๑۩۩๑Burada her şey "NET"๑۩۩๑

islamiforumlar.net





Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > İSLAMİ PAYLAŞIMLAR > Genel islami paylaşımlar > İslami Soru ve Cevaplar
kayit ol
Anasayfa Kuran-ı Kerim Kuran Öğren İslami rüya tabirleri İslami Oyunlar İlahiler İletişim

Dinen organ bağışı caizmidir

islama göre organ bağışı, dinen organ bağışı, islamda organ bağışı, organ bağışı caizmi, islama göre organ bağışı, dinen organ bağışı, organ bağışı caizmi, organ bağışının islamdaki yeri, islam dinine göre ...


Yeni Konu aç Cevapla

 

Seçenekler Değerlendirme
Alt   #1 (permalink)
serdar
Yönetici
Standart Dinen organ bağışı caizmidir

islama göre organ bağışı, dinen organ bağışı, islamda organ bağışı, organ bağışı caizmi, islama göre organ bağışı, dinen organ bağışı, organ bağışı caizmi, organ bağışının islamdaki yeri, islam dinine göre organ bağışı, islamiyette organ bağışı, organ nakli helalmi,islam dininde organ bağışı
Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde, organ ve doku nakli konusunda sarih bir hüküm bulunmamaktadır. İlk müçtehit ve fakihler de, kendi devirlerinde böyle bir mesele söz konusu olmadığı için, bu ameliyyenin hükmünü geniş şekilde açıklamamışlardır. Ancak dinimizde, Kitap ve Sünnet'in delaletlerinden çıkarılmış umumî hükümler ve kaideler de vardır. Kitap ve Sünnet'te açık hükmü bulunmayan ve her devirde karşılaşılan yeni yeni meselelerin hükümleri, İslâm fakihleri tarafından bu umumî kaideler ile hükmü bilinen benzer meselelere kıyas edilerek çıkarılmış, hiçbir mesele cevapsız bırakılmamıştır. Organ ve doku nakli konusunda hükmünü tayinde de aynı yola baş vurulması uygun olacaktır.
Click the image to open in full size.

Bilindiği üzere, insan mükerrem bir varlıktır. Mahlukatı içinde Allah onu mümtaz kılmıştır. Bu itibarla normal durumlarda ölü ve diri kimselerden alınan parça ve organlardan faydalanılması, insanın hürmet ve kerametine aykırı görüldüğünden, İslam fakihlerince caiz görülmemiştir. Ancak, zaruret durumunda, zaruretin mahiyet ve miktarına göre bu hüküm değişmektedir.

Nitekim dinimiz
, bir kısım fiil ve davranışları yasak kılmış, Kitap ve Sünnet bunları tespit etmiştir. Sözgelimi murdar hayvan (meyte), kan, domuz eti, şarap... vb. şeylerin yenilip içilmesi, alınıp satılması, ilaç olarak kullanılması haram kılınmıştır. Ancak zaruret halinde bunlardan zaruret miktarında (ölmeyecek kadar) yenilip içilmesinin (el-Bakara, 173; el-Maide, 3; el-En'am, 119) meşru olduğu beyan buyrulmuştur.

Söz konusu ayet-i celilelerden
, İslâm fakihleri, zaruretlerin bir ölçüde dinen yasaklanmış şeyleri mübah kıldığı ve zaruret halinde sadece ayet-i kerimelerde beyan edilen yasakların değil, zaruret halinin giderilmesi için yapılması zorunlu ve başka bir çare olmayan bütün yasakların zaruret miktarınca işlenmesinin caiz ve mübah olduğu sonucuna varmışlardır.

O halde
, ölmüş kimselerden tedavi maksadıyla organ ve doku alma ve bunları hasta veya yaralı kimselere nakletme konusunda bir hükme ulaşabilmek için;

Zarurete binaen
, cesedin kesilmesi, organ ve dokularından bir kısmının alınmasının caiz olup olmadığı,

Hastalığın tedavisinin zaruret sayılıp sayılmayacağı (Haram ile tedavinin hükmü)


Organ ve doku nakli caiz ise hangi şartlarla caiz olduğunun bilinmesi gerekmektedir.


İslam fakihleri
, karnında canlı halde bulunan çocuğun kurtarılması için ölü annenin karnının yarılmasına,

Başka yoldan tedavileri mümkün olmayan kimselerin kırılmış kemiklerinin yerine
, başka kemiklerin nakline,

Bilinmeyen hastalıkların öğrenilmesi ve hayatta bulunmaları sebebiyle ölülere nisbetle daha çok şayan-ı ihtiram olan hastaların tedavilerinin sağlanabilmesi için
, yakınlarının rızası alınmak suretiyle, ölüler üzerinde otopsi yapılmasının caiz olacağına,Fetva vermişler, canlı bir kimseyi kurtarmak için, ölünün bir parçasını itlaf etmeyi caiz görmüşlerdir. Nitekim, Müşavere ve Dini Eserleri İnceleme Kurulu'nun 16.4.1952 tarih ve 211 sayılı kararında, özetle;

"...âmmenin menfaat ve maslahatı göz önünde tutularak
, bilinmeyen bir hastalığın bilinir hale gelmesi, hastalığın bilinmemesinden doğacak âmme zararının önlenmesi, hayatta bulunmaları sebebiyle daha şayan-ı ihtiram olan hastaların tedavilerinin sağlanması gibi maslahat ve şer'î hikmetlerin husule gelmesini temin için, yakınlarının rızası alınarak, ölüler üzerinde otopsi yapmanın caiz olacağı ve bu gibi sebepler dolayısıyle ölüye gösterilmesi gereken hürmet ve tekrimin zevaline katlanmanın, İslamî hükümlerin bir gereği olduğu..." ifade olunmuştur.

İslam fakihleri
, açlık ve susuzluk gibi, hastalığı da haramı mübah kılan bir zaruret saymışlar, başka yoldan tedavileri mümkün olmayan hastaların haram ilaç ve maddelerle tedavilerini caiz görmüşlerdir. Günümüzde kan, doku ve organ nakli ve tedavi yolları arasına girmiş bulunmaktadır. O halde, hayatı veya hayatî bir uzvu kurtarmak için başka çare olmadığında, kan, doku ve organ nakli yolu ile de bazı şartlara uyularak, tedavinin caiz olması gerekir. Nitekim, Müşavere ve Dinî Eserleri İnceleme Kurulunun 25.10.1960 tarih ve 492 sayılı kararında, "tedavileri için kan nakline zaruret bulunan hasta ve yaralılara başka kimselerden kan naklinin; başka kimselerden alınacak parçaların takılmasıyla görmeleri mümkün olduğu takdirde; hayatında buna izin vermiş olan kimselerin, ölümlerinden sonra gözlerinden alınacak parçaların bu durumdaki kimselere takılmalarının caiz olacağı..." beyan edilmiştir.
Click the image to open in full size.

Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 19.01.1968 gün ve 3 sayılı gerekçeli kararında ise "yalnız hayatı kurtarmak için değil, bir organı tedavi etmek, hastalığın tedavisini çabuklaştırmak için de kan naklinin caiz olduğu, tıbbi ve hukuki kaidelere riayet edilmek şartıyla kalp naklinin de caiz olacağı..." ifade olunmuştur.

Yurdumuz dışında
, çeşitli İslâm Ülkelerinin yetkili kişilerince de aynı yolda fetvalar verildiği bilinmektedir.

Kurulumuzca da aşağıdaki şartlara uyularak yapılacak organ ve doku naklinin caiz olacağı sonucuna varılmıştır.


Zaruret halinin bulunması
, yani hastanın hayatını veya hayatî bir uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığının, meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen bir tabip tarafından tespit edilmesi,

Hastalığın bu yoldan tedavi edilebileceğine tabibin zann-ı galibinin bulunması
,

Organ veya dokusu alınan kişinin
, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması,

Toplumun huzur ve düzeninin bozulmaması bakımından organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında (ölmeden önce) buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla
, yakınlarının rızasının sağlanması,

Alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması
,

Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir.


el-İsra Suresi
, 70; et-Tin Suresi, 4

el-Hidaye
, el-İnaye ve Feth'ül-Kadir 1/65; Fethu babi'l-İnaye, 1/126; Fetevay-ı Hindiye, 2/390

Cessas
, Ahkamü'l-Kur'an, 1/156; İbnü'l-Arabi, Ahkamü'l-Kur'an, 1/55; Kurtubi, 2/232 ve 7/73; İbn Hazm, el-Muhalla, 7/426

Fetevay-ı Hindiye
, 2/296; el-Va'yü'l-İslami, Sayı 137, Yıl 1396, Kuveyt; Istılahat-ı Fıkhiye, 3/157

Fetevay-ı Hindiye 2/390
İslamda Organ Bağışı hakkında farklı bir makale okumak için tıklayın

Diyanet İşleri Başkanlığı

http://kurul.diyanet.gov.tr/sorusor/...haber=47#div47








serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
serdar Kardeşimize bu mesajı için Allah Razı Olsun Diyenler=====>
Alt   #2 (permalink)
serdar
Yönetici
Standart islama göre organ bağışı, dinen organ bağışı, organ bağışı caizm

islama göre organ bağışı, dinen organ bağışı, organ bağışı caizmi, organ bağışının islamdaki yeri, islam dinine göre organ bağışı, islamiyette organ bağışı, organ nakli helalmi,islam dininde organ bağışı
İSLAMA GÖRE ORGAN BAĞIŞI CAİZ Mİ?
Günümüz hastanelerinde organ bekleyen nice hastalarımız için umut ışığı olan, bununla beraber dini hassasiyetlerini göz ardı etmeyenleri de düşündüren organ nakli hakkında İslam fıkhının, diğer bir tabirle İslam âlimlerimizin bakışı nedir?
Soruda ifade edilen organ nakli meselesinin dini hükmüne girmeden önce, kısaca organ naklinin tanımını ve tarihçesini okuyalım.

Organ nakli; vücutta görevini yapamayan bir organın yerine, başka bir canlıdan veya ölüden aynı görevi yapacak bir organın nakledilmesi ile yapılan bir tedavi yöntemidir. 18. yüzyılda başlayan organ nakli, her geçen gün geliştirilerek 19. yüzyılda insandan insana doku ve organ nakline başlanmıştır. Önceleri deri ve kas nakli şeklinde başlayan bu tedavi, giderek gelişmiş; kalp, böbrek ve kemik iliği gibi hayati organların nakli de mümkün olmuştur.

Ancak insandan insana organ nakli böylesine önemli bir tedavi yöntemi olmasının yanı sıra, soruda da temas edildiği gibi bazı dini ve hukuki meseleleri de beraberinde getirmiştir. Lakin şunu da bilmek gerekir ki, organ nakli İslam fıkhına tamamıyla yabancı bir şey değildir. Nitekim ilkyazımızda da temas ettiğimiz gibi, hakkında eski müçtehit imamlarımızdan sarahaten bir bilgiye ulaşamadığımız meselelerde, benzer konular hakkında yapmış oldukları içtihatlarına rastlamamız mümkün oluyor. Şöyle ki, İslâm âlimlerinin evvelkileri, insanın cüzünden istifade etmenin caiz olup olmaması konusunda tartışmışlardır.

Mezhep Büyüklerine Göre Organ Nakli

El-Fetâve’l-Hindiyye adlı esere baktığımız zaman, Ebû Hanîfe’nin talebelerinden olan ve aynı zamanda da mezhebini tedvin eden, (kayıt altına alan) İmam-ı Muhammed el-Hasan eş-Şeybânî’nin bu konuya ışık tutması açısından şu sözünü görürüz: Kişinin tedavi için koyun, katır, at gibi hayvanların kemiğini kullanması caizdir. Lakin necaseti liaynihi (bizzat necis) olduğu için domuzun, hürmetine (saygınlık ve üstünlüğüne) binaen de insanın kemiğini tedavi için kullanmak tahrîmen mekruhtur.

Bu görüşe göre, ister canlı olsun ister ölü olsun insanın parçasından istifade etmek caiz değildir. Zira insan keremli, saygın, üstün bir varlıktır, cüzlerinin bezl edilmesi (uluorta saçılması) caiz olmaz.

Hz. Aîşe’den (radiyAllahu anha) rivayet olunduğuna göre Hz. Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) “Ölü bir kimsenin kemiğini kırmak, diri iken kemiğini kırmak gibidir” buyurmuştur. Efendimizin bu hadis-i şerifi, yukarıdaki görüşü kuvvetlendirmektedir.

Şafî uleması ise; “hayvanın cüzünden organından istifade etmek caiz olduğu gibi, zor durumda kalan kimse için de insanın cüzünden-organından istifade etmek caizdir” demişlerdir. Nitekim İmâm-ı Nevevî, El-Mecmû adlı eserinde şöyle buyuruyor: Açlıktan zor durumda kalan kimse ölmüş birini bulsa onun etinden yemesi helaldir zira diri yani hayatta olan kimsenin hürmeti (üstünlülüğü) ölüye nispetle daha fazladır.
Mâlikî fukahası da, insan cüzünden-organından istifadenin caiz olup olmaması konusunda ihtilaf etmişlerdir. Sahih olan görüşe göre ise bunun muzdar (zor) durumda olan kişi için caiz olmasıdır.

Günümüzde Organ Nakli

Günümüzdeki organ naklinin caiz olup olmadığına gelince; güncel olan bu mesele hakkında ne nasslarda (âyet-hadis), ne de elimizde mevcut olan klasik fıkıh kitaplarında açık bir ifadenin bulunmadığı bir gerçektir.

Böyle olunca, günümüz âlimleri yeni bir tedavi şekli olan organ nakli konusunda görüş bildirmede başlangıçta tereddüt etmişler ancak organ nakli tedavisinin zamanımızda alternatifi olmayan bir tedavi yöntemi olması sebebi ile bu tereddüt ve çekimserlikleri nispi olarak terk etmişlerdir.

Daha öncede ifade ettiğimiz gibi hakkında ayet-i kerime ve hadis-i şerif olmayan, evvelki müçtehit imamlarımızdan da hakkında bir bilgi bulunmayan meseleler karşısında ehil olan kişilerin ferdi hüküm vermelerindense, ehil olan âlimlerin bir araya toplanıp konuyla alâkalı kişilerle de istişâre etmek suretiyle aralarında bir hükme bağlamaları daha uygundur. Bundan dolayıdır ki bu konuyla alâkalı ferdi görüşleri nakletmektense konseyin yani âlimler topluluğunun ortak kararını nakletmek daha uygun olacaktır.

Organ Naklini Caiz Yapan Şartlar
1988 tarihinde Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde toplanan İslam Fıkhı Konseyi mensupları, toplantıya gelen tabiplerle de yaptıkları mütaalalarından sonra organ nakli tedavisini belli şartlarla caiz görmüşlerdir.
Yukarda geçen bu komisyon, üyeleri organ nakli tedavisinin caiz olabilmesi için şu şartları ileri sürmüşlerdir:

Organ naklinde söz konusu zaruret olması.
Doktorlarda, bu tedavi ile hastanın iyileşmesine dair güçlü kanâat olacak.
Organı alınacak olan kimsenin izninin veya öldükten sonra vârisinin izninin alınması.
Organı alınacak olan kişinin ölümünün kesin olması. Ölümün kesin olması, İslam hukukuna göre kalbin ve beynin her ikisinin ölmesi ile olur. Zira ölünün yıkanması, kefenlenmesi, hanımının iddeti ve miras gibi şer’î olan hükümler, bu ikisinin (kalbin ve beynin) ölümüne bağlıdır. Dolayısıyla kişi tıbben öldü deyip, kalbi daha henüz atarken, uzvun alınıp başkasına nakli caiz değildir. Bu 4. madde hakkında fıkıh konseyi daha sonraki toplantılarında bazı âlimlerin öngörüsüyle birtakım değişikliklere gitmiştir. Onlar: “İnsan vücudunda bulunan bazı organlar, gerçek ölümün yani kalbin ve beynin ölümüyle fonksiyonlarını kaybetmektedirler. Bu durumda da nakil mümkün olmayacaktır. Aynı zamanda tabipler, tıbbi ölümü gerçekleşen kimsenin bir daha hayata geri dönmesinin mümkün olmadığından bahsetmişlerdir.” diyerek beyin ölümü gerçekleşenin organlarının naklini caiz görmüşlerse de konseyin ilk toplantıda aldığı karar daha isabetlidir. Zira kendisi hakkında tıbbi ölüm gerçekleşti denip de hayata dönmüş olan insanlara rastlamamız mümkündür. Hatta bunlardan bir tanesi, ölümü gerçekleşti denilip morga dahi kaldırılmıştır. Bu şahıs şuanda Üsküdar da bir camide imamlık vazifesine devam etmektedir. Bu olayların tamamı konseyin ilk kararının doğruluğunu göstermektedir. Dolayısıyla bir kişinin tıbben ölümü vâki oldu diye bıçak altına yatırılıp organlarının alınması, diğer bir tabirle tıbbi ölümünü gerçek ölüme çevirmek kanâatimce doğru değildir. Tabiiki en doğrusunu bilen Allah’tır.

İslam Konseyi’nin, organ naklinin cevazı için koştuğu şartların beşincisi ise; Organın herhangi bir ücret veya karşılıkla alınıp verilmemesidir.
Organ Naklinde Takip Edilecek Yol Şu kadar var ki, kişinin organ nakli konusunda evvela aşağıdaki tertibe riayet etmesi de gerekmektedir.

Kişinin madenî (platin vs.) eşyalardan istifadesi.
Kişinin temiz olan, tezkiye edilmiş (besmeleyle kesilmiş) hayvanın parçasından istifadesi.
Domuz ve köpeğin dışında olan hayvanlardan istifadesi.
Köpekten istifade mümkün değil ise domuzdan istifadesi.
Ölmüş olan insandan istifadesi.

Eğer organını veren kişinin sağlığına herhangi bir zarar getirmiyor ise canlı olan insandan istifade etmesi.
Bu meseleyle alakalı şunu da ifade etmek isterim ki, İslâm düşmanlığı yapıp, küfre hizmet eden kimselere, organ bağışlamak doğru değildir.

Bazı âlimlerimiz de bu sıralamayı şöyle yapmışlardır:

İnsanın kendi vücudunda olan organının kendisine nakli. Damarı, derisi, kemik parçası vs. cüzlerinin hasta olan kısmına aktarılması gibi.
Ölünün parçasından istifade ederek canlı kimseye organını nakletmek.
Canlı kimseden, canlı kimseye organ nakletmek.
Bütün bu kısımlar, yukarıdaki şartlara haiz olunca, organ naklinin cevazı hususu, âlimler arasında itibar görmüştür. Ancak canlı kimseden, başka canlı kimseye organ nakline muhalefet eden âlimler, diğer iki kısıma nispetle daha fazladır. Bunun sebebi, insan kendi cüzüne malik (sahip) değildir ki onda tasarruf etsin! Ancak şiddetli zaruret halinde ve organı alınan kimseye hiçbir zarar gelmeyecekse, bu kısıma da yani canlıdan canlıya organ nakline cevaz verilmiştir.

Netice olarak, estetik, güzellik için ve zaruret bulunmaksızın organ naklinin caiz olmadığı aşikârdır.
Yukarıda bahsedilen zaruret, İslâm âlimlerinin beyan ettiği organ veya canın helak olması durumudur. Bu işleme ihtiyaç duyan kimseye, bu işe teşebbüsünden önce bir ilim adamıyla görüşüp istişare yapmasını tavsiye ederiz.

Alıntı









serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.

Din