyku, rızkın noksaniyetine ve bereketsizliğine hadisçe sebebiyet verdiği için, hilaf-ı sünnettir. [Sünnete aykırıdır.; Çünkü rızık için say etmenin [çalışmanın mukaddematını ihzar etmenin [başlangıcını, hazırlığını yapmanını en münasip zamanı, serinlik vaktidir. Bu vakit geçtikten sonra bir rehavet arız olur. O günkü saye ve dolayısıyla da rızka zarar verdiği gibi, bereketsizliğe de sebebiyet verdiği, çok tecrübelerle sabit olmuştur.

"İKİNCİSİ: Feylûledir ki, ikindi namazından sonra, mağribe (akşama) kadardır. Bu uyku ömrün noksaniyetine, yâni, uykudan gelen sersemlik cihetiyle, o günkü ömrü nevmâlûd, yarı uyku, kısacık bir şekil aldığından, maddi bir noksaniyet gösterdiği gibi, manevî cihetiyle de, o gün hayatinin maddî ve manevî neticesi ekseriya ikindiden sonra tezahür ettiğinden, o vakti uyku ile geçirmek, o neticeyi görmemek hükmüne geçtiğinden, güya o günü yaşamamış gibi oluyor.

ÜÇÜNCÜSÜ: Kaylûledir ki, bu uyku Sünnet-i Seniyyedir. Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku, gece kıyamına sebebiyet verdiği için sünnet olmakla beraber, Ceziretü;l Arabda, vaktüz-zuhr denilen şiddet-i hararet zamanında bir tatil-i eşgal, âdet-i kavmiye ve muhitiye olduğundan, o Sünnet-i Seniyyeyi daha ziyade kuvvetlendirmiştir. Bu uyku hem ömrü, hem rızkı tezyide medardır. Çünkü yarım saat kaylüle, iki saat gece uykusuna muâdil gelir. Demek, ömrüne her gün bir buçuk saat ilâve ediyor. Rızık için çalışmak müddetine, yine bir buçuk saat ölümün kardeşi olan uykunun elinden kurtarıp yaşatıyor ve çalışmak zamanına ilâve ediyor." (Lemalar, 269)

Demek ki; güneşin doğuşundan, yaklaşık 45 dakika geçinceye kadar geçen zamanda uyumak iyi değildir. Aslolan erken yatıp erken kalkmaktır. Sabah namazını kıldıktan sonra uyumamak, Kur'ân, hadis tefsir, ilmihal okuduktan sonra işbaşı yapmak lazımdır.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: Sabahın erken saatlerinde bereket ve başarı vardır.

Son zamanlarda gittikçe artan bereketsizliğin ve başarısızlığın hikmeti bu hadis-i şerifin ışığında aranıp bulunmalıdır. Maalesef televizyon, "erken uyumanın düşmanı olarak insanın karşısına dikilmiştir. Bu şedit düşmanı alt edip, mümkün mertebe erken yatıp, teheccüd namazına kalkmak, daha sonra güneş doğmadan önce sabah namazına dinç olarak uyanmak ve ondan sonra yatmayıp çalışmaya başlamak lazımdır. Zinde, dinç, çalışkan oluşlarına hepimizin şahit olduğu dedelerimiz ve ninelerimiz böyle yaparlardı. Bu güzel âdet yok olunca, sağlık ta, bereket de, huzur da yok oldu.

İkindi ile akşam arasında yatmamak lazımdır. Herkes bu vakitte yatmanın zararını bizzat tecrübe ederek görmüştür. O vakit yatıp da kalkan kimse sersem gibi olur, bir türlü kendisini toparlayamaz.

Öğle namazını kıldıktan sonra bir müddet yatmak ise çok faydalıdır.

PAYLAŞ
Facebook Twitter Google



Turab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #2 (permalink)
Hümeyra
Süper Kardeşimiz




Teşekkürler Serdar kardeşimbu konuda bildiğim bir mevzuyuda ben aktarayım izninizle,sabah ve ikindi vakitlerindeki kerahat vakitlerinde meleklerin nöbet değişimlerini aktarıyor Allah dostları o vakitlerde melekler nöbetlerini gelen meleklere devreder ve arşı alaya yükselerek Allah cc huzuruna varırlarmış yüce Rabbim onlara''kulum bıraktığınızda ne ile meşguldü''diye sorarmış bu yüzden gaflet içinde uyku ile o vakitte bulunmamaya özen gösteren Allah dostları bizlerede o vakitleri zikir, hamd ,şükür,tevbe ile meşgul olmamızı tavsiye etmişlerdir.selametle kalın arkadaşlar.




Hümeyra isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #3 (permalink)
*İLiM DiLeNcİsİ*
Rüyalar aleminden




Kerahat vakitlerinde, özellikle de ikindiden sonra akşama yakın uyumak insanı hasta edebiliyor. Ben kendimden pay biçerek söyleyebilirim ki. Bu vakitlerde uyumak insanın metabolizmasını olumsuz yönde etkiliyor ve çok kötü hissetmeye neden olabiliyor. KERAHAT VAKİTLERİNDE UYUMAMAYA DİKKAT EDELİM.




*İLiM DiLeNcİsİ* isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #4 (permalink)
Ab-ı Hayat
Moderatör




Sealmun aleyküm Turab abi,

İkindi ve akşam arasında uyuyan kimsedeki sersemliğin temelinde şeytanın bir fonksiyonu var mı?
Ben bu saatte yatan kişilerin;
Sersem, bitkin ve çok asabi olduğuna şahit oluyorum!

Şeytanın da, tabiri caizse yeryüzünde en çok cirit attığı zamanlar akşam üstü, akşam vakitleri diye bildiğimden aklıma geldi sormak istedim...?




Ab-ı Hayat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #5 (permalink)
Turab
Teknik Ekip




Aleykümselam Ab-ı Hayat
Bazı adap kitaplarında, ikindiden sonra uyumanın hoş bir tutum olmadığı ifade edilir. (bk. Muhammed b. Ebû Bekir, Şiratül-İslâm, 502)

İkindiden sonra, akşam gün batarken uyumanın mekruh görülmesinin, bu vakitlerin kerahet vakti olması ile ilgisi yoktur. Bunun gerekçesi, sadece insan fıtratının bu vakitlerde daha performanslı oluşu ve bu performansı negatif olarak uykuda öldürmeyip pozitif manada değerlendirme gereğidir.

Bence insan metabolizması o saatlerde uyumaya alışkın değil, fıtrat da öyle zaten. Alışkın olmadığımız birşeyi yapınca gerçekten sersem gibi ve asabi oluyoruz. Tabi işin içinde şeytan var mı veya nersinde var onu tam bilemiyorum.




Turab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #6 (permalink)
Ab-ı Hayat
Moderatör




Cevabın için saol abi, yani sen de diyorsun ki şeytan bunun neresinde?Valla bana kalırsa bizzat yakından ilgili gibime geliyor...




Ab-ı Hayat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #7 (permalink)
Turab
Teknik Ekip




Bilemedim... cevabı öğrenirsen veya biliyorsan bizi de bilgilendir inş. Ama tahminen kerahat vaktinde uyuma düşüncesi şeytanın işi olabilir..




Turab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç CEVAPLA

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
| islamiforumlar.net | Sitemap | Gizlilik Politikası | Kullanım Şartları

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.