Amasya - Ukkaşe Sultan türbesi

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,152
Ukkaşe Sultan

Anlatılır ki, Hz. Muhammed’in sahabelerinden Ukkaşe’nin türbesi Hıra (Hırka) Köyündedir. Sahabe Hz. Muhammed’in sırtındaki nübüvvet mührünü Veda Hacc’ında bir vesile ile görür. Peygamberimiz ona hırkasını verir ve, “Rum diyarına giderek halkı dine davet edeceksin” der. O da İslam ordusuyla Kayseri üzerinden Merzifon’a kadar savaşa savaşa gelerek bu günkü Hırka Köyünde şehit düşer. Bir gönül sultanına dönüşen Ukkaşe’nin o gün bu gündür ziyaretçileri eksik olmaz.

Onun Merzifon'a geliş tarihi miladi 681’dir. Hıra köyünün girişindeki mezarlıkda yer alan bu ulu sahabenin kabri, Peygamberimizin sırtındaki mührü öpen Ukkaşe bin Mihsen Hazretleri’ne aittir.
Evliya çelebi buraları ziyaret ettiğinde onun kabrinin varlığından söz eder.
Bayram günleri sabah namazı burada kılınırdı.

Üstünü kapattırmadığından defalarca yapılmış, her seferinde ertesi gün yapılan yer yıkılmıştır. Halk arasında, ‘buraya yedi defa üst üste gelenin hac sevabı alacağı’ inancı meşhurdur. Mehmet Ocak'ın ve Muammer Durak'ın kabir çevresinin düzenlenmesinde büyük hizmetleri dokunmuştur. Türbesinin tamir tarihi 1968dir. Türbenin yanında yer alan bina aşevi olarak hizmet vermektedir.Hükkaşe Sultan Köyün kuruluşundan çok önce Türbesinin olduğu yere gelir ve hırkasını bırakır. O tarihten sonra o mevkinin adı Hırka olarak bilinir ve burada kurulan Köy, Hırka Köyü adını alır. Merzifon’un birçok köyünün adı zamanla değiştiği halde, Hırka Köyü’nün adı değişmemiştir.

Köyün ormanında, yaban hayvanlarından geyikler, ayılar yaşarmış. Geyikler, Hükkaşe Sultan’dan gelip su içerlermiş. Türbesinde bulunan geyik boynuzlarının o zamanlardan kalma olduğuna inanılır.


-Evliyalar Şehri Amasya'dan-
 

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,152
Hz. Ukkaşe kimdir?

hz.ukkaşe, sahabe, ukkaşe kimdir, ukkaşe türbesi

Peygamberlik mührünü öpen tek sahabe Hz. Ukkaşe



Hz. Ukkaşe kimdir?


Hz. Ukkaşe‘nin kim olduğunu merak edenler için ondan bahsetmekte yarar var.
Yapılan araştırmalarda, türbenin Resulllah (sav)’in arkadaşlarından Ukkaşe b. Mihsan el-Esedi (ra) adına yapıldığı saptanmış.
Bazılarına göre türbede Ukkaşe b. Mihsan’n gömülü olduğu söylense de, bazılarına göre, burada katıldığı bir savaşta kaybettiği parmağı yada kanının döküldüğü yer olduğu için buraya türbe
yapıldığı rivayet edilmekte.

Hz. Ukkaşe hakkında, özellikle Müslüman olmadan önceki hayatı hakkında fazla bir bilgi bulunmamakta.
Müslüman olduktan sonra ve Bedir Savaşı’ndaki başarılarından sonra, kaynaklarda onun hakkında bilgiye rastlanmaktadır.

Hz. Ukkaşe (ra) Bedir Savaşı’nda çok büyük cesaret gösterdi. Savaşırken kılıcı kırıldı. Peygamberimiz (sav) kendisine bir hurma dalı verdi.
Bu dal, Peygamberimizin bir mucizesi olarak onun elinde kılıç oldu ve onunla savaştı. O kılıçla çok sayıda savaşa katıldığı rivayet edilmektedir.

Hz. Ukkaşe hayatta iken cennetle müjdelenen Sahabelerden.
Peygamberimiz (sav) bir gün: - Ümmetimden yetmiş bin kişi tertemiz olarak cennete girecektir, buyurunca,
Ukkaşe b.Mihsan: - Ey Allah’ın elçisi! Allah’a dua et de ben onlardan olayım, dedi.

Peygamberimiz: - Sen onlardansın, buyurdu ve ona dua etti.
Bunun üzerine başka bir adam ayağa kalkarak: - Ey Allah’ın elçisi! Cennetliklerden olmam için bana da dua et, deyince,
Peygamberimiz: - Bu konuda Ukkaşe seni geçti buyurdu.


Peygamberlik Mührü’nü öpen tek Sahabe

Hz. Ukkaşe (ra) bir peygamber aşığı, bir peygamber sevdalısı bir insan.
O sevgiden dolayı Peygamberimizin kürek kemikleri arasında bulunan peygamberlik nişanesi, peygamberlik mührünü öpmeyi başlarmış bir sahabe.

Fetih Suresi nazil olunca, Peygamberimiz (sav) Cebrail’e: - Ey Cebrail öleceğimi anladım, buyurunca Cebrail, Peygamberimize: - Senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır, Rabbin sana (istediğini) verecek
sen de razı olacaksın, dedi (Duha:4-5).

Bunun üzerine Peygamberimiz müezzini Bilal-ı Habeşi’ye, insanları cemaatle namaz kılmak üzere toplanmaları için çağırmasını emretti.
Bütün Muhacir (Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlar ) ve Ensar (Medine’li Müslümanlar) Mescid-i Nebi’de toplandı.
Peygamberimiz onlara namaz kıldırıp sonra minbere çıktı ve insanlara hitap etti. Peygamberimizin bu konuşması sırasında kalpler ürperdi, gözler ağladı.

İnsanlara şöyle dedi: – Ey insanlar sizin için nasıl bir peygamber idim?
Onu dinleyenler: - Allah mükafatını versin, çok iyi bir Peygambersin. Sen bizim için merhametli bir baba, şefkatli ve öğüt veren bir kardeş gibiydin.
Allah’ın sana verdiği Peygamberlik görevini yerine getirdin, O’nun (Allah’ın) vahyettiğini bize ilettin, bizleri Allah’ın yoluna hikmetli ve güzel sözlerle davet ettin.
Allah, ümmetlerine yaptıkları görev nedeni ile peygamberlere vereceği mükafatın en güzelini sana versin, dediler.

Bunun üzerine Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu: - Ey Müslüman topluluğu! Sizin üzerinizde bulunan hakkım ve Allah adına, sizden kime bir haksızlık yapmış isem, kıyamette hesaplaşıp hakkını almadan önce, şimdi
onun ayağa kalkıp hakkını benden almasını istiyorum.

Hiç kimse kalkmayınca, Peygamberimiz bunu üç defe tekrarladı. Üçüncü defa söyledikten sonra, Sahabe-i Kiram arasında bulunan ve kendisine Ukkaşe denilen yaşlı bir sahabe ayağa kalktı. Müslümanları yararak ilerledi ve Peygamberimizin önünde durdu ve şöyle dedi:

- Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın elçisi, eğer ısrar etmeseydin senin karşına çıkıp bir şey istemeyecektim. Bir savaştan sonra gazilerin arasındaydım.
Ayrılmak üzereyken develerimiz yan yana geldi. Devemden indim, ayağını öpmek için sana yaklaştığımda, değneğini kaldırdın ve sırtıma vurdun.
Kasten bana mı vurdun yoksa, devene mi vurmak istemiştin bilmiyorum, deyince, Peygamber efendimiz:
- Ey Ukkaşe, sana kasten vurmaktan Allah a sığınırım. Ey Bilal git (kızım) Fatıma’ya uzun bir değnek getir, dedi. Bilal-ı Habeşi (şaşkınlıktan) ellerini başının üzerine koyarak:

- O, Allah’ın Peygamberi ve kendisine kısas yapılmasını istiyor, diyerek Hz.Fatıma’nın yanına geldi kapıyı çaldı ve: - Ey Peygamber’in kızı! Bana uzun bir değnek ver, deyince, Peygamberimizin kızı
Hz. Fatıma: - Bugün ne hac günü, ne de O’nun savaştığı bir gün değil, babam uzun değneği ne yapacak? Dedi.

Bilal-i Habeşi: - Babanın yaptıklarından haberin yok. Allah’ın elçisi borçlarını ödüyor, dünyayı terk ediyor ve kendisine kısas yapılmasını (kendisinde hakkı olanların hakların
almasını) istiyor, dedi.
Bunun üzerine Hz. Fatıma: - Ey Bilal, Allah’ın elçisine kısas yapmayı kendisine layık gören kimdir?
(Peygamberin torunları) Hasan ile Hüseyin’e haber ver. O adamın yanına gitsinler de, almak istediği (hakkını) onlardan alsın. Peygamberden almasına izin vermesinler, dedi.


Cennetteki arkadaşım

Bilal-i Habeşi mescide girip değneği Peygamberimize verince, O da Hz. Ukkaşe‘ye verdi. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer (r.anhum) bunu görünce ayağa kalktılar ve:

- Ey Ukkaşe! İşte önündeyiz Hakkını bizden al. Peygamberden alma, deyince,

Peygamber Efendimiz:

-Bırak ey Ebubekir, sen de bırak ey Ömer, Allah sizin değerinizi ve makamınızı biliyor, dedi.

Bunun üzerine Ali b. Ebu Talip (Hz. Ali) ayağa kalktı ve:

- Benim hayatım Allah’ın elçisinin hayatının önündedir. İşte sırtım, hakkını kendi elinle benden al ve bana (O’nun yerine) yüz sopa vur. Allah’ın elçisinden alma, deyince Peygamberimiz:

- Otur ey Ali. Allah senin değerini ve niyetini biliyor, buyurdu. Sonra Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin kalktılar ve:

- Ey Ukkaşe! Sen bilmiyor musun biz Allah’ın elçisinin torunuyuz. Hakkını bizden alman Peygamberden alman gibidir, deyince Peygamber Efendimiz:

- Gözümün nuru torunlarım, siz de oturun Allah sizi burada unutmamıştır (sizin de niyetinizi ve değerinizi bilmektedir). Sonra Peygamber Efendimiz (sav) Ukkaşe‘ye:

- Ey Ukkaşe, vuracaksan vur deyince, Ukkaşe (ra):

- Ey Allah’ın elçisi, bana vurduğunda benim üzerimde elbise yoktu, deyince, Peygamberimiz sırtını açtı.

Sahabeler yüksek sesle ağlıyorlardı. Hz.Ukkaşe, Peygamberimizin beyaz sırtına baktı. Sanki sırtı Mısır’da dokunan ince ve beyaz ketenden dokunmuş kumaş gibiydi fazla ilgilenip zaman kaybetmeden sırtını öptü ve şöyle dedi:

- Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın elçisi, sana kısas yapmaya kim cür’et edebilir? Bunun üzerine Peygamberimiz (sav) :

- Ya hakkını alman için gerekeni yap yada affet deyince, Hz. Ukkaşe:

- Kıyamet gününde Allah’ın beni affetmesini umarak sizi affediyorum, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav):

- Kim cennetteki arkadaşımı görmek isterse bu adama baksın, dedi. Sonra (orada bulunan) bütün Sahabe-i Kiram ayağa kalktılar ve alnından öperek:

- Seni tebrik ederiz çok büyük bir mertebeyi ve Peygamberin cennetteki arkadaşlığını elde ettin dediler.” (2)

Her gün yüzlerce insanın gurup gurup Ziyaret ettiği bu türbe, Hz. Peygamberden geriye kalan hatıralara, insanımızın sahip çıkışının da bir göstergesi.

İnsan, Hz. Ukkaşe‘nin makamına varınca, Hz. Peygamberin sırtındaki Peygamberlik Mührü’nü öpmeyi başarmış Hz. Ukkaşe‘nin dudaklarından bir tebessüm arıyor.


Hz. Ukkaşe türbesine Nasıl gidilir

Hz. Ukkaşe Türbesi’ne farklı yollardan gidilebilirse de, Gaziantep’in Nurdağı ilçesinden gidilmesi en uygunudur. Türbe, ilçe merkezine 8 km. uzaklıktadır.
Guruplar halinde gidilebileceği gibi ferdi olarak da gidilebilir. Türbe merkezine araçla çıkılabilmektedir.

KAYNAKLAR

1- El-İstiab 3/1081, Madde:1837, Buhari , Tıb.17, Müslim, İman,317.

2- El – İsbahani, Hilyet-ül Evliya 4/ 73,
 
Üst Alt