Fetih gününden sonra

ceylannur

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
FETİH GÜNÜNDEN SONRA

Fatih Sultan Mehmet, 26 Ekim 1461 de Trabzon 'u Türk hâkimiyetine sokarak, bir an önce bütün Karadeniz havalisinin Türkleşmesini istemiştir. Fatih, Trabzon'un fethinden sonra ahalisine aman vermiştir. Vergilerini ödedikleri, devlete isyan etmedikleri sürece dini inançlarını yaşamalarına müsaade ederek, onları haraç ve cizyeye bağlamıştır. Sipahilere ise, büyük bir kısmı Yomra ve çevresinde olan tımarlar verilmiştir.
Trabzon'a valilik yapan Yavuz Sultan Selim 'in oğlu Süleyman ın bu şehirde doğması Trabzon un önemini arttırmıştır. Yomra, ismini ancak Yavuz Sultan Selim 'in padişahlığı döneminde (15121520) duyurabilmiş ve nahiye olmuştur. Tayyip GÖKBiLGiN 'in yazdığı 15. Yüzyıl Başlarındaki Trabzon Livası" adlı eserde Yomra'yı Akçaabat, Sürmene, Maçka ile birlikte Trabzon 'un dört nahiyesinden biri olarak göstermektedir. Trabzon kalesi muhafızlarının Yavuz Sultan Selim zamanında Maçka ve Yomra nahiyelerinde tımarları olduğunu kaydeden Tayyib GÖKBiLGiN, bunların sayısının 132 olduğunu yazar. Ayrıca Yomra nahiyesinde şahin ve doğan yuvaları gelirleri Sancak beyi haslarından olarak gösterilmektedir ki Akçaabat ve Yomra'daki bu kabil yuvaların geliri ile birlikte 130 akçeyi bulmaktaydı. Bu gelirle Akçaabat Yomra nahiyeleriyle birlikte bütün Trabzon dâhilindeki mirliva hasları yekünü dört köy, iki değirmen ve 280 haneden 326 nefer ve 56450 akçeyi buluyordu.
Elimizde tek güvenilir kaynak Tayyib GÖKBiLGiN 'in yaptığı araştırmadır. Bu araştırmaya göre Trabzon kadılığına bir nahiye olarak bağlı bulunan Yomra, bu tarihte bir zeametti ve Sinan Çavuş tasarrufunda serbest bir şekilde bulunmaktaydı. Yomra Seraskeri ise Tacettin Divane adında bir kimseydi. Serbest tımara sahipti. Sakinleri tamamen Hıristiyan olan ve hariçten geldikleri belirtilen Komera köyü geliri Yomra' ya tahsis edilmişti. Yomra'ya bağlı Hara, Varvara, Dirona, Kohali ve Uz köylerinde de bir hisse bulunmaktaydı.Bu tarihten sonra tarihi kayıtlarda Yomra 'nın ismine şu olaylarda rastlanmaktadır. Trabzon 'a Fatih zamanında gelip yerleşen ve Trabzon 'un en eski Türk ailelerinden biri Şatıroğulları dır. Paşalığa kadar yükselen Şatıroğlu Osman, hükümetin yakın adamı olmayı başarmış ve 1815 yılında asilerin isyanını bastırmak için kurulan ordunun başına getirilmiştir. Şatıroğlu Osman daha sonra ordusuyla doğuya doğru kayarak Yomra sınırları içerisine yerleşmiştir. Bunun üzerine Trabzon Valisi Hasan Paşa İstanbul'a gönderdiği bir yazı ile Şatıroğlu Osman 'ın Rize'deki Tuzcuoğlu sülalesi ile ayaklanma hazırladığını, bazı eşkıyaları ordusuna dâhil ettiğini, emir dinlemeyerek hükümetin nüfuzunu kırdığını, halkı devlete karşı kışkırttığını ve nihayetinde Trabzon'u kuşatarak, şehri ele geçirip, vali olmak istediğini belirtmiş ve Şatıroğlu Osman ın Trabzon 'dan uzaklaştırılmasını istemiştir. Ancak hükümet yaptığı soruşturma sonunda, olayın aslında böyle olmadığını öğrenmiş, 1825 yılında Şatıroğlu Osman Erzurum 'da mübayancılık görevine gönderilerek olay kapatılmıştır. 26 Temmuz 1816 'daki Tuzcuoğulları Ayaklanması nda Rize ayanı Tuzcuoğlu Memiş Ağa ile Yomra ayanı Kasapoğlu İbrahim, Tonya ayanı Hacısalihoğlu Ali, Tirebolulu Kelalioğlu Ali Ağa Trabzon 'un kuşatılarak Tuzcuoğlu Memiş Ağa 'nın bir bakıma devlet başkanı yapılmasında büyük rol oynadılar.1 Mahmut GOLOĞLU nun Trabzon Tarihi isimli eserinde, 1878 yılında görevden alınan Trabzon Valisi Divrikli Mustafa Paşa nın, Anapa Kuşatması nda Trabzon ve çevre köylerden topladığı askerlerle büyük başarılar elde ettiği, aynı yıl Trabzon Valiliğine ikinci defa tayin edilen Canikli Battal Hüseyin Paşa zamanında da Ruslarca kuşatılan Anapa Kalesi müdafaasında Yomra ayanlığından Gümrükçüoğlu Mehmet 'ten yardım beklendiği ifade edilmektedir. Gümrükçüoğlu Mehmet in, mahiyetindeki 150 askerle kuşatmaya bizzat katıldığı bilinmektedir.



 
Üst Alt