๑۩۩๑Burada her şey "NET"๑۩۩๑

islamiforumlar.net





Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > İSLAM VE AİLE > İslamda aile hayatı
kayit ol
Anasayfa Kuran-ı Kerim Kuran Öğren İslami rüya tabirleri İslami Oyunlar İlahiler İletişim
İslamda aile hayatı İslam ve aile ile ilgili hertürlü paylaşımlar

İslamda flört ve evlilik

dinde flört, islama göre flört etmek, flört nedir, flört etmek caizmi, islamda flörtün yeri, dinde flört varmı “Eğlenilecek değil, evlenilecek insan ol!” “ Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu ...


Yeni Konu aç Cevapla

 

Seçenekler Değerlendirme
Alt   #1 (permalink)
Ekrem
Yönetici-Admin

Standart İslamda flört ve evlilik

dinde flört, islama göre flört etmek, flört nedir, flört etmek caizmi, islamda flörtün yeri, dinde flört varmı
“Eğlenilecek değil, evlenilecek insan ol!”

Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır?…” (Fâtır -8)

İnsan hayatının en güzel, en güçlü ve umutlu dönemi olan gençlik dönemi aynı zamanda kriz ya da bunalım dönemi olarak da adlandırılabilir. Bu dönemin en belirleyici vasfı gerek evlilik için olsun, gerek farklı amaçlı yönelişler için olsun, karşı cinse duyulan ilgidir. Bu ilgi, ya evlilikle doyuma ulaştırılmakta ya da flört adı verilen yaşam tarzı ile sürdürülmektedir. Flört kelimesi Türkçe’de “karşı cinsten birisiyle yakın ilişki kurmak” anlamına geliyor.

Aynı kelime yerine “takılmak”, “çıkmak” kelimeleri de kullanılıyor. Ruhbilimci Erich Fromm “Karşıt cinsler arasındaki duvarın yıkılması durumunda, duygusal ilişkilerin karşı konulmaz bir cinsel isteğe dönüşmesi kaçınılmazdır.” diyor. Yani flört, takılma, çıkma hepsinin cinsel isteğe dönüşmesi kaçınılmaz. Peygamber Efendimizin “Dikkat edin! Bir erkek yabancı bir kadınla başbaşa kaldığında muhakkak üçüncüsü şeytandır.” (Tirmizi, Rada’ 16) ikazı, çağları aşan bütün emir ve ikazları gibi bu konuda da bize ışık tutuyor.

Ortak bir gelecek planı olmayan, hatta birbirlerine verilmiş sözleri bile bulunmayan iki kişi arasında, sonu çoğunlukla cinsel birlikteliğe uzanan ilişki, takılmak ya da flört diye tanımlanıyor. Takılmak, internet ve cep teknolojileri sayesinde iyice kolaylaştı. Baştan ayağa cinsellik kokan bu yaşam şeklini ister özgürleşme, ister ahlâksızlaşma olarak tanımlayın, bireysellikle arasında kurulan bağ çok açık. Parola: Kendini nasıl iyi hissediyorsan öyle davran, toplum kurallarını umursama. Verilen mesaj ise şöyle: Bu sizin vücudunuz, eğlenin, ne isterseniz onu yapın. Öte yandan cinsellik bugünün gençlerine şu şekilde algılattırılıyor: Abartılacak bir şey yok! Bu şartlar altında yetişen gençlerin evliliği zor ve durağan, duygusal yönden yıpratıcı, hislerin ve yakınlığın ön planda olduğu, karmaşık bir dünya olarak algılamalarını yadırgamamalı.

Bir kıza kendisiyle flört etmesini, yaygın deyimiyle “çıkmasını” teklif eden bir erkek, karşılıklı güvensizliğe dayalı, her iki tarafı da küçük düşürecek, şahsiyetlerini kaybettirecek bir paket program sunuyor demektir. Flört edenlerin aralarında vefa ve sadakat gibi kavramlar bulunmuyor. İki taraf da karşısındakinin kendisinden daha güzel ya da yakışıklı, daha zengin birini bulduğunda, ilk fırsatta kendini terk edeceğini biliyor ve sürekli bunun tedirginliğini yaşıyor. Dışardan bakan pek çok insan için flört, dünyanın en zevkli, en güzel durumu gibi gözükür. Bu imaj özellikle konuyla ilgili filmler sayesinde oluşmuştur. Binlercesi çevrilmiş bu filmlerde flört ilişkileri, insanın ayaklarını yerden kesen, hayatın anlamının bulunduğu bir tarz olarak gösterilir. Televizyon programları ve filmlerde evlilik dışı cinsel birlikteliklere sıkça yer veriliyor. Yapılan bir araştırma 15-17 yaşları arasındaki gençlerin %70’inin internette erotik içerikli film seyrettiğini ortaya koydu. Cinselliğin bu kadar ortada gezen bir meta gibi sunulması, insanları duyarsızlaştırarak, cinselliği çok yaygın ve sıradan bir şey gibi gösteriyor. Bir süre öncesine kadar liseli bir kızın “şöhret” olması kötü bir şeydi; ancak Türk televizyonlarında da gösterilen gençlik dizileri şöhretli kızları artık iyi bir model olarak algılattırıyor.

Ergen dönem içinde çocukların, ebeveyninden uzaklaşarak daha fazla arkadaşlarına yöneldiği bu dönemin en önemli özelliklerindendir. Yapılan bir araştırmada on iki ve on sekiz yaşları arasındaki Türk gençlerinin anne ve babayla yakınlık ve konuşmalarının azaldığı buna karşılık arkadaşlarla arttığı görülmüştür. Yine yapılan bir araştırmada, kızların kendi hemcinsi arkadaşlarını, erkeklerden daha çok sevdikleri ve sırlarını daha fazla paylaştıkları görülmüştür. Yani sosyalleşmek adına flörte vize çıkarmanın mutlak anlamı kalmamıştır.

Eski Çin toplumlarına kadar uzanan görücü usulü evlilik biçimi, Doğu toplumlarına özgü bir geleneksel yapının ürünü; cinsel özgürlük ve seçme özgürlüğü hakkı veren flört ve duygusal arkadaşlıklar ise Batı toplumsal yapısının bir sonucudur. Geleneksel Türk toplum yapısında “sevgi” duygusu, evlilikle birlikte gelişmektedir. Geleneksel toplumdaki, “evlilikte keramet vardır” anlayışı doğu kültürü motifini yansıtır. Diğer tarafta, Batı toplumu “hayatımın erkeğini/kadınını arıyorum” sözü ile evlilik öncesi özgür seçme kararını ve iki karsı cins arasında özgür cinsel ilişkinin de bulunduğu, özgür arkadaşlık ilişkisinin mutluluğa götürdüğü inancındadır. Günümüzde Türkiye’de evliliklerin üçte biri, akraba evliliği. Aile kurarken amaç, tek yastıkta kocamak. Kadının sadakatsizliği ve ihanet yaygın değil. Batının hazcılığının ve bireyciliğinin sonucu olan “çocuksuz aile”, Türk toplumunda aile problemi olarak algılanıyor. Hatta çocuk sahibi olmak için yeni evlilikler yapılıyor. Hızlı toplumsal değişmeye rağmen, boşanma nadir görülüyor.

Flört tecrübesi, daha azı lise döneminde daha çok da üniversite dönemindeki öğrencilerde görülmektedir. Batı toplumunda yaşandığı şekliyle flört ise, belli başlı üç aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar, arkadaşlık, sevgililik ve cinsellik aşamalarıdır. İki cinsin baştan beri bir araya gelmesinde cinsel istek ve eğilimlerin rolü vardır diyen Psikiyatrist Nevzat Tarhan, “Kadın sevgi ve aşk ister, cinsellik verir; erkekse cinsellik ister, sevgi ve aşk verir.” diyor. Flört ilişkilerinde cinsellik erkek ve kadında farklı tepkiler doğurmaktadır. Özellikle ilişkinin ayrılmayla sonuçlanması üzerine kadın, kendini kullanılmış hisseder. Erkek ise, elde ettiği kadın cinselliği karşısında, kolaylıkla ulaştığından değer vermemeye başlar. Birçok flört ilişkisi sonucu, karşı cinse ilgisiz, sevgi duygusu yıpranmış, hazcı kadın ve erkek bireyler oluşacaktır. Bu da ileride yapılması düşünülen evliliklerin ya hiç gerçekleşmemesine ya da çok fazla gecikerek yapılacak sevgisiz formalite evliliklere neden olabilecektir.

Batı toplumlarında flört davranışı sonuçları açısından farklılık arzediyor. Amerika ile Kıta Avrupa’sının flört anlayışı farklılık gösterir. Amerika toplumunda flörte, sonucunda hiçbir şey olmayacağı bilinerek başlanmaktadır. Hiçbir gerçek seçim yapılmamaktadır. Kıta Avrupa’sında ise, flörtün bir risk getirdiği bilinir. Bir flört ilişkisinde her iki tarafta, bunun ciddi sonuçlarını her an aklında tutmak zorundadır. Ancak evliliklerin flört ile yapıldığı Avrupa’da, boşanma oranının yüksek olması da unutulmamalıdır. Avrupa’daki evliliklerin yaklaşık yarısı boşanmayla sonuçlanmaktadır.

Flört davranışı bir kişilik bozukluğu mu?

Uzmanlara göre, başkalarıyla olan etkileşimleri çoğu zaman uygunsuz biçimde cinsel yönden ayartıcılık, baştan çıkarıcı davranışlarla belirli olan Histriyonik kişilik bozukluğu olanlar, flört düşkünü oluyor. Hemen her alanda aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı içinde olan bu kişiler sürekli birileriyle flört ediyor. İlgi çekmek ve başkalarının kendisiyle ilgilenmesini sağlamanın en kolay yollarından biri olduğu için, seçicilik ya da beğenip beğenmediklerine aldırmaksızın, hemen herkesle flört ediyorlar.
Flört istatistikleri

Gencin flörtünün olması ile kaç kez evden kaçtığı arasındaki ilişkiye bakıldığında evden kaçan gençlerin %50.90’ının bir flörtü olduğu görülmektedir. Evden kaçmayan gençlerde bu oran %39.50’ye düşmektedir. Gencin şimdiye kadar kaç kişiyle flört ettiği ile, çevresinde flörtlerini sıklıkla değiştirenleri nasıl karşıladığı arasındaki ilişkiye bakıldığında, şimdiye kadar dört ve üzeri sayıda flörtü olan gençlerin çok yüksek bir oranla (%74.00) çevresinde, flörtlerini sıklıkla değiştirenleri normal karşıladıkları saptanmıştır. Flörtlerini sıklıkla değiştirenleri anormal karşılayan gençlerde bu oran %46.90’a düşmektedir. Kısaca gencin duygusal arkadaşlık yaşama sıklığı arttıkça, flörtlerini sıklıkla değiştiren kişileri normal karşılama düşüncesi de artmaktadır.

Gencin aynı anda birden fazla flörtünün olması ile herhangi bir sorunu için psikoloğa/psikiyatriste gitmesi arasındaki ilişkiye bakıldığında; psikiyatrist/psikoloğa gidenlerin önemli bir kısmının (%44.50) aynı anda birden fazla flörtünün olduğu görülmektedir. Vücuduna zarar veren gençlerin çoğunluğunun (%69.80) şimdiye kadar dört ve üzeri sayıda flörtünün olduğu tespit edilmiştir. Annesi tarafından sevilmeyen ve istenmeyen gençlerin çoğunluğunun (%52.80) aynı anda birden fazla kişiyle flört ettiği tespit edilmiş. Gencin şimdiye kadar kaç kişiyle flört ettiği ile ebeveyninin birbiriyle anlaşması arasındaki ilişkiye bakıldığında; ebeveyni birbiri ile anlaşamayan gençlerin yüksek bir oranla (%68.60) şimdiye kadar dört ve üzeri sayıda flörtünün olduğu saptanmış. Aile içi anlaşmazlık gencin çok sayıda duygusal arkadaşlık kurma eğilimini arttırmaktadır. Ülkemizde yapılan bir diğer çalışmada ilişki türüne göre, tercih edilen aşk biçimlerinin değiştiğini göstermiştir. Buna göre, evliler flört edenlere göre daha fazla arkadaşça aşk, mantıklı aşk biçimine sahiptirler. Oysa flört ilişkisi içinde olanlar öfke atakları korkusu, terk edilme korkusu, kendi yıkıcı dürtülerinden korkma, kontrolü kaybetme korkusu yaşamaktadırlar.

Flört kelimesine duyulan yabancılık da dikkat çekicidir. Yine ülkemizde yapılan bir araştırmada kız-erkek arkadaşlığına, hem kadın hem de erkek olumsuz bakan bireyler flört ve çıkma kelimeleri telaffuz edilmeden, fikirlerinin farklı olacağını ifade etmişlerdir. Bu kişiler kız erkek arkadaşlığını herhangi bir cinsel yakınlaşma temelinde olmadığı zaman, onaylayabileceklerini belirtmişlerdir. Yine üniversite öğrencileri arasında bir araştırmada, “evlenme kararı verirken bekâret konusu sizce önemli midir?” sorusuna toplam öğrencilerin %66’sı, evlenme kararı verirken “bekâret” konusunun farklı derecelerde de olsa önemli olduğunu %34′ü ise bekâretin önemsiz olduğunu ifade etmişlerdir. Üniversite gençlerinde flört ilişkisi bitmiş olanların, devam edenlere göre daha az ilişkilerine bağlanım hissettikleri de gözlenmiştir. Hem kadınlarda hem de erkeklerde ilişki doyumu azaldıkça, çiftler arasında şiddet kullanma eğiliminin artması araştırma sonuçları ile tespit edilmiştir.

Lise öğrencilerinin evlilik öncesi flört ile ilgili görüşlerine bakıldığında Anadolu Lisesi öğrencilerinin %62’si evlilik öncesi flört taraftarı olduklarını belirtirken, İ.H.L öğrencilerinin %20.8’i flört taraftarı olduklarını belirtmektedir. A.L oranının İ.H.L oranının üç katı olması öğrencilerin dünyaya bakışında bir farklılaşmanın ortaya çıktığını göstermektedir. Fakat din ağırlıklı bir eğitim alan İ.H.L öğrencilerinin %20’sinin flörtten yana olması bu okul öğrencilerinin de modernleşme süreci içerisinde olduğunu göstermektedir. Her iki okulda da karma eğitim yapılmasına rağmen karma eğitim hakkında A.L öğrencilerinde olumlu görüş bildirenlerin oranı %85 iken, İ.H.L öğrencilerinde bu oranın %57 olması da dikkat çekicidir. (İstatistiklerin kaynakları: Murat Şakir Ceyhan, Üniversite Gençliğinin Cinselliğe Bakış Açısı, Basılmamış Doktora Tezi, Ankara 2005; A. Muhsin Yılmazçoban, Flört ve Görücü Usulü Evliliklerde Psiko-Sosyal Özeliklerin Etkisi, Basılmamış Doktora Tezi, Sakarya 2008, Ulusoy, Baran, Demir, Türkiye’de Ergenlerin Arkadaş-Akran Grupları İle İlişkileri, Ankara 2005 )


Flört eden kadınlar ve erkekler “Bay/Bayan Doğru”yu arayarak önlerine gelen fırsatları durmadan tepiyorlar. Özellikle kendi ayakları üzerinde durabilen, ekonomik özgürlüğü olan, sosyal hayatı renkli ve kariyeri yükselişteki kentli erkek ve kadınlar için flört alışılmış bir durum. Sürekli arayış içinde olan bu tipler her ne kadar hayatlarını biriyle paylaşmak isteseler de karşı cinse ona evlilik kurumu içinde ihtiyaç duymadığı mesajını iletiyor. Flört tecrübesi olan erkek ve kadınlar farkında olmadan “Bir Erkekte/Kadında Olması Gerekenler” listesi gittikçe uzuyor. Bu durumda armudun sapı üzümün çöpü bahanelerinin ardı arkası kesilmiyor.
Çözüm Ne?

Evlilik öncesi karşı cinse duyulan ilgi ve cinsel davranışlar ile ilgili en önemli sosyal etkenin, arkadaşlar olduğu kabul edilmektedir. Kişilerin, sosyal dernekler, kulüpler, spor organizasyonları, gönüllü çalışmalar gibi aktivitelere yönlendirilmesi flört gibi riskli davranışları azaltabilir. Okullarda rehberlik etkinlikleri kapsamında yürütülen “ergen ve gelişim özellikleri” ya da “cinsel yolla bulaşan hastalıklar” gibi konuların alanında uzman kişiler tarafından anlatılması kişinin farkındalığını artırabilir. Din derslerinde iffet ve namus kavramlarının olgun bir karakter ve şahsiyetin en önemli tamamlayıcı unsuru olduğu bilhassa izah edilebilir.

Flörtün, muhatapları evliliğe taşıması açısından olumlu sonuçlar doğurmadığı aşikâr. İslam’da erkek ve kadının, belli şartlara ve sınırlara uyarak görüşmesine, konuşmasına, tanışmasına cevaz verilmiştir. Evlenmek maksadı olduğunda, görülebilecek yerlere şehvet duyma ihtimali bulunsa bile, bakma konularında ruhsatlar verilmektedir. Evlilik amacıyla, umuma açık yerlerde, başkalarının da bulunduğu evlerde, gerektiğinde baş başa kalarak tarafların birbirini görmesi, konuşması, birbirlerinin dünya görüşleri, zevkleri, evlilikten beklentileri, alışkanlıkları gibi konularda bilgi alışverişinde bulunmaları elzemdir. Bu ölçülerdeki görüşmelerin, sağlıklı bir evliliğin kurulmasının mümkün olup olmadığı konusunda yeterli kanaat vereceğini belirten Hayrettin Karaman Hoca, “Günümüzde flört türü İslamî sınırları aşan görüşmeler, beraberlikler, adeta deneme evlilikleri taraflara, gelecek hakkında İslam’ın sunduğu görüşmeden daha çok ve kesin bilgi ve kanaat veremez” demektedir. Zaten evlilik öncesi ve evlilikten sonrası arasında, tarafların duygu ve davranışlarında farklılıklar ortaya çıkmakta ya da oluşmaktadır. Bu sebepledir ki flört sonrası evlenen çiftler arasında da birçok geçimsizlik ve boşanma örnekleri yaşanmaktadır. Orta yol, genel bir kanaat elde edecek kadar görüşme ve tanışmadır; bu kadarına da İslam izin vermiştir, hatta bunu tavsiye etmektedir. Günümüz hayat şartlarının ağırlığı nedeniyle ileriki yaşlara ötelenen evlilikler nedeniyle, fıtrî bir ihtiyaç olan cinselliğin de ertelendiği unutulmamalıdır. Türk toplumunda genel olarak, ancak üniversite öğrenciliğinin bitişiyle birlikte, iş-meslek bulma süreci tamamlandıktan sonra, ciddi bir evlilik girişiminde bulunulmaktadır. Ailelerin ezber bozma vakti gelmiştir, evlilik yaşları gençlere maddi ve manevi destek sağlanarak erkene alınmalıdır.

Hayatı çok süslü gösteren flört gibi yaşam tarzlarının, insanları saptırmak için kıyamete kadar çabalayacak olan şeytanın, süslü ve hoş gösterdiği unutulmamalıdır. Yüce Allah, Kur’an’da kötü kadınları kötü erkeklere, kötü erkekleri kötü kadınlara; temiz kadınları temiz erkeklere, temiz erkekleri de temiz kadınlara yaraştırıyor (Nûr -26). Yani eşler birbirleri için bir ayna vazifesinde. Zor zamanlardan geçiyoruz, dünyanın süsü, şehveti her yanımızı sarmış durumda. Hz. Yusuf bile Züleyha’nın ihtirasına, Allah’ın yardımı olmasaydı istek duyabilecekti. Rabbimiz kötülüğü ve fuhşu, Hz. Yusuf’tan uzaklaştırdığı gibi bizden de uzaklaştırsın.
Flörtün Özendirildiği Bir Toplum Arayışı Var!

Maruf Beçene (Psikolog)
Ortaokul, lise ve ve özellikle üniversite yıllarında, genç kuşağın bir flört denizi içinde yüzdüğünü görüyoruz. Belki saf ve masum duygularla başlayan bu süreç, evlenmeden evli gibi yaşama boyutlarına varabiliyor. Birçok açıdan ele alınması mümkün olan bu konuda, bizimle neler paylaşmak istersiniz? Sizce bu süreç nereye gidiyor? Duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Flört kavramının çok farklı tanımları olsa da, bu kavramın ilk çağrıştırdığı anlam, karşıt cinsten iki kişi arasında evlilik amacı olmadan varlık gösteren bir ilişki türü olmasıdır. Evlilik öncesi tanışmak ile flört ayrı kavramlardır. Flörtte ilişkinin kendisi merkezdeyken, evlilik öncesi tanışmada bir aile olma noktasında tarafların birbiri tanıma amaçları var.

Ergenlik duygusal ve cinsel gereksinimlerin keşfedildiği bir dönemdir. Bu keşif bazen duygusal ya da cinsel kriz nöbetleri şeklinde varlık gösterebilir. Krizle şunu ifade etmek istiyorum; duygusallık ve cinsellik bu dönemde iradeyi aşabilecek bir düzeye çıkabiliyor. Tarih boyunca toplumsal kurumların (Aile, okul, vb.) en önemli işlevlerinden biri de bireye otokontrol becerisini kazandırmak olmuştur.

Ergenlik döneminde fark edilen karşı cins ve ona duyulan yakınlık fıtri bir arzudur. Fıtri olan bir arzuyu kontrol etmek ciddi bir irade ister. Bu iradeyi sergilemek ya elverişli bir ortam ya da zihinsel ve bedensel olgunlaşmayı gerektirir. Ergenlikte uygun bir koruyucu ortam yoksa kişinin otokontrolü oldukça zayıftır. Yetişkin yıllarında olası birçok sorun bu dönemde otokontrol sağlanamadığı için sergilenen davranışların bir sonucu olabiliyor.

Flört türü ilişkilerle ilgili ortaya atılan iddialar iki yönlüdür. Bir kesim flörtün ileride sağlıklı ilişkiler için önemli bir deneyim sunduğunu söylerken diğer bir kesim flörtün yetişkin yıllarındaki ilişkileri olumsuzlayan birçok etkiyi barındırdığını söyler. Bu iki bakış açısının da sorunlu olduğunu düşünüyorum. Çünkü flört geçmişi olmayıp çok iyi ilişkiler geliştiren aileler olduğu gibi flört yapıp olumlu ilişki kuramayan çiftler vardır. Tam tersine, flört ilişkisi olup sonra sağlıklı ilişki kurabilen çiftler varken flörtsüz geçmişi olan sorunlu çiftlere rastlamak mümkündür. Flört ilişkisine deneyim ya da deneyimsizlik açısından yaklaşmak çok sağlıklı değildir. Çünkü flörtte maske vardır. Ergenler ve yetişkinler çoğu zaman beklentiye göre tavır alabilir. Flörtün artık bir yaşam tarzı olarak ifade alanı bulduğu modern batı toplumlarında boşanmaların fazla oluşu ve gittikçe artma eğilimi göstermesi flörtün evlilik için deneyim sağladığı tezini çürüten en önemli pratiklerden biridir.

Flörte patolojik bir nitelik yükleyen temel kriter, genç bir ergenin karşı cinsi keşfedip ona ilgisini ifade etmesi ve bu ifadenin ilişkiye dönüşmesi değildir. Sorun, bu dönemde duygusal bir birlikteliğin özendirilmesi ve mutlaka yaşanması gerektiği noktasında medyanın ve modern kültürün baskılayıcı tutumudur. Modern anlayışın ve medyanın bu noktada çelişkili bir tutumu var. Erken dönem evliliklerin riskleri sürekli manşete taşınırken aynı zamanda ikili ilişkiler geçici bir format temelinde özendiriliyor. Flört ve ergen aşklarında toplumsal ve ailevi kontrol yoksa özü itibariyle bu ilişkilerde masumiyeti aramak çok gerçekçi değil. Çünkü bu dönemde bireysel otokontrol yetersiz, her iki tarafı birbirine çeken fıtri bir yasa var. Ortamını bulan herkes ikili ilişkideki duygusal beraberliği cinsel tatmine dönüştürür. Bunun karşısındaki tüm iddialar sadece birer temennidir.

Flörtün özendirildiği bir toplum arayışı var. Olay öyle bir noktaya geldi ki; flörtü olmayanın kendini dışlanmış hissettiği ilişki örgüleri yaşanmakta. Flörtü olmayanın özgüvensizliği dillendirilmekte, benlik imajı, benlik saygısı tartışılmaktadır. Konunun dramatik olan yönü ise bazı ruh sağlığı profesyonellerinin özgüven tazelemek için ergenlere flört önerisinde bulunuyor olmalarıdır. Gelinen nokta ise 12 yaşında bir genç kız yada erkeğin henüz olgunlaşmamış zihin ve bedeniyle kendisini bünyesinin taşıyamadığı bir ilişkinin ortasında görmesidir.

Flört bazılarının iddia ettiği gibi masum bir duygusal deneyim değildir. 12-13 yaşlarına kadar inmiş olan duygusal ilişkiler çok ciddi travmaları tetikleyecek potansiyeller içeriyor. Meslek yaşamımda lise 1. sınıfta olup 8-9 ilişki yaşamış genç kızlarla karşılaştım. İlgi duyduğu her kişiye aşık olduğunu sanan ergenler var. Lise 1. sınıfta 9 kişiyle aşk yaşamak bu yaş döneminin kaldırabileceği bir yük değil. Burada sorunu patolojik kılan ise bu genç kızın sürekli aşık olması gerektiği noktasındaki düşüncesidir. Bu düşünce kitle iletişim araçlarıyla sürekli beslenmekte ve gençlik kaldıramayacağı bir ilişki türünün içine sürüklenmektedir.

Gelişimin her döneminde önemsenmesi gereken gelişim ödevleri vardır. Ergenlerin ya da son çocukluk dönemindeki bireylerin ihtiyaç duydukları bir partner değildir. İhtiyaç duyulan temel nokta, gelişimin yoğun bir fırtınaya maruz kaldığı bu dönemle ilgili gençleri bilgilendirmektir. Yaşamı yönetme konusunda etkili irade eğitimi, hayatın kurallarla yaşanması gerektiği noktasında deyim yerindeyse pedagojik bir formasyona ihtiyaç vardır.
Sınırsız Görüşme ve Tanışma Yapılamaz!

Prof. Dr. Vecdi Akyüz
Flört deyince ne anlaşılıyor?
Flört deyince bugün özellikle anlaşılan veya anlaşılmaya çalışılan şey, evlenmeye aday tarafların veya aday adayı tarafların serbestçe görüşmeleri, herhangi bir helal haram sınırı tanımadan birlikte olmaları, gezmeleri, tozmaları filan bunlara flört denir. Tabi şimdi bu çok sınırsız bir şey; herhangi bir helal haram ölçüsü gözetmeden yapılan bir şey denebilir. Bunun dini açıdan bir sınırı var mı? Tabi ki var. Yani; evlenmeye aday olan kişiler birbirini bir kere yeterince tanıma hakkına sahip her şeyden önce. Yani, çok önemli bir karar arifesindeler, bir aile yuvası kurulacak, bu öyle ezbere olmayacağı gibi, bir takım zorlamalarla da olmaz.

Yani tarafların yeterince birbirini tanıması gerekir. Ailede en önemli unsur uyumdur. Madem beraber bir hayat geçirecekler, o uyumu sağlayacaklar mı, sağlamayacaklar mı, o açıdan birbirlerini yakından tanımaları gerekir. Tabii ki burada dinimizin tarafların görüşmeyle ilgili bir takım sınırlamaları var. Bu sınırlamalara riayet edilmeden yapılacak görüşmeler doğru değil.



Flört’ün evliliği geciktirdiği veya evliliğe darbe vurduğunu söyleyebilir miyiz?

Tabii ki her ikisine de darbe vurma ihtimali olabilir. Flört edenler illa evlenecek diye bir şey yok. Tam tersine evliliğe doğru gitmeyebilir. Hatta tarafları erkenden bıktırıp evlilik kararı vermekten uzaklaştırabilir veya evliliği lüzumsuz görmeye de başlayabilir. Yani iki sonucu olabilir. Ya hiç evliliğe gitmezler, her şey erkenden biter. Ya da bu durum, evliliği gereksiz gördürüp birlikteliği gayri meşru bir şekilde sürdürmeyi düşünür hale getirebilir.

Evlilik hazırlığı konusunda eski gelenekten koptuğumuzu söyleyebilir miyiz?

Bugün birçok yörede kendine göre gelenek vardır. Özellikle nişanlandıktan sonra görüşmeler biraz daha serbest oluyor. Bunlara uymak lazım. Gelenekten tamamen koptuğumuzda sonu nereye varır Allah kerim. Şimdi ne gibi sınırlar var ben onlardan bahsetmek istiyorum. Birincisi giyim-kuşam ve davranış konularında helal haram sınırlarına dikkat etmek gerekir. En önemlisi budur. Sonra şeytanın bol insanın kıt olduğu yerlerde, yani eski tabirle halvet denilen görüşmeler doğru değil, yapayalnız tamamen kendileri üçüncü kişilere açık olmayan yerlerde görüşmeler hiçbir zaman doğru değildir. Bunun dışında bir takım fiziksel yakınlıklar da doğru değildir. Sınırsız görüşme ve tanışma yapılamaz.
Flörtte Tuzak Var!

“Gençliğin Cinsellik İmtihanı” Kitabının Yazarı M. Ali Seyhan’dan
Flört Evlilik Öncesi Tanımayı Sağlar mı?


Günümüzde flört, yani evlilik öncesi gençlerin birbirlerini tanıma ve tanışma bahanesi ile belli süre beraber olması yaygınlaştı. Dinimizde yeri olmamasına rağmen İslamî duyarlılığı olan insanlar arasında bile görülebiliyor artık. Burada hemen şunu söyleyelim ki, “Gençler önceden görüşür ve flört ederse, birbirini yakından tanıma imkânları olur. Eğer huyları, anlayışları farklı ise, evlenmeden önce daha işin başındayken, işi bitirmiş olurlar” iddiası da çok yanlış.

Tecrübeler hiç de böyle olmadığını gösteriyor. Günümüzde en çok boşanma, flörtsüz evliliğin yapılmadığı Batı ülkelerinde olmaktadır. İki taraf da, tanışma devresinde, birbirlerine hoş görünmek için beraber bulundukları zamanlarda, gayet toleranslı davranıp, kötü huylarını birbirlerine hissettirmemeye çalışır, birbirlerini yanıltırlar. Ancak evlendikten sonra anlaşılır gerçek durum… Fakat iş işten geçmiş olur.

Bunun için, evlenilecek kimselerin gerçek hâlleri, evlenilmeden önce öğrenilmelidir. Bu da ancak tecrübeli kimselerin araştırmasıyla, o kimselerin evveliyatını iyi bilen, güvenilir kimselere sormakla olur.

Ayrıca, bekârken çok kimseyle görüşen, çok kimseyle eğlenen erkek ve kızda, evlendikten sonra da çok kimseyle görüşme arzusu devam eder. Bir kişiye bağlı kalmak, zamanla onu sıkmaya başlar; değişiklik arayışına girer. Bunun sonucunda da, her gün gazetelerde boy boy resimlerini gördüğümüz aldatmalar, kavga gürültüler ve cinayetler meydana gelir. Bir anlık gaflet, değişiklik arzusu, kişilerin hem dünya, hem de ahiretlerini karartır. Aman dikkat!
Flörtsüz evlilik olmaz mı?

Flört dönemi, gerçek beraberliği çoğu zaman aksettirmez. Eğer flört, gerçek hayatın aynısı olarak yaşanabilse, belki evliliğin nasıl gideceğine dair ipuçları verebilir, ama bunun da başka bedelleri vardır malûm. Bildiğimiz anlamdaki flört, yani arada sırada görüşüp gezmek, sohbet etmek ise, aslında gerçek hayatta olunandan farklı bir kişiliğin sergilendiği bir dönemdir.

Örneğin kişi günün yirmi üç saati tek başına, sessiz ve sakin bir hayat sürüyor, biriken sohbet ve gezme ihtiyacını günde bir saatlik buluşmalara saklıyorsa, o bir saatte çok konuşkan, canlı, eğlendirici biri gibi davranabilir. Ve “çıktığı” kişi de canlı, atak, sosyal insanlardan hoşlanıyorsa onun gözüne hoş görünebilir.

Ama iş evliliğe gelince, o hareketli görünen kişinin günde ancak bir saat gezmeye ve sohbete tahammül edebildiği, aslında çok durgun ve sakin bir hayatı sevdiği açığa çıkar ve sürtüşmeler başlar.

Ben üç-dört yıl flört edip birbiriyle çok iyi anlaşan, ama evlenince birkaç ayda hayal kırıklığı yaşayan nice insanlar gördüm. Evlilik hayatı başlayınca “Reklamları izlediniz, şimdi haberler” anonsu yapılmış gibi olur.

Peki, flört bile olmadan evlenilecek kişi nasıl seçilebilir?” diyebilirsiniz. Aslına bakarsanız bir insanın, karşısındaki kişiyi tanıması o kadar da uzun bir zaman gerektirmez. Yapılan araştırmalar özellikle kadınların, karşılaştıkları kişiyi ilk üç dakika içinde değerlendirip kategorize edebildiğini göstermiştir.

Dikkatli bir insan için yüz hatları, mimikler, ses tonu, konuşma biçimi, hatta kullanılan kelimeler bile kişiliğe dair önemli işaretler taşır. Ve özellikle hanımlar bu tip işaretleri çok iyi değerlendirirler.
Flörtün zararları nelerdir?

Flörtün pek çok sakıncası vardır: Flörtte bir tuzak vardır. Flörtte çok defa, kız, erkek tarafından kandırıldıktan sonra terk edilir. Tabi tam tersi olduğu durumlar da olabilir.

Flört, gençlerde gafilce tecrübelere yol açar. Bu tecrübelerin çoğu, kötü şekilde sonuçlanır. Tecrübe için insan, cebine barut koyup kendini tehlikeye atmaz. Ateşle barut bir arada durmaz. Yılan acaba nasıl sokar diye yılanla oynanmaz.

Flört, akıl mantık hislerini alt üst eder. Flörte alışan, sık sık arkadaş değiştirir. Kızı kandırıp terk eden erkek hain, kandırılan kız da maskara durumuna düşer. Flörtte çok defa, iffet elden gider. Namuslu Müslüman bir kız için bundan büyük felaket olamaz. Flört, pek çok genci serseri, müsrif ve perişan eder. Gençler arasında aşağılık kompleksi, kıskançlık, kin, nefret, karamsarlık ve çeşitli ruhî bunalımlar doğurur.


Flört arzusu, tenhada buluşmaya davet eder. Sonunda, birçok gencin başı belaya girer. Sonrasında ise pişmanlıklar ve acılar yaşanır.

Dinimiz flörte izin verir mi?
Dinimiz elbette böylesi bir ilişkiye izin vermez. Birbirine yabancı iki karşı cinsin tenha bir yerde baş başa kalışları; hislerinin isyanına, yaratılışta var olan duyguların ayaklanmasına vesile teşkil eder. Cinsî hislerin ayaklanması ve isyanından sonraki safhaları ise kimse kestiremez. Atalarımız “ateş ile barut yan yana durmaz” demişler.

Böylesi ilişkiler gayet masumane bir şekilde başlar, ancak neticesi genelde hüsran olur. Toplum hayatındaki pişmanlıkların, hatta cinayetlerin ve kötülüklerin büyük çoğunluğunun bu ikaza kulak asmayıştan, aradaki sınırı aşıp taşmaktan kaynaklandığı da yaşanan günlük olaylarla sabittir. Gazete ve televizyonlar bu tarz haberlerle dolu değil mi?


Bunun istisnası yok mu, her kadın, her erkek böyle mi? Elbette öyle bir iddiamız olamaz. Elbette her kaidenin istisnası olur. Lakin istisnalar hep müstesna kalır, umumi hükmü değiştirmez.


Kadın kendisini şaibe altına sokacak laubaliliklerden uzak kalmalı, kolay elde edilen, kolayca da terk edilen eğlence metası haline gelmemelidir. Erkek de hayata sadece ve sadece şehevi bir gözlükle bakmamalı, Allah’ın kendisine verdiği enerjiyi böylesi basit duygu ve düşüncelerle tüketmemeli, beynini çalıştırmalı ve yarınlara öyle yürümelidir.
Alıntı:
Ali Can
Genç dergisi








Ekrem isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Ekrem Kardeşimize bu mesajı için Allah Razı Olsun Diyenler=====>
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.

Din