๑۩۩๑Burada her şey "NET"๑۩۩๑

islamiforumlar.net





Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > İSLAMİ PAYLAŞIMLAR > Genel islami paylaşımlar
Anasayfa Kuran-ı Kerim Kuran Öğren İslami rüya tabirleri İslami Oyunlar İlahiler İletişim
Genel islami paylaşımlar Çeşitli islami konuları burada paylaşıyoruz.

Eşref-i Mahlukat Olarak Yaratılan İnsanoğlunun Yaratılışı

Eşref-i mahlukat olarak yaratılan insanoğlu yaratılanların en şereflisi olmasının gereği olarak Allah’ı bilme, tanıma ve O’na kulluk etme sorumluluğu ile birlikte dünyaya gönderilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de Adem (a.s.)’ın çeşitli cins topraktan ...


Yeni Konu aç Alıntı ile cevapla

 

Seçenekler Değerlendirme: Konunun ortalama Değerlendirmesi 5,00/4,00 puandır.
Alt   #1 (permalink)
ömr-ü diyar
Uzman Kardeşimiz

Standart Eşref-i Mahlukat Olarak Yaratılan İnsanoğlunun Yaratılışı


Eşref-i mahlukat olarak yaratılan insanoğlu yaratılanların en şereflisi olmasının gereği olarak Allah’ı bilme, tanıma ve O’na kulluk etme sorumluluğu ile birlikte dünyaya gönderilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de Adem (a.s.)’ın çeşitli cins topraktan oluşan yapışkan bir çamurdan, süzülmüş bir özden insan olarak tasarlanıp yaratıldığı, biçiminin düzeltilerek ateşte pişmiş gibi kuru bir çamur haline getirildiği ve içerisine ruh üflenerek hayat bulduğu anlatılır. Bitkiler gibi yerden yaratılan ilk insana eşyaya ait tüm isimler öğretildi ve bütün meleklere ona secde etmesi emredildi. Adem (a.s.)’ın özünden, gönlü huzur bulsun diye eşi Havva vücuda getirildi.Adem eşi Havva ile birleşince O hafif bir yük yüklendi.Böylece insan nesli başlamış oldu.


Gerçekten de pek değersiz topraktan sonra da atılan hakir bir sudan yani meniden yaratılan insana belki de böylece gurura ve kibire kapılmaması öğütleniyordu.Toprakta bulunan madenler ve minerallerin insan vücudunda çeşitli oranlarda bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca insan vücudunun %60’ı sudan oluşmaktadır.

Dünyadaki en önemli görevlerimizden biri Marifetullah yani Allah’ı tanımaktır.O’nu tanımak içinse önce kendi nefsimizi, bedenimizi tanımamız gerekir. Çünkü nefsini bilen Rabbini bilir. İnsanoğlu hem madden hem de manen ne muhteşem, ne sırlı, ne mükemmel yaratılmış olduğunu anlasa ve idrak etse bu anlayış onu Allah’ın kudretini ve azametini anlamaya götürür. Hz. Ali’nin dediği gibi insan küçük alemdir ve Alemde görebileceğimiz her şeyin özü Ademoğlu’nda mevcuttur.
Öyleyse gelin hep birlikte insanın bu sırlı ve hikmetli bedenini tanıyalım, onun anne rahmine yerleştirilmesinden itibaren hücre, doku, organ ve sistemler en nihayet bir vücut haline dönüştürülmesine kadar olan hikayesine tanık olalım.

İşe önce erkeğin sperm ve kadının yumurta hücresini tanımaktan başlayalım. Sperm hücresi erkeğin testislerinde yani yumurtalıklarında üretilir.Baş ve kuyruk kısmından oluşur ve görünüş olarak kurbağanın larvasına benzer. Baş kısmında erkekten gelen kalıtsal yapıları taşıyan çekirdek vardır. Bu kalıtsal yapı aynı zamanda X veya Y kromozomunu yani oluşacak bebeğin cinsiyetini belirleyecek olan genetik materyali de taşır.Erkeğin testislerinde üretilen spermlerin yarısında X kromozomu yarısında da Y kromozomu vardır. Dolayısıyla bu spermlerden oluşacak bebeğin kız veya erkek olma olasılığı %50’dir. Bebeğin cinsiyetini erkekten gelen sperm belirler. Baş kısmının önünde onun üçte ikisini kaplayan kalın bir başlık bulunur. Bu başlığın içinde parçalayıcı çok güçlü enzimler vardır. Başlığın görevi kadının yumurta hücresi ile karşılaştığında onun hücre çeperini parçalayarak sperm başının yumurta hücresi içine girmesini sağlamaktır.Eğer bu enzimler erken salınmış olsalar erkek üreme kanallarını harap ederlerdi. Oysa üreme kanallarının içinde sürekli dolaşan ve içi kolesterol yağı ile dolu olan küçük baloncuklar vardır. Başlık kısmının önünü sürekli sıvayan bu yağlar parçalayıcı enzimlerin erkek üreme kanallarındayken açığa çıkmasını önlerler. Kuyruk kısmı ise spermin hareketliliğini sağlar. Kuyruğun içinde, öne arkaya kayma hareketi yaparak spermi öne doğru ilerleten 11 tane mikrotüp ve bu harekete gerekli enerjiyi sağlayan mitokondri denilen bir organel vardır. Normal sperm düz bir çizgi üzerinde dakikada 1 ila 4 milimetre yol alabilir. Spermlerin hareketliliği ortamın ısısı arttıkça artar ancak çok sıcak ortamda yaşam süreleri kısalır. Bu nedenle erkeklerin yumurtalıkları vücut içinde değil de dışarıdadır. Çünkü vücudun iç ısısı oldukça yüksektir.Spermler erkeğin testis kanallarında haftalarca canlı kalabildiği halde kadın üreme organına girdikten sonra ancak 1 veya 2 gün yaşayabilir. Çocuklarda inmemiş testis dediğimiz durumda uzun süre yerine inmeyip karın içinde kalan yumurtalıklar yüksek ısı nedeniyle zarar görür.

Spermlerin içinde bulunduğu semende yani menide, döllenmeye kadar spermin ihtiyaç duyacağı fruktoz şekeri yani besin ve prostaglandin bulunur. Prostaglandin hem kadın rahminden salgılanan akıntı ile etkileşerek onun spermi kabul etmesini sağlar hem de rahimin aşağı değil de yukarı doğru kasılmasını sağlayarak spermin yumurtaya daha kısa sürede ulaşmasına neden olur. Erkeğin prostat bezinden salgılanan ve süte benzeyen sıvı, alkali bir ortam oluşturarak kadının asitli olan ve spermin hareketini, dölleme yeteneğini azaltan salgılarını dengeli hale getirir. Ayrıca prostat salgısı hafif pıhtılı bir yapıdadır.Spermler bu yoğun kıvamlı salgının içinde hareket edemezken meni dışarı atıldıktan ve zamanla sıvılaşmaya başladıktan sonra sperm hareketliliği de artar.

Her bir seferde dışarı atılan meni miktarı ortalama 3,5 mililitredir ve her mililitrenin içinde ortalama 120 milyon sperm vardır.Yani her boşalmada toplam 400 milyon sperm atılır. Bir mililitre içindeki sperm sayısı 20 milyonun altına düşerse o erkek kısır sayılır. Sperm sayısı normal olsa da eğer spermlerin çoğunun şekli anormal ya da çoğu hareketsiz veya az hareketli ise yine erkek kısır sayılır. Spermin başlığındaki parçalayıcı enzimler, kadının rahminden salgılanan koyu kıvamlı akıntı içinde küçük kanalcıklar açarak spermin yukarı doğru hareket etmesini sağlar. Ayrıca yumurta hücresinin içine girmek için de bu enzimlere ihtiyaç vardır. Enzimlerde bir problem olduğunda da kısırlık sorunu ortaya çıkabilir. Hakikaten gözle görülemeyecek kadar küçük sperm hücresini n yaratılışındaki incelik ve hikmet , ne kadar büyük bir varlık tarafından yaratıldığını ve O’nun izni olmaksızın aslında hiçbir şeyin var olamayacağını gösteriyor. . Fatır suresi 11. Ayette belirtildiği gibi ‘Allah sizi topraktan, sonra bir meniden yarattı, sonra da sizi çift çift yaptı. O’nun ilmi olmaksızın hiçbir dişi gebe kalmaz, doğurmaz da.’

Gelelim kadın yumurtasını tanımaya. Kadında yumurtalıklar karın içinde yerleşmiştir. Her kız çocuğu bu yumurtalıklar içindeki ortalama 300.000 ila 400.000 yumurta ile birlikte doğar. Her yumurtanın çevresi bir sıra hücre ile çevrilmiştir. Bu hücrelerin görevi hem yumurtayı beslemek hem de ergenliğe kadar bu yumurtanın olgunlaşmasını engelleyecek bir faktör salgılamaktır. Ergenlik döneminde beyinden salgılanan hormonlar yardımıyla yumurtalıklar, içindeki yumurtalarla birlikte büyümeye başlar. Her ay bu hormonlar sayesinde 6 ila 12 yumurta paketinin büyümesi hızlandırılır. Ancak çeşitli mekanizmalarla bunlardan sadece biri büyümeye devam ederken diğerleri küçülmeye başlar. İşte seçilmiş bu yumurta paketi büyümesini tamamlayıp yumurtalıktan atılmaya hazır olduğunda yaklaşık 1-1,5 santimetre boyundadır. 28 günlük adet periyodunun 14. Gününde bu yumurta paketi pek çok hormonun da etkisiyle karın boşluğuna atılır.Yumurta hücresi atılırken, paketin içinde kalan diğer hücreler yumurtalıkta büyümeye devam ederek progesteron ve estrogen hormonları salgılamaya başlarlar. Bu hormonlar eğer o ay bir gebelik olursa gebeliğin devamı için gereklidir. Gebelik oluşmadığı takdirde bu hücreler bozulmaya başlar. Üretilen hormonlar iyice azalınca adet kanaması meydana gelir.

Yumurtalıktan karın boşluğuna atılan yumurta hücresi ancak 24 saat canlı kalabilir. Bu 24 saat içinde bir sperm tarafından döllenirse gebelik oluşur. Rahmin sağ ve sol üst köşesinden çıkan tüpler yumurtalıklara doğru uzanır. Uçları saçaksı yapıda olan tüpler bu saçaklarla yumurtalıkları adeta içine alır. Saçakların içinde sürekli hareket eden tüycükler vardır ve yumurtalıktan atılan yumurtayı tüpün içine doğru çekerler.

Bu arada kadın üreme organına atılan meninin içindeki 400 milyon spermden ancak bin ila 3 bini yumurtanın yakınlarına kadar yani tüplere gelmeyi başarabilir. Bu yolculuk yaklaşık 5-10 dakika sürer. Bu sürede spermler hem rahmi hem de tüpleri geçmek zorundadırlar. Rahim ve tüpler kasılma hareketi yaparak spermlerin yol almasına yardımcı olurlar. Spermler ve yumurta tüplerde karşılaşırlar.Ancak yumurtanın etrafını saran çok sayıda hücre tabakası vardır ve spermler başlıklarında bulunan parçalayıcı enzimlerle bu hücre tabakalarında küçük bir kanal açarak yumurtaya ulaşmak zorundadırlar. Yumurta hücresine ulaşmayı başaran bir sperm hücre içine girdikten sonra yumurtanın çevresini kaplayan kafes tarzındaki yapı tamamen kapatılarak diğer spermlerin girişine engel olur. Böylece yumurta hücresine sadece bir spermin girmesine izin verilir. Sperm ve yumurta hücresinin buluşmasıyla döllenme işlemi gerçekleşmiş olur.

Kur’an-ı Kerim’de Bakara suresi 223. Ayette kadın ve erkeğin birleşmesi şöyle anlatılır: ‘Kadınlarınız (ın ön uzvu) sizin için (döl) ekme yeridir O halde (ilişkinizde) o ekme yerinize (hayız hali dışında) nasıl isterseniz öyle varın, birbiriniz için ön hazırlıklar yapın. Allah’ın emirlerine aykırı davranmaktan sakının (da meşru yerden temasta bulunun) ve mutlaka O’na kavuşacağınızı da bilin. Bunu iman edenlere müjdele’. Bu ayette kadın adetliyken olmamak şartıyla ve sadece vajinadan olmak koşuluyla cinsi münasebetin şekline bir sınırlama getirilmemiş aksine onun ön hazırlıklarla zenginleştirilmesi öğütlenmiştir.

Görüldüğü gibi sperm ve yumurta hücresinin yapısı, onların bir araya gelip döllenmesi üstün bir sanat eseri, insanı şaşkına çevirip Yaratıcısına hürmet ve sevgiyle bağlanmasını sağlayan mucizevi bir yaratılış harikasıdır.
DR. FİRDEVS KARA







ömr-ü diyar isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
ömr-ü diyar Kardeşimize bu mesajı için Allah Razı Olsun diyen 2 Kardeşimiz===>
Alt   #2 (permalink)
Avsar Bey
Yeni Kardeşimiz

Standart

Hadis-i Kutsi de buyurulmuştur.
"Ben insanı kendi suretimde yarattım" diyor hazreti Allah.
Bu ne manaya gelmektedir...







Avsar Bey isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Avsar Bey Kardeşimize bu mesajı için Allah Razı Olsun Diyenler=====>
Alt   #3 (permalink)
serdar
Yönetici

Standart

Alıntı:
Avsar Bey Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hadis-i Kutsi de buyurulmuştur.
"Ben insanı kendi suretimde yarattım" diyor hazreti Allah.
Bu ne manaya gelmektedir...
Hangi hadiste kardeşim? Kaynak nedir?







serdar isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #4 (permalink)
Gönül sızım
Özel Kardeşimiz

Standart

Selamun Aleykum.. Avsar bey kardesim ilk once Hos geldiniz...

İnsan, eşref-i mahlûkât, yani yaratılmışların en mükemmelidir. Onun kalbi ise nazargâh-ı ilâhîdir. Hadîs-i kudsî olarak nakledilen bir rivâyette, “Ben yere göğe sığmam. Bir mü’min kulumun kalbine sığarım.”
(Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, II, 195) buyrulmaktadır.

Bütün bunlar, insanın muhterem mevkiini ifâde etmekte ve onun hatırını veya kalbin...i kırmanın, ne derece ağır bir cürüm olduğunu ifâde etmektedir.
Kalbi kırık insanların, Cenâb-ı Hak nezdindeki îtibar ve mevkileri yüksektir. Rızâ-yı ilâhîye kavuşmak isteyenler, böyle mahzûn gönülleri sevindirmelidirler.

Nitekim Hz Mûsâ (as) bir gün:
“-Yâ Rab! Seni nerede arayayım?” diye niyazda bulunmuştu. Allâh Teâlâ da:
“-Beni kalbi kırıkların yanında ara!..”







Gönül sızım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #5 (permalink)
Gönül sızım
Özel Kardeşimiz

Standart

Alıntı:
serdar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hangi hadiste kardeşim? Kaynak nedir?
ben de bu Sozu Rabita ile ilgili Sahih hadislerde oldugunu okumustum...







Gönül sızım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #6 (permalink)
Avsar Bey
Yeni Kardeşimiz

Standart

RABITA İLE İLGİLİ KUDSİ HADİSLER:
1-İnsanı-Âdemi kendi suretimde yarattım. (1)
2-İnsan benim sırrımdır, Ben de insanın .(2)
3-Allahın huyu (Sıfatı) ile huylanınız. (3)
4-Ne arzım (yeryüzü), ne semam (Gökyüzü)
beni ihata edemedi. Ancak Takva sahibi,
tertemiz ve Verâ sahibi Mümin kulumun kalbi
Beni ihata etti.(4)
5-Allah, mahlukatı zulmette yarattı;
sonra onların üzerine Nurundan saçtı.
O Nurdan kime isabet ederse hidâyet bulur.
Her kime isabet etmezse dalâlette kalır.(5)
6-Beni gören gerçekten Hakkı görmüştür .(6)
7-Biriniz Namaza kalkıp kıraata başladığında
ancak Rabbine münacaat etmiş olur.
Bilsin ki o anda Rabbi, Kıble ile kendisi arasındadır.(7)
8-Ebu Zer Gıfari Hazretlerinin,
Resulü Muhterem (s.a.v.) Efendimizden
rivayetine göre Allahu Taâla şöyle buyurmuştur:
Bir hasene (iyilik) işleyene onun on misli veya
daha fazlası verilir.
Bir fenalık edene de onun bir misli verilir,
yahut mağfiret ederim.
Bana bir karış yaklaşana Ben bir arşın ve
bir arşın yaklaşana da bir kulaç yaklaşırım.
Bir kimse Bana yürüyerek gelirse,
Ben ona koşarak gelirim.
Bana şerik (ortak) koşmayan,
küfretmeyen bir adam yeryüzünü dolduracak kadar
günah ile Bana kavuşsa,
Ben onu o kadar mağfiretle karşılarım.(8)
9-Ey dünya! Bana hizmet edene hizmet et, s
ana hizmet edeni hizmetinde kullan.(9)
10-Akıllı kimse vaktini üç kısma ayırmalıdır:
Bir saatinde Allahsına müracaatta bulunmalı,
diğer saatinde nefsini murakabe ve hesaba çekmeli,
öbür saatinde yemesine-içmesine ayırmalıdır.(10)
11-Kulum üzerinde iki korku ve iki eman cem etmem
(biriktirmem). Dünyada Benden korkmayanı
Âhirette korkuturum; dünyada Benden korkan kimseyi
Âhirette azabdan emin kılarım.(11)
12-Muaz ibn-i Cebel (r.a.), Resul-i Ekrem (s.a.v.)in
şöyle buyurduğunu işittim demiştir:
Allahu Taâla: Benim rızam uğrunda sevişenler için
Nebilerin ve Şehitlerin bile imrenecekleri derecede
Nurdan minberler vardır, buyurdu.(12)
(1) Buhari ve Müslimden; Kudsi Hadisler, C. 1, s.172, Madve Yayın., 1991-İstanbul
Ahmed b. Hanbel, Müsned, C. 2, S.244; Gazali, İhya,C.2, S. 417
(2) Sırrül Esrar, Seyyid Abdülkadir Geylani, Çev. A. Akçiçek, Rahmet Yayın.1968-İst.
(3) Aynı eser, S.99
Fihi Mâfih, Mevlâna, S.192, Devlet Kitapları, MEB Yayın.-1974
(4) Kırk Hadis, Sadreddin Konevi, s.82, Terc. Harun Ünal, Vahdet Yayın.,1984-İst.
(5) Tirmizi, İman,18 (Hadis No: 2642); Ahmed b. Hambel, Müsned, II. 176.
(6) Buhari, Tâbir, 10; Müslim, Rüya, 11, Dârimi, Rüya, 4 (Hadis No; 2140). Nevevi, Sahih-iMüslim Şerhi, 11, 25-26.
(7) Buhari, Salat, 39; Beyhaki, Es-Sünenül- Kübra 2, 292 (Hadis No; 3592).
(8) Kudsi Hadisi Müslim rivayet etmiştir.
(9) Kudai, İbn-i Mesud (r.a.)den rivayet etmiştir.
(10) İbn-i Hibban Ebu Zer (r.a.)den rivayet etmiştir.
(11) İbn-i Mübarek, Hasan-ı Basriden Mürsel olarak ve Ebu Nuaym, İbn-i Evsden rivayet etmişlerdir.
(12) Tirmizi rivayet edip; Hadis hasendir, sahihtir demiştir.







Avsar Bey isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #7 (permalink)
serdar
Yönetici

Standart

Avsar bey kardeşim, açmak istediğin tartışmayı gördüm Bilesin ki bu tartışmaya alet olacak veya bunun peşine düşüp konuya dahil olacak kimse yok burada, en azından ben buna izin vermem. Seninde bahsettiğin gibi, Konu olan hadis bazı kaynaklarda sahih hadis olarak geçer, bazılarına göre de bu hadis israliyattır...
Hadisi Şeriflerin önemi hepimizin malumudur...Şüphe duyduğumuz veya açıklamada zorlandığımız hadisler için Kuran-ı Kerime müracaat edelim...Hadiste geçen mana ile ilgili bir delil bulamadıysak...yine Kuran-ı Kerimdeki şu ayeti dikkate alalım inşAllah...

Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. İsra 36

selametle kardeşim...

Yok ben illa cevap isterim tatmin olmadım diyorsan...buyur Bediüzzaman Hazretlerinin bu hadis hakkındaki açıklamalarını oku...


"Bir hadîs-i şerifte vârid olmuş ki:
-1- (ev kemâ kâl)

Bu hadîs-i şerîfi, bir kısım ehl-i tarîkat, akâid-i imâniyeye münâsip düşmeyen acîb bir tarzda tefsir etmişler Hattâ onlardan bir kısım ehl-i aşk, insanın sîmâ-i mânevîsine bir sûret-i Rahmân nazarıyla bakmışlar Ehl-i tarîkatin ekserinde sekir ve ehl-i aşkın çoğunda istiğrak ve iltibas olduğundan, hakikate muhâlif telâkkîlerinde belki mâzurdurlar Fakat, aklı başında olanlar, fikren, onların esas-ı akâide münâfi olan mânâlarını kabul edemez Etse, hatâ eder

Evet, bütün kâinatı bir saray, bir ev gibi muntazam idare eden ve yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren ve zerrâtı muntazam memurlar gibi istihdam eden Zât-ı Akdes-i İlâhînin şeriki, nazîri, zıddı, niddi olmadığı gibi, -2- sırrıyla, sûreti, misli, misâli, şebîhi dahi olamaz Fakat, -*- sırrıyla,mesel ve temsil ileşuûnâtına ve sıfât ve esmâsına bakılır Demek, mesel ve temsil, şuûnât nokta-i nazarında vardır

*(Göklerde ve yerde tecellî eden en yüce sıfatlar Onundur Onun kudreti her şeye galiptir; O her şeyi hikmetle yapar (Rum Sûresi: 27)

Şu mezkûr hadîs-i şerîfin çok makâsıdından birisi şudur ki:İnsan, ism-i Rahmânı tamamıyla gösterir bir sûrettedir Evet, sâbıkan beyân ettiğimiz gibi, kâinatın sîmâsında bin bir ismin şuâlarından tezâhür eden ism-i Rahmân göründüğü gibi ve zemin yüzünün sîmâsında rubûbiyet-i mutlaka-i İlâhiyenin hadsiz cilveleriyle tezâhür eden ism-i Rahmân gösterildiği gibi, insanın sûret-i câmiasında, küçük bir mikyasta, zeminin sîmâsı ve kâinatın sîmâsı gibi yine o ism-i Rahmânın cilve-i etemmini gösterir demektir

Hem işarettir ki, Zât-ı Rahmânirrahîmin delilleri ve aynaları olan zîhayat ve insan gibi mazharlar, o kadar o Zât-ı Vâcibü'l-Vücuda delâletleri kat'î ve vâzıh ve zâhirdir ki, güneşin timsâlini ve aksini tutan parlak bir ayna parlaklığına ve delâletinin vuzuhuna işareten, "O ayna güneştir" denildiği gibi, "İnsanda sûret-i Rahmân var" vuzuh-u delâletine ve kemâl-i münâsebetine işareten denilmiş ve denilir

Sözler







serdar isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Alıntı ile cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.

Din