Burada her şey "NET"
islamiforumlar.net



Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > KÜLTÜR,EDEBİYAT MİZAH > Edebi, fikri, duygusal yazılarımız
www.islamiforumlar.net
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Son Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Soru cevap Dua köşesi İslami rüya tabirleri Resimli Cuma Mesajları Dök içini rahatla İletişim
Edebi, fikri, duygusal yazılarımız Hertürlü yazılarımız, alıntı, derleme, fikir ve düşünceler

Ahirete iman ve hayat dengesi

Edebi, fikri, duygusal yazılarımız


Yeni Konu aç CEVAPLA

 

Seçenekler Değerlendirme
Alt   #1 (permalink)
Turab
Teknik Ekip

Ahirete iman ve hayat dengesi



Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu haftaki Cuma Hutbesi'nde "Dünya-ahiret dengesi" anlatılıyor.

Aziz Kardeşlerim!

Resûl-i Ekrem (s.a.s) Efendimiz, bir gün hasta bir sahabîyi ziyaret etti. Ona nasıl dua ettiğini sordu. O da, "Allah'ım! Beni ahirette ne ile cezalandıracaksan onu şimdiden dünyada bana ver!' şeklinde dua ediyorum" dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü, böyle dua etmemesi konusunda onu uyardı. Kendisine, "Allah'ım, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!"1 şeklinde dua etmesini tavsiye etti." 2

Kardeşlerim!

Aslında bu dua, Yüce Rabbimizin Kerim Kitabımızda bizlere öğrettiği hikmet yüklü bir duadır. İtidali, yakarışı, ibadeti yaşamının vazgeçilmezi kabul eden Efendimiz (s.a.s), bu dua ile dünya ve ahiret arasında dengeli bir tutuma, ölçülü bir hayata dikkat çekmiştir.3 Bu dua, insanı bu dünyada ve ahirette mutlu kılacak olan şeyin iyilik, salih amel, güzel ahlak olduğunu hatırlatır bizlere. İşte bugün bizler, bu duayı her gün beş defa huşuyla eda ettiğimiz ve huzura erdiğimiz namazlarımızda okuyoruz. Böylelikle, dünya ve ahiret dengesini gözettiğimizi her daim dile getiriyoruz. Dünyadaki sorumluluğumuzu, ahiretteki hesabı, mizanı, sıratı, mükâfat ve cezayı bir an olsun unutmadığımızı ikrar ediyoruz.

Kıymetli Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, Kerim Kitabımızda, "Allah'ın sana verdiğinden O'nun yolunda harcayarak ahiret yurdunu gözet; ama dünyadan da nasibini unutma"4 buyurmaktadır. Rabbimizin bizden istediği, ne dünya için ahireti feda etmek, ne de ahiret için dünyayı terk etmektir. Bizden istenen, bu iki hayat arasında bir denge kurabilmektir. Dünya hayatını ahirete tercih etmemektir, menfaatin esiri olmamaktır. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlanmamaktır, heva ve hevesi Allah'ın rızasından üstün tutmamaktır.

Kardeşlerim!

Dünya ve ahiret arasındaki dengenin nasıl olması gerektiğini Peygamberimizin örnekliğinde görmekteyiz. Allah Resûlü, ibadetimizde, gündelik hayatımızda, dahası bütün yaşantımızda ölçülü olmamız gerektiğini bildirmiştir.5 Onun hayatı, bu denge ekseni üzerine kurulmuştur. Efendimiz, dünyadan el çekip sadece ahiret için yaşamaya karar veren bazı sahabileri bedenin, ailenin ve sahip olunan nimetlerin hakkını vermeleri hususunda uyarmıştır.6 O, "Sünnetimden yüz çeviren benden değildir."7 uyarısıyla kendisinin böyle bir yaşam tarzının olmadığını ifade etmiştir.

Kardeşlerim!

Kimileri, zaman zaman bu dünyanın ahiret yurduna açılan bir kapı, bir imtihan alanı olduğunu göz ardı edebilmektedir. Kimileri, ahireti uğruna, doğru olmayan bir inançla dünyanın meşru nimetlerinden kendini mahrum bırakabilmektedir. Kimileri ise kendi anlayışlarından kaynaklanan aşırılıkları dine mal ederek, rahmet yüklü mesajlarıyla hayat veren yüce dinimize şiddet, vahşet ve katliamlarla ihanet edebilmektedir. Kimileri, dini ruhundan, ibadetleri özünden koparmak suretiyle dar kalıplara mahkum etmekte ve sadece şekle indirgeyebilmektedir. Kimileri ise, yaşantı boyutunu tamamen ihmal ederek dini sadece vicdanlara hapsedebilmektedir. Gerçek şu ki; bütün bu algı ve anlayışlar, Peygamberimizin insanlığa takdim ettiği örnekliğin ve Müslüman kimliğinin doğru idrak edilemeyişinin sonuçlarıdır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, kâinattaki her şeyi bir denge üzere yaratmıştır.8 Fakat günümüz insanının bu dengeyi ve hayat ölçüsünü yitirmesinin acı neticeleri bütün ibretiyle karşımızda durmaktadır. Bugün niceleri, modern dünyanın, daha çok kazanma ve haz alma tutkusunun, bilerek ya da bilmeyerek adeta esiri olmaktadır. Dünyanın bir köşesinde insanlar yiyecek ekmeğe muhtaçken, diğer bir köşesinde israf, savurganlık, vurdumduymazlık, bencillik had safhadadır. Kimileri, daha konforlu, daha albenili bir yaşam arzularken, sığınacak bir barınak uğruna nice canlar okyanusların derin ve karanlık sularında umutları ve yarınlarıyla birlikte yok olmaktadır. Bu olumsuzluklar karşısında insanlığın, bugün topyekûn bir itidal çağrısına muhtaç olduğu açıktır. Ancak bu itidalin, sadece çağrılarla değil, sağlam ve sarsılmaz bir imanla, paslanmamış yüreklerle, tükenmemiş gönüllerle hayata geçirilebileceği asla unutulmamalıdır.

Kardeşlerim!

Geliniz, Yüce Kitabımızın ve Peygamberimizin bize öğrettiği itidale dair duayı kendimize şiar edinelim. Sevgimizde, yergimizde, yaşantımızda, ibadetimizde, dünya ve ahirete bakışımızda bu dengeyi hakim kılalım. Unutmayalım ki; bu bakış ve tutum, sahih ve makbul bir kulluğun gereğidir. Yine unutmayalım ki; niyeti en yüce olanımız, hem dünyasının hem de ahiretinin işlerine önem verenlerimizdir.9 Hutbemizi, Peygamberimiz (s.a.s)'in anlam dolu şu duası ile bitirmek istiyorum: "Allah'ım! İçinde yaşadığım, geçimimi sağladığım dünyamı ve ebedî yaşayacağım ahiretimi benim için hayırlı kıl. Hayatımda her türlü hayrı ziyadesiyle ihsan eyle." 10

1 Bakara, 2/201. 2 Müslim, Zikir, 23. 3 Müslim, Zikir, 26. 4 Kasas, 28/77. 5 Buhârî, İman, 29. 6 Buhârî, Edeb, 84. 7 Müslim, Nikâh, 1. 8 Rahmân, 55/7-8. 9 İbn Mâce, Ticaret, 2. 10 Muslim, Dua, 71.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

PAYLAŞ
Facebook Twitter Google



Turab isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #2 (permalink)
Turab
Teknik Ekip




Âhiret hayatıyla mukayese edildiğinde dünya hayatı, derya karşısında damla mesâbesindedir.

Nitekim Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

"Âhirete göre dünya, sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer. O kişi parmağının (denizden) ne kadarcık su ile döndüğüne bir baksın." (Müslim, Cennet, 55)

Âhiret; gayb perdesinin ardında olduğundan, yine dünyanın geçici zevk ve âlâyişiyle, aldatıcı, oyalayıcı mâhiyetinden dolayı, insanoğlu; damlayı deryaya tercih etme bedbahtlığına ve hamâkatine düşebilmektedir. Mevlânâ Hazretleri, bu akılsızca tercihi yapan akla acıyarak şöyle buyurur:

"Ne yazık ki, cüz'î akıl, aklın adını kötüye çıkarmıştır. Dünyaya karşı beslenen şiddetli arzu, insanı âhiret murâdından mahrum bırakır."

İnkâr ehlini, ebediyet mahrûmu eyleyen şey, onların âhireti inkâr etmeleridir. Hâlbuki; bu inkâr ne büyük bir tenâkuzdur. Cenâb-ı Hak, haşri inkâr edenlere şu âyet-i kerîme ile ilk yaratılışlarını hatırlatıyor:

"İnsan der ki: «Öldüğüm zaman sahi diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?»

İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı hâlde biz kendisini yaratmışızdır?" (Meryem, 66, 67)

Âhireti unutan insan; kendini de, yaratılışını da unutmuş demektir. Bu nisyan Hâlık'a düşmanlık küstahlığı demektir. Âyet-i kerîmede buyurulur:

"İnsan görmez mi ki, Biz onu bir nutfeden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, (Rabbine) apaçık düşman kesilmiş." (Yâsîn, 77)




Turab isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç CEVAPLA

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
| islamiforumlar.net | Sitemap | Gizlilik Politikası | Kullanım Şartları

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.