19 - Meryem Suresi Tefsiri

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Meryem Suresi

Meryem sûresi, 98 âyet olup Mekke'de nazil olmuştur.
Bazı tefsirlere göre 58. âyet, bazılarında ise 71.âyet Medine'de nazil olmuştur.
Bu sûre, diğer bahisler yanında, özellikle Hz. Meryem'den ve onun Hz. İsa'yı dünyaya getirmesinden bahsetmesi sebebbiyle "Meryem sûresi" adını almıştır.





[SIZE=-1]Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
[/SIZE][SIZE=-1] Bismillâhirrahmânirrahîm
[/SIZE]
[SIZE=-1] l. Kâf. Hâ. Yâ. Ayn. Sâd.
[/SIZE] [SIZE=-1]2. (Bu,) Rabbinin, Zekeriyya kuluna rahmetinin anılmasıdır.
[/SIZE] [SIZE=-1]3. Hani o, gizli bir sesle Rabbine niyaz etmişti:
[/SIZE] [SIZE=-1]4. Rabbim!dedi, benden (vücudumdan), kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Ve ben, Rabbim, sana (ettiğim) dua sayesinde hiç bedbaht olmadım.
[/SIZE] [SIZE=-1]5. Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana bir veli (oğul) ver. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 6. Ki o bana vâris olsun; Ya'kub hanedanına da vâris olsun. Rabbim, onu rızana lâyık kıl! [/SIZE]
[SIZE=-1] 7. (Allah şöyle buyurdu) Ey Zekeriyya! Biz sana bir oğul müjdeleriz ki, onun adı Yahya'dır. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık. [/SIZE]
[SIZE=-1]8. Zekeriyya: Rabbim! dedi, karım kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim nasıl oğlum olabilir? [/SIZE]
[SIZE=-1]9. Allah: Öyledir, dedi; Rabbin: O bana kolaydır. Daha önce, sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım, buyurdu. [/SIZE]
[SIZE=-1]10. O: Rabbim! dedi, (çocuğum olacağına dair) bana bir işaret ver. Allah: Sana işaret, sapasağlam olduğun halde üç gün insanlarla konuşamamandır, buyurdu. [/SIZE]
[SIZE=-1]11. Bunun üzerine Zekeriyya, mâbetten kavminin karşısına çıkarak onlara: "Sabah akşam tesbihte bulunun" diye işaret verdi. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] 12. "Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) vargücünle sarıl!" (dedik) ve henüz sabi iken ona (ilim ve) hikmet verdik. [/SIZE]
[SIZE=-1]13. Tarafımızdan ona kalp yumuşaklığı ve temizlik de (verdik). O, çok sakınan bir kimse idi. [/SIZE]
[SIZE=-1]14. Ana-babasına çok iyi davranırdı; o, isyankâr bir zorba değildi. [/SIZE]
[SIZE=-1]15. Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağı gün ona selam olsun! [/SIZE]
[SIZE=-1]16. (Resûlüm! ) Kitap'ta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti. [/SIZE]
[SIZE=-1]17. Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü. [/SIZE]
[SIZE=-1]18. Meryem dedi ki: Senden, çok esirgeyici olan Allah'a sığınırım! Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen (bana dokunma). [/SIZE]
[SIZE=-1]19. Melek: Ben, yalnızca, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] 20. Meryem: Bana bir insan eli değmediği, iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir? dedi. [/SIZE]
[SIZE=-1]21. Melek: Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, hüküm ve karara bağlanmış(ezelde olup bitmiş) bir iş idi. [/SIZE]
[SIZE=-1]22. Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine onunla (karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi. [/SIZE]
[SIZE=-1]23. Doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmaya) sevketti. "Keşke, dedi, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!" [/SIZE]
[SIZE=-1]24. Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle seslendi: "Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir." [/SIZE]
[SIZE=-1]25. "Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün." [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] 26. "Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım." [/SIZE]
[SIZE=-1]27. Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın! [/SIZE]
[SIZE=-1]28. Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annende iffetsiz değildi. [/SIZE]
[SIZE=-1] 29. Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz, dediler, beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?" [/SIZE]
[SIZE=-1]30. Çocuk şöyle dedi: "Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı."[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 31. "Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti." [/SIZE]
[SIZE=-1]32. "Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı." [/SIZE]
[SIZE=-1]33. "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır." [/SIZE]
[SIZE=-1]34. İşte, hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak- budur. [/SIZE]
[SIZE=-1]35. Allah'ın bir evlât edinmesi, olur şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece "Ol!" der ve hemen olur. [/SIZE]
[SIZE=-1]36. (İsa şunu da söyledi) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk ediniz. İşte doğru yol budur. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 37. Sonra guruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline! [/SIZE]
[SIZE=-1]38. Onlar, bizim huzurumuza çıkacakları gün (başlarına gelecek olanları) ne iyi duyarlar ve ne iyi görürler (bir görsen)! Fakat o zalimler bugün açık bir sapıklık içindedirler. [/SIZE]
[SIZE=-1]39. (Resûlüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken (bakarsın) iş olup bitmiştir. [/SIZE]
[SIZE=-1] 40. Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz (her şey gider, biz kalırız) ve onlar ancak bize döndürülürler. [/SIZE]
[SIZE=-1]41. Kitap'ta İbrahim'i an. Zira o, sıdkı bütün bir peygamberdi. [/SIZE]
[SIZE=-1]42. Bir zaman o babasına dedi ki: Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bir şeye niçin taparsın? [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 43. Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çıkarayım. [/SIZE]
[SIZE=-1]44. Babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan, çok merhametli olan Allah'a âsi oldu. [/SIZE]
[SIZE=-1] 45. Babacığım! Allah tarafından sana azap dokunup da şeytanın yakını olmandan korkuyorum. [/SIZE]
[SIZE=-1]46. (Babası) Ey İbrahim! dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım! Uzun bir zaman benden uzak dur! [/SIZE]
[SIZE=-1]47. İbrahim: Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O bana karşı çok lütufkârdır. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 48. Sizden de, Allah'ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum. [/SIZE]
[SIZE=-1] Umulur ki (senin için) Rabbime dua etmemle bedbaht (emeği boşa gitmiş) olmam. [/SIZE]
[SIZE=-1]49. Nihayet İbrahim onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiği zaman biz ona İshak ve Yâ'kub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. [/SIZE]
[SIZE=-1]50. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk; kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik. [/SIZE]
[SIZE=-1]51. (Resûlüm!) Kitap'ta Musa'yı da an. Gerçekten o ihlâs sahibi idi ve hem resûl, hem de nebî idi. [/SIZE]
[SIZE=-1]52. Ona Tûr'un sağ tarafından seslendik ve onu, fısıldaşan kimse kadar (kendimize) yaklaştırdık. [/SIZE]
[SIZE=-1]53. Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi Harun'u bir peygamberolarak armağan ettik. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 54. (Resûlüm!) Kitap'ta İsmail'i de an. Gerçekten o, sözüne sâdıktı, resûl ve nebî idi. [/SIZE]
[SIZE=-1]55. Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi. [/SIZE]
[SIZE=-1]56. Kitapta İdris'i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi. [/SIZE]
[SIZE=-1]57. Onu üstün bir makama yücelttik. [/SIZE]
[SIZE=-1]58. İşte bunlar,Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, [/SIZE]
[SIZE=-1] Âdem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) 'in soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir. [/SIZE]
[SIZE=-1] Onlara, çok merhametli olan Allah'ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 59. Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler. [/SIZE]
[SIZE=-1]60. Ancak tevbe edip, iman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler hariçtir. Bunlar, cennete, girecekler. Ve hiç bir haksığlağa uğratılmayacaklardır. [/SIZE]
[SIZE=-1]61. O cennet, çok merhametli olan Allah'ın, kullarına gıyaben vâdettiği Adn cennetleridir. Şüphesiz O'nun vâdi yerini bulacaktır. [/SIZE]
[SIZE=-1]62. Orada boş söz değil, hoş söz duyarlar. Ve orada, sabah-akşam kendilerine ait rızıkları vardır. [/SIZE]
[SIZE=-1]63. Kullarımızdan, takvâ sahibi kimselere verdiğimiz cennet işte budur. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 64. Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan değildir. [/SIZE]
[SIZE=-1]65. (O) göklerin, yerin ve ikisi arasındaki şeylerin Rabbidir. Şu halde O'na kulluk et; O'na kulluk etmek için sabırlı ve metânetli ol. [/SIZE]
[SIZE=-1] O'nun bir adaşı (benzeri) olduğunu biliyor musun? (Asla benzeri yoktur). [/SIZE]
[SIZE=-1]66. İnsan der ki: "Öldüğüm zaman sahi diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?" [/SIZE]
[SIZE=-1]67. İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır? [/SIZE]
[SIZE=-1]68. Öyle ise, Rabbine andolsun ki, muhakkak surette onları şeytanlarla birlikte mahşerde toplayacağız; sonra onları diz üstü çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde hazır bulunduracağız. [/SIZE]
[SIZE=-1]69. Sonra her milletten, rahman olan Allah'a en çok âsi olanlar hangileri ise çekip ayıracağız. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 70. Sonra, orayı boylamaya daha çok müstahak olanları elbette biz daha iyi biliriz. [/SIZE]
[SIZE=-1]71. İçinizden, oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür. [/SIZE]
[SIZE=-1]72. Sonra biz, Allah'tan sakınanları kurtarırız; zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız. [/SIZE]
[SIZE=-1]73. Kendilerine âyetlerimiz ayan beyan okunduğu zaman inkâr edenler, iman edenlere: İki topluluktan hangisinin (hangimizin) mevki ve makamı daha iyi, meclis ve topluluğu daha güzeldir? dediler. [/SIZE]
[SIZE=-1]74. Onlardan önce de, eşya ve görünüş bakımından daha güzel olan nice nesiller helâk ettik. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 75. De ki: Kim sapıklıkta ise, çok merhametli olan Allah ona mühlet versin! Nihayet kendilerine vâdolunan şeyi -ya azabı (müminler karşısında yenilgiyi), veya kıyameti- gördükleri zaman, mevki ve makamı daha kötü ve askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğreneceklerdir. [/SIZE]
[SIZE=-1]76. Allah,doğru yola gidenlerin hidayetini artırır. Sürekli kalan iyi işler, Rabbinin nezdinde hem mükâfat bakımından daha hayırlı, hem de âkıbetçe daha iyidir. [/SIZE]
[SIZE=-1]77. (Resûlüm!) Âyetlerimizi inkâr eden ve "Muhakkak surette bana mal ve evlât verilecek" diyen adamı gördün mü? [/SIZE]
[SIZE=-1]78. O, gaybı mı bildi, yoksa Allah'ın katından bir söz mü aldı? [/SIZE]
[SIZE=-1]79. Kesinlikle hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız. [/SIZE]
[SIZE=-1]80. Onundediğine biz vâris oluruz, (malı ve evlâdı bize kalır); kendisi de bize yapayalnız gelir. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 81. Onlar, kendilerine bir itibar ve kuvvet (vesilesi) olsun diye Allah'tan başka tanrılar edindiler. [/SIZE]
[SIZE=-1]82. Hayır, hayır! (Taptıkları), onların ibadetlerini tanımayacaklar ve onlara hasım olacaklar. [/SIZE]
[SIZE=-1]83. (Resûlüm!) Görmedin mi? Biz, kâfirlerin üzerine, kendilerini iyice (isyankârlığa) sevkeden şeytanları gönderdik. [/SIZE]
[SIZE=-1]84. Öyle ise onlar hakkında acele etme. Biz onlar için (günlerini) teker teker sayıyoruz. [/SIZE]
[SIZE=-1]85. Takvâ sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda toplayacağımız gün. [/SIZE]
[SIZE=-1]86. Günahkârları da susuz olarak cehenneme süreceyiz. [/SIZE]
[SIZE=-1]87. O gün Rahmân (olan Allah)'ın nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefâata güçleri yetmeyecektir. [/SIZE]
[SIZE=-1]88. "Rahmân çocuk edindi" dediler. [/SIZE]
[SIZE=-1]89. Hakikaten siz, pek çirkin bir şey ortaya attınız.[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 90. Bundan dolayı, neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir! [/SIZE]
[SIZE=-1]91. Rahmân'a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden. [/SIZE]
[SIZE=-1]92. Halbuki çocuk edinmek Rahmân'ın şanına yakışmaz. [/SIZE]
[SIZE=-1]93. Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız, kul olarak Rahmân'a gelecektir. [/SIZE]
[SIZE=-1]94. O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını tesbit etmiştir. [/SIZE]
[SIZE=-1]95. Bunların hepsi de kıyamet gününde O'nun huzuruna tek başına (yapayalnız) gelecektir. [/SIZE]
[SIZE=-1]96. İmanedip de iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır. [/SIZE]
[SIZE=-1]97. (Resûlüm!) Biz Kur'an'ı, sadece, onunla Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylaştırdık. [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1]
[/SIZE]
[SIZE=-1] [/SIZE]
[SIZE=-1] 98. Biz, onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlık emâresi) hissediyor veya onlara ait cılız bir ses işitiyor musun?[/SIZE]​
 

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
19-MERYEM:
1-15- Sûrenin bir ismidir Bunlardan neyin kast edildiğini Allah bilir.
Bununla beraber, bunun anlamı hakkında, sağlamlığı iddia edilemeyen değişik birtakım rivayetler de vardır.
İbnü Mürdeveyh'in tahricine göre Ümmühani, Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: (Allah'a hitaben) "kâfî, hâdî'sin yâ Âlim-i Sâdık!"

Hz. Ali'nin de "Ey kâf hâ yâ ayn Sâd, beni bağışla" diye dua ettiği rivayet edilmiştir ki, buna göre bu, Allah'ın bir ismidir.
İbnü Abbas'tan da her harfin, kebir, kerim gibi Allah'ın isimlerinden birini gösteren bir işaret olduğuna dair bir kaç mânâ rivayet edilmiştir.
Kısaca dil bakımından sözlük anlamı itibariyle bir anlam çıkarmak mümkün değildir.
Fakat akıl yoluyla bu konuda sayısız ihtimaller düşünülebilir. Mesela bunlardan başka kâf, Zekeriya'ya; ha, hanımına; ya, Yahya'ya; ayın İsa'ya; sad Mustafa'ya remz (bir işaret) olarak sûrenin içeriğinin bir özeti olma ihtimali bulunduğu gibi; kâf, kelimelere; hâ lâhût'a; yâ, yakîne; ayın ilme; sâd sıdka bir işaret olmak üzere, bir önceki sûrenin sonunun bir kısa özeti olmak gibi ihtimaller de vardır.
Ve dolayısıyla sayısız ihtimal yönleri içinde müteşabihtir.
Faydası ise kendi kendine bırakılacak olan aklın, ihtimaller içinde nasıl çırpındığını göstererek yüce gayeleri idrak etmekte acizlik ve şaşkınlığının derecesini göstermektir ki, buna ibtila-i râsihin (ilimde derinleşenlerin imtihanı) denir.

34-40- İşte budur,
ta beşikten tekrar dirilmesine kadar öyle doğan ve o sözleri söyleyen bir kuldur. Hakk (olan Allah)ın bildirdiğine göre Meryem'in oğlu İsa ki hakkında tartışıp duruyorlar.
Görülüyor ki sûrenin başından beri ve buradan da sonuna kadar âyetler, hep elif fâsılasıyla biterken, sûrenin bu bölümünde yalnız yedi âyet "Nûn ve Mim" fâsılasıyla işlenmiş bir çerçeve içine alınmıştır.
Bu da gösterir ki bu âyetler, bu sûrenin asıl maksadını anlatan karar mahiyetindeki âyetlerdir ki, başta Allah'a çocuk isnadını "Allah'ın çocuk edinmesi hiçbir zaman olur şey değildir.
O'nu tenzih ederiz." âyetiyle reddedip Allah'ı tenzih etmekte ve İsa'nın dilinden de "Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk ediniz.
İşte bu doğru bir yoldur." demek suretiyle tevhide davet etmektedir.
Bu âyet, ta yukarıdaki "Ben Allah'ın kuluyum." (19/30) cümlesine atfedilmiştir.
Dolayısıyla "Allah, benim Rabbimdir, dedi" demek olup İsa'nın konuşmasının bir devamıdır (Âl-i İmran Sûresi'nde geçen benzeri âyetin tefsirine de bkz: 3/51).
Eldeki İncillerde de kendisine yer verilen bu söz, onun peygamberliğinde, davetinin özünü teşkil ettiği ve tevhid inancını net bir şekilde ifade ettiği için, burada tekrar sözkonusu yapılmıştır.
Sonra fırkalar kendi aralarında ihtilafa düştüler.
Yahudiler bir türlü söyledi.
Hıristiyanların kendi fırkaları da değişik tartışmaların içine girdiler; bir kısmı Allah'ın oğlu dediler, bir kısmı da Allah'ın kendisidir, yere indi sonra göğe çıktı dediler; diğer bir kısmı ise üçün biri dediler.
Sağlam bir grup da Allah'ın kulu ve peygamberi olduğunu tasdik ettiler. "Vay haline o küfreden kimselerin!..."


 

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
59-63- Azgınlığın cezası olarak bir kötülüğe çatacaklar. Denilmiş ki, "Gayy" cehennemde öyle bir vadidir ki, cehennemin diğer bütün vadileri ondan 'a sığınırlar. Gayya kuyusu dilimizde de meşhurdur.

Hatırlatma:
Burada İşbu fâsılasının tekrar edilmesi ta yukarıda Meryem kıssasında geçen fasılasını hatırlatır.
Onun için orada onu, Cibrîl'in konuşmasını bildiren bir âyet takip ettiği gibi, burda da öyle olacaktır.
Orada Meryem'e "Ben ancak Rabbinin bir elçisiyim." diyen Cebrail, burada Hz. Peygamberin bir sorusuna cevap olarak şöyle demiştir:
64-65-*} "Biz senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz." Buradaki vav, istinafiyedir. Yani bir soruya cevaptır ki, bu soru âyetin iniş sebebinden anlaşılıyor.
Nitekim İmam Ahmed, Buharî, Tirmizî, Nesaî ve daha bir cemaat rivayet etmişlerdir ki: "Resulullah (s.a.v): 'Ey Cebrail! Senin bizi (şimdiki mutad) ziyaretinden daha çok ziyaret etmeye engel nedir?' demişti de âyeti nazil oldu.
Demek ki bu âyet, Cebrail'in o soruya verdiği cevabı anlatmaktadır.
Nüzul sebebi ile âyetin bizzat taşıdığı anlam buna delil olabileceği gibi, sûrenin baş tarafında (19/17) diye Cibril'in zikri geçmiş olmasından dolayı, biraz önce de hatırlattığımız gibi fasılasının tekrarıyla nazar-ı in oraya çekilmesi de buna ince bir işaret olmuştur.
77-98- "Şimdi âyetlerimizi inkâr eden ve elbette bana mal ve evlat verilecektir, diyen adamı gördün mü?" âyeti Âs b. Vail sebebiyle nazil olmuştu.
Şöyle ki: (Sahabelerden) Hubab (r.a) adlı bir kimsenin onda bir alacağı vardı, onu istedi.
Buna karşı Âs: "Hayır, dedi, Muhammed'e küfretmeden alacağını vermem" dedi Bunun üzerine Hubab: "Vallahi, dedi, ben, Muhammed'e asla küfretmem, ne hayatımda, ne ölümümde ve ne de tekrar dirildiğim zaman."
Buna karşı Âs: "Öyle ise bekle öldükten sonra tekrar dirildiğinde bana gelirsin.
O vakit benim malım ve evladım olacak, alacağını sana veririm" dedi.
Yani öbürlerini andıktan sonra işte bu gördüğün kâfirin hikayesini de anlat.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt