Uşak Banaz İlçesi Gelenek ve Görenekler

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,152
GELENEK VE GÖRENEKLER

Mevlüt: Sünnet gibi önemli günlerde yemekli veya şerbetli okutulan, dua ve ilahilerin bir bütün halinde duaların edildiği etkinliklerdir.

Ad koyma: Yeni doğan çocuğa ad konmadan önce, namaz kılınır ve kucağa alınan çocuğun kulağına önce ezan okunur, sonra da üç kez konulacak ad söylenir.

Asker uğurlama: Asker uğurlanırken eş dost askere gidecek gencin eline para verir ve davul zurna eşliğinde gönderilir.

Adak: Dini bayramların arife geceleri ve kandillerde mahalle çocukları bir araya gelerek ellerine mum alırlar. Kapı kapı dolaşıp ev sahiplerinden para, çerez, lokum, vb. gibi şeyler isterler.

Eren: Konu komşunun cenaze evine yemek götürmesi.

Doğum: Yörede, hamile kadının yüzü açık renkte olursa ve kirpikleri dökülürse erkek çocuk olacağına, aşerme döneminde yüzü kızarırsa ve bol bol ekşi yerse kız çocuk olacağına inanılır. Aynı şekilde eğer kadın günden güne güzelleşiyorsa doğacak çocuğun erkek, eğer çirkinleşiyorsa kız olduğuna inanılır. Doğumun kolay olabilmesi için hamile kadına zeytinyağı içirilir. Doğumun ilk günlerinde, ‘oğul yaşı’ denilen loğusa ziyaretleri yapılır Bu ziyaretler hediyelerle birlikte çocuk yaşını dolduruncaya kadar devam eder. Doğan çocuğun göbeği kuruduktan sonra herhangi bir cami avlusuna veya okul bahçesi vb. yerlere gömülür. Doğumu yeni olmuş kadın evde yalnız bırakılmaz. Zira, al basacağına inanılır. Kadının bulunduğu oda çeşitli otlarla tütsülenerek her türlü kötülüklerin uzaklaştırılması sağlanır. Kırkı çıkmayan kadının dışarı çıkması hem kendi hem de çocuğun sağlığı açısından doğru bulunmaz.
Bebek doğduğunda, Banaz’da, kız tarafı çocuğa bebeğin beşiğini alır, bu süre içinde annenin kırkı doluncaya kadar önce kendi yakınları daha sonra da konu komşusu evlerini ziyarete giderek altın, elbise gibi hediyeler götürür. Çok geçmeden çocuğun adı bulunur, onun kulağına dua okunarak üç defa söylenir. Ev sahibi doğdu ya gelen misafirlere lokum, şeker, çerez gibi ikramlarda bulunur.
Banaz yöresinde bir de çocuklara göbek adı koyma geleneği vardır. Bu gelenek günümüzde de devam etmektedir.

Yörede Giyim: Şehir merkezinde ve köylerde erkekler ceket pantolon giyerler. Kırsal kesimlerde ise erkeklerin kasket ve fötr giydikleri de göze çarpar. Kadınlarda ise bazı değişik giyim tarzları görünür. Bu giyimler de, Türk insanının 600 yıl öncesi giyim ve kuşamın hemen aynısı gibidir.
Hatta, Orta Asya Türk kadınının fistanlı, dizlik ve şalvarlı giyimini ilçenin hemen bütün köylerinde görmek mümkündür.
Anadolu’nun değişik yörelerinde görülen süslü, püsküllü kadın başörtülerinin sargıları Banaz’da da rahatlıkla gözlemlenmektedir. İlçenin Karaköse, Çiftlik ve Balcıdamı köylerinde entari altında çok geniş desenli ipekten yapılmış şalvarlar, yöre kadınlarının tipik giyim tarzıdır. İlçenin bütün köylerinde kadınlar başlarına ipekli kumaştan yapılmış yazma örterler.

EVLENME GELENEKLERİ

Kız arama: Askerliğini bitirmiş olan oğlanların anneleri tanıdıklar yoluyla kız aramaya başlar. Kız bulduktan sonra ailesine haber gönderilir.

Yavuklu olmak: Oğlan evinden kız evine birkaç ihtiyar kadın görücülüğe gider, kız beğenilirse aynı eve birkaç gün sonra dünürlüğe gidilir. Erkeğin annesi kız evinin pis ya da temiz olduğunu anlamak için divanın altına beyaz bir ip atar. Ağzı kokuyor mu diye kızı öperler. İyi duyuyor mu diye kısık sesle bir şey sorarlar.

Kız isteme: Dünürcüler Allah’ın emri Peygamber’in kavli ile kızı isterler. Dünürcülere kız verilmek istenmez ise, oğlanın kahvesine tuz atılır. Ayakkabısına tuz veya su konur.

Nişan: Banaz ve çevresinde nişan yemekli veya yemeksiz yapılır. Yemekli nişanlar genellikle köylerde kız evinde yapılmaktadır. Yalnız yemek masrafları oğlan evi tarafından yapılır. Yemekten sonra nişan yüzükleri takılır. Davetliler kız ve oğlana para ve ziynet eşyası takarlar. Daha sonra tef çalarak türkü söyleyerek yörenin oyunları oynanır. İlçe merkezinde nişan olayı genellikle biraz daha farklıdır. Nişan bir salonda yapılır. Misafirlere şeker veya lokum ikram edilir. Takılar takılır, müzik eşliğinde dans edilir ve yöresel oyunlar oynanır.

Kına gecesi: Düğün hazırlıklarına başlayan taraflar akraba ve komşularını haberci aracılıyla kına gecesi ve düğüne davet eder. Bu arada oğlan evi resmi nikah hazırlıklarını tamamlamıştır. Kız evinde çalgılı olarak yapılan kına gecesinde türküler söylenir. Gelin kızın ellerine ve ayaklarına kınalar yakılır.

Düğün: Düğünler köyde 3 gün boyunca sürer. Davul ile zurna çalınır. Daha sonra cuma günü akşam üstü başlar. İlk güne “illerden gelim” denir. İkinci günü, kızın çeyizi giyim eşyaları kapalı bir mekanda iplere asılı olarak kız evinde sergilenir. Çeyizlerin sergilendiği günün akşamına “kına gecesi” denir. Bu gecede kadınlar kız evinde eğlenirler. Geç saatlerde kına yakılır.
Erkekler, oğlan evinde Yemeği yedikten sonra davul zurna ile kız evinin önüne gelerek orada yörenin mahalli oyunlarını oynayarak eğlenirler. Pazar günü gelin alma günüdür. 0 gün ikindi vakti dolayında damat ve sağdıcı camide dua ederler. Damada yeni çamaşırları, elbiseleri giydirilir. Özelikle köy gençleri tek sıra halinde dizilirler. Önde bayraklarla beraber gelin evine büyük bir coşkuyla varılır. Gelin alındıktan sonra mezarlık veya köyün kutsal bilinen belirli bir yeri dolaştırılır. Gelin oğlan evine getirilir. Seymenler burada davul zurna eşliğinde oyunlar oynarlar, para atarlar. En son damat ve sağdıç oynadıktan sonra düğün töreni resmen tamamlanmış olur. Pazartesi gününe “duvak” günü denir. Bu gün sadece kadınlar toplanıp oynarlar.
Şehir merkezinde salonda yapılan düğünlere halk arasında “balo” adı verilir. Bu tip düğünlerde mevsimin özelliğine göre lokum, şeker, pasta veya dondurma ikram edilir.
Yan Günü: Evliliğin birinci günüdür. Gelin kız, bir hafta boyunca hiç bir iş yapmaz. Bu arada bir tören daha yapılır. Gelinle damat her gün akraba ve komşuları tarafından yemeğe davet edilir.
Ardı sıra: Evliliğin ikinci haftası ile birlikte, oğlan evinin yemekli davetleri başlar. Buna “ardı sıra” denir. Bu davet sırasında misafirlere, Uşak tarhanası, erişte, erkeç (et yemeği), bamya, çelpli (çelpleme), çömlek eti gibi yemekler ikram edilir.

İNANÇLAR

İlçe ve çevresinde inançlar göreneklerin önemli bir halkasını oluşturur. Eskiden daha canlı tutulan inançlar, kültürün gelişmesi ve başkalaşmasıyla eski önemini kaybetmiş, bazıları da zamanla unutulmuştur. İnançların birçoğu yalnız Banaz’a özgü olmayan ancak bütün Anadolu’da geçerli olan davranış biçimidir. Örneğin bir evden yola çıkılınca bunun ardından hemen ev süpürülmez, aksi takdirde gidenin geri dönmeyeceği zannedilir. Yine aynı evden biri yolculuğa çıkarsa arkasından su dökülür. Bu tür görenekler Anadolu’nun her tarafında görülen davranıştır. Bunun yanında salı ve cuma günleri çamaşır yıkanmaz, tırnak kesilmez, gün doğmadan su doldurulur ve kapı aralıklı bırakılırsa kısmetin artacağına inanılır.

Yine ilçede ve yöresinde etkisini giderek kaybeden bazı görenekler de şunlardır. Birinin elinden sabun almak uğursuzluk sayılır. Özellikle köylerde askere gidip gelmeyen gençlere kız vermezler. Erken evlenmek makbuldür. Akşam karanlığında komşudan ödünç soğan almak acı- ya delalettir.

İlçede ibadet: İlçede 13 tanesi merkezde olmak üzere 82 tane cami bulunmaktadır. Merkezde camiler, ortalama 266 kişiye hizmet verirken, kasabalarda 224 ve köylerde 201 kişiye ibadet olanağı sunmaktadır. Çiftlik ve Karaköse köylerinde bulunan 500 kişilik camiler ilçenin en büyük camileridir. İlçe merkezinde ise, en büyük cami 450 kişi ile Şehitler Camii’dir. İlçe camilerinin yüzde 92’sinde kadrolu din görevlisi bulunmaktadır.

Cenaze Töreni: Ölüm olayının hemen ardından ölen kişinin çenesi bağlanır ve gözleri yumulur. Daha sonra ölü soyularak ince bir örtü ile örtülür. Ölenin gözleri kapatılır ve dua okunur. Duadan sonra ölüye şişmemesi için karnının üstüne demirden yapılmış bir eşya konur ve elleri iki yanlarına uzatılır. Ölü yıkanıncaya kadar yanında Kuran okumak kutsaldır.

Ölü temiz bir kokuyla kokulandırılmış ve tütsülenmiş bir teneşir üzerine konulur. Sonra mahrem yerleri örtülür ve aptes aldırılır. Yıkanmasının ardından, ölü, oturtularak karnı hafifçe mest edilir. Bir havlu veya bezle kurulanarak ölü kefene sarılır.

Cenaze götürülürken tabutu 4 kişinin omuzlaması dini adettir. Tabutu ne kadar çok kişi taşırsa ölen kişiye o kadar çok sevap yazılacağına inanılır. Mezara varıldığında kabir yarım adam boyu veya göğse varacak derinlikte kazılır. Kıble yönüne lahit yapılarak ölü kıble yönünde içine konulur. Sonra kefenin düğümü çözülür. Kerpiçle lahdin üstü kapanır ve kamışlarla örtülür. Sonrada kabrin üzerine toprak atılarak deve hörgücü gibi tümsek yapılır.

Ölüm olayını hemen ardından üç gün boyunca ölü evine gidilir. Eren; ölü evine yemek götürmektir. Bu arada cenazenin ailesi de helva ve ekmek dağıtır. Yedi gün boyunca Yasin ve çeşitli dualar okunur. Ölünün kırkı çıkınca da 41. gün, bir ipe 41 düğüm atılıp bu onun mezarı başına gömülür. Ardından 52. gün mevlidi yapılır. Bu olay “burun düşmesi” diye nitelendirilir. Mevlitte çorba, bamya, pilav, et, keşkek gibi yemekler ya da pide ve ayran verilir.

Mezarlığa ziyarete gidilince Yasin suresi ve Kur’an-ı Kerim’den ayetler okunur. Ziyaretler genellikle dini bayramların arife günleri veya birinci günleri yapılır.

Mezar yapımında kullan ilan malzemeler sırasıyla, beton, mozaik, profil, köfeki, mermer çeşitlerinden gri ton garibişe, granit ve beyaz mermerdir.

Mezar süslemelerinde de selviden başka lale vb. çiçeklerle ay yıldız ile çeşitli rozetlerle kuşlar dikkat çeker. Bu süslemeler yapılırken renk olarak kırmızı, yeşil ve siyah tonları kullanılır. İsteğe göre mezarın ayak ucuna bir testi veya suluk konulmaktadır.
 
Üst Alt