Burada her şey "NET"
islamiforumlar.net



Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > İSLAM VE AİLE > Erkeklerin ve hanımların hakları
www.islamiforumlar.net
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Son Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Soru cevap Dua köşesi İslami rüya tabirleri Resimli Cuma Mesajları Dök içini rahatla İletişim
Erkeklerin ve hanımların hakları Erkek ve Hanımların hakları ile ilgili düşünce,fikir ve paylaşımlar


İslamda kadın haklarına verilen değer

Erkeklerin ve hanımların hakları


Yeni Konu aç CEVAPLA

 

Seçenekler Değerlendirme: Konunun ortalama Değerlendirmesi 5,00/5,00 puandır.
Alt   #1 (permalink)
Turab
Teknik Ekip

İslamda kadın haklarına verilen değer



islamda kadın hakları, islamdan önce kadın hakları, islamda kadın, islamda kadına bakış

İSLAMDA KADIN HAKLARINA VERİLEN DEĞER

Hazret-i Ömer'in (ra) şu itirafını hiç unutmamalıyız. Diyor ki bu büyük insan:
- Biz İslam'dan önce kadınları adam yerine koymazdık. İslam gelince onlara hem ayetlerde hem de hadislerde yer verdi, erkekler gibi hakları anlatıldı. Ondan sonra biz kadınların da erkekler gibi hakları olduğunu düşünür hale geldik!.. (Buhari, Müslim) ..

Bir tespit de oğlu Abdullah'tan. O da şöyle açıklamıştır durumlarını:
- Biz kadınlar hakkında ileri geri konuşmaktan korkar olduk, vahiy gelir de bizi azarlar kadın hakları konusunda diye!..

Demek ki İslam, kadınları, değer verilmeyen varlıklar olmaktan çıkarıp ayetlerle, hadislerle hakları korunacak kadar Allah'ın ve Peygamber‘in yanında itibarlı insanlar olarak göstermiş, sosyal hayatta da layık oldukları yerlerini almalarını sağlamıştır...

Nitekim İslam'ın ilk günlerindeki hanımlar, toplumdaki yerlerini o kadar rahatlıkla almışlar ki haftada bir erkekler gibi cumaya gitmekle kalmamış, günde beş vakitte cemaatte iştirak eder olmuşlardır. Hatta, ilk günlerde erkeklerle aynı kapıdan mescide girip çıkmışlar; ama meydana gelen izdiham sebebiyle Efendimiz daha sonra hanımlar için ayrı kapı açtırmıştır. Bu kapı halen Mescid-i Nebi'de (Babün-Nisa) Kadınlar Kapısı adıyla varlığını koruya gelmiştir...

Camide erkeklerin hemen arkasında saf tutan hanımlar, gerektiğinde sorularını buradan sormuş, cevaplarını da yine oradan almışlardır. Ne var ki erkeklerin de bulunduğu mecliste her türlü özel sorularını sormada zorlandıklarından Efendimiz'den kendilerine özel bir gün ayırarak kadınları bilgilendirmesini istemişler. Bu istekleri de kabul edilerek haftada bir gün Peygamberimizden özel bilgi alma hakkını da kazanıp kendilerini yetiştirmeyi sağlamışlardır.

Bu sıralarda Resulüllah'ı o kadar yakından takip etme imkanı bulmuşlar ki, bir hanım, Kaf Suresi'ni sadece Resulüllah'ın okuyuşlarını dinleyerek ezberlediğini dahi söylemiştir...

Mescidde son derece özgür bir ortamın mevcut olduğu da anlaşılmaktadır. Nitekim bu özgür ortamda kendini iyice yetiştiren bir hanım, daha sonra Hazreti Ömer'in cuma hutbesini dinlerken, "Hanımlar mehir miktarını yüksek tutmasınlar, yoksul gençler evlenmekte zorlanıyorlar!.. manasındaki sözlerine bulunduğu yerden itiraz seslerini yükselterek cevap verme cesaretini dahi bulmuş:
"Allah-ü Azimüşşan, Nisa Suresi'ndeki ayetinde mehre sınır koymazken Ömer hangi hakla hanımların alacakları mehre sınır koyuyor, yüksek tutmayın diye ikazda bulunuyor?" diyebilmiş, Halife de bu düzeltmeye:
- Hanım isabet etti, Ömer ise hata yaptı! diyecek kadar tevazu ve fazilet örneği vermiştir...

İlk günlerde barışta böylesine hayatın içinde yer alan hanımlar, savaşta da geri kalmamışlar, Uhud gazasında Aişe validemizle Ümmü Süleym cephe gerisinde hizmetlerde bulunmuşlar.. Hatta İslam'da ilk hastabakıcı hanımın adının Rüfeyde olduğu tespit edilmiştir. Mescide kurulan yaralı gazilerin çadırında bu fedakar hanım şefkatle hizmet etmiş, sonrakilere böyle örnek olmuştur.
Efendimiz'in süt halası Ümmü Haram ise, bir başka kahramanlık örneğidir. Ümmetinden bir mücahit grubun deniz yoluyla Kıbrıs'ın fethine çıkacağını Efendimiz'den dinleyince, kendisinin de o gazilerin içinde bulunması için dua etmesini istemiş, Efendimiz'in yaptığı duası kabul olmuş olacak ki, Hicret'in 28. yılında Hazreti Osman (ra) zamanında çıkılan Kıbrıs seferine kocası Übade bin Samit'le hem de seksen yaşında olduğu halde sefere katılmış, fetih esnasında karada ilerlerken Larnaka yakınlarında atından düşerek şehit olmuştur. Osmanlılar buraya 1570'te bir türbe yapmış. Hala Sultan türbesi diye bilinen, Eyyüp Sultan gibi ziyaretgâh olan bu türbeyi, civardan geçen Osmanlı donanması da top atışlarıyla selamlayarak geçmeyi bir saygı borcu olarak asırlardır sürdüre gelmişlerdir..

PAYLAŞ
Facebook Twitter Google



Turab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #2 (permalink)
hacı anne
Süper Kardeşimiz




Allah Razı Olsun Teşekkürler.

Kur'an-ı Kerim'de Ahzap suresinin 35. ayetinde kadın ve erkeği birlikte muhatap alması oldukça dikkat çekicidir: "Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlara, mümin erkelerle mümin kadınlara, sadık erkeklerle sadık kadınlara, sabırlı erkeklerle sabırlı kadınlara, Allah'tan hakkıyla korkan erkeklerle Allah'tan hakkıyla korkan kadınlara, iffetlerini koruyan erkeklerle iffetlerini koruyan kadınlara, Allah'ı çok anan erkeklerle Allah'ı çok anan kadınlara şüphesiz ki Allah onların hepsine mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır."

Ehlikitabın ilk kadın tarafından işlenen ve erkeğin de işlemesine sebep olan asli günah anlayışı Kur'an-ı Kerim'deki bilgilerle bağdaşmaz. Bilakis Kur'an-ı Kerim, Hz. Âdem'le Havva'nın şeytan tarafından müştereken kandırıldığından bahseder. (Bakara, 2/34-36; Taha, 20/121.) Diğer taraftan İslam'da Hristiyanlıkta olduğu gibi ilk günah anlayışına dayanan kadın karşıtı bir söylem yoktur. Erkek olsun kadın olsun her doğan kişi günahsız doğar, sonradan işlediği fiiller sebebiyle sorumlu tutulur.

Kur'an-ı Kerim'de gerek yaratılış gerekse hak ve sorumluluk yönünden erkeklerle eşit konumda olan bir kadın portresi çizilmektedir. Kadın, Allah'ın kulu olması bakımından erkekle eşit seviyededir; temel haklar ve sorumluluklar açısından da kadının konumu erkekten farklı değildir. İslam hukukuna göre hayat hakkı, kanun önünde eşitlik ve adaletle muamele görme hakkı, mesken dokunulmazlığı, şeref ve onurunun korunması, inanç ve düşünce hürriyeti, evlenme ve aile kurma hakkı, özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı, geçim teminatı gibi temel haklar bakımından kadınla erkek arasında fark bulunmamaktadır. (Bardakoğlu-Ali,/Çağrıcı-Mustafa, "Kadın"mad., İslam'da İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi, c. II, s. 509; Çetin, Abdurrahman, Örneklerle Peygamberimiz, Ensar Neşriyat, İstanbul 2006, s. 342.)




hacı anne isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #3 (permalink)
Turab
Teknik Ekip




Kur’an, aile hayatı, kadın erkek ilişkileri, konuyla ilgili anlaşmazlıklar gibi konularda oldukça detaya girer. Bu durumun, kadının o toplumda ciddi haksızlıklara uğradığını ifade ettiği kanaatindeyim. İslam, zulmü kaldırmayı benimsediği için buna göre düzenlemeler getirmiş ve kadın konusundaki cahiliye devrinin yanlış anlayışlarını değiştirme yönünde ciddi adımlar atmıştır.

Kadın hür iradesiyle eşini seçme hakkına sahiptir. Cahiliye devrinde Arap toplumunda kadının bu hakkının çiğnendiğine dair örnekler vardır. Kadın evlenirken olduğu gibi boşanırken de zarar görmemelidir. Kur’an, eşinden ayrıldığı sırada, kocanın ona zarar vererek ve ona haksızlık ederek, onu alıkoymasını yasaklamıştır. Toplum kadın ve erkekten oluşur. Her iki cinste aynı derecede önemlidir.

Kur’an, kadın ve erkeği ayrı birer kişi olarak kabul ederek her birini kendi yaptıklarından sorumlu sayar. Bu bakış açısı, kadına bir kişilik ve kimlik kazandırmayı hedeflemektedir. Adem ve eşi, aynı asıldan gelmiş ve aynı insanî özelliklere sahip olan iki ayrı varlık olarak Cennette oturmaya layık görülmüşlerdir.




Turab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 2 Hafta önce   #4 (permalink)
Turab
Teknik Ekip




Kadının hak-hukuk tanımayıp isyan etmesi dışında, sudan bahanelerle erkek karısını dövemez, [Karının dövülmesi konusunda (Nisâ, 4//34) âyeti ve tefsirlerine bakılabilir. (Örnek olarak bk. Ibn Kesîr IV/257; Kurtubî VI/170,172,173; Elmalı IV/1351; Ebû Dâvûd, menâsik 56; Ibn Mâce, menâsik 84; Müslim hac 147; Tirmizi, Rada'11; Ebû Dâvûd, menâsik 56; Halebî Sağîr s. 395; Halebî Kebîrs. 621; Canan, Terbiyesi, s. 391] Kıskançlığından hastalığından kaynaklanan şüphesinden ötürü karısını anî baskınlarla rahatsız edemez.

Peygamberimiz (asm) bir hadîslerinde ailesinden uzun zaman ayrı kalan birisinin, haber vermeden gece ansızın eve gelmesini yasaklamıştır. Bunda ayrıca koltuk altı, etek tıraşı ve süslenip taranmayla kocasına hazırlık yapabilme imkânı bulması da, sebep olarak zikredilmiştir. Bu konuda bir hadîs-i şerîfin meâli şöyledir:

"(Uzaklardan) geceleyin geldiğinde hanımmn yanına girme ki, bıçak kullanıp tıraş olsun, dağınıksa tarasın. (gelişine hazırlansın)." (Buhârî, nikâli 121,122; Müslim, radâ' 58, imâret 181,182; Dârimî, nikâh 32, cihâd 163)

Hadîs şerhleri buna sebep olarak bir de, eve geceleyin aniden girmesinin, hanımının ihanetinden şüphelendiği anlamına gelebileceği ihtimalini gösterirler.




Turab isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç CEVAPLA

Bookmarks


[View All Members who have rated this thread : 2


Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
| islamiforumlar.net | Sitemap | Gizlilik Politikası | Kullanım Şartları

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.