๑۩۩๑Burada her şey "NET"๑۩۩๑

islamiforumlar.net





Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > İSLAMİ PAYLAŞIMLAR > Genel islami paylaşımlar
kayit ol
Anasayfa Kuran-ı Kerim Kuran Öğren İslami rüya tabirleri İslami Oyunlar İlahiler İletişim
Genel islami paylaşımlar Çeşitli islami konuları burada paylaşıyoruz.

Taziyede-Başsağlı ziyaretlerinde yapılması gerekenler

Başsağlığı dilemek Taziye Taziye ziyareti nasil yapilir islami Tazİyede yapilmasi gerekenler dini başşağlığı ziyaretinde neler yapılır TAZİYEDE YAPILMASI GEREKENLER Taziyeye(Başsağlığına) gittiğimiz ortamlarda nasıl davranalım? Acılı kardeşlerimize nasıl teselli verelim, destek ...


Yeni Konu aç Cevapla

 

Seçenekler Değerlendirme
Alt   #1 (permalink)
ferit
Çalışkan Kardeşimiz

Standart Taziyede-Başsağlı ziyaretlerinde yapılması gerekenler

Başsağlığı dilemek Taziye Taziye ziyareti nasil yapilir islami Tazİyede yapilmasi gerekenler dini başşağlığı ziyaretinde neler yapılır

TAZİYEDE YAPILMASI GEREKENLER

Taziyeye(Başsağlığına) gittiğimiz ortamlarda nasıl davranalım? Acılı kardeşlerimize nasıl teselli verelim, destek olalım?

1-İlk olarak cenaze sahiplerine başlarına gelen musibete sabretmeleri ve Allah’ın kaderine rıza göstermeleri tavsiye edilir. Şu ayetlerin manası verilmeli ve sabredenlerin mükâfatına işaret edilmelidir.

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey İman edenler! Sabır ve namazla Allah’tan yardım dileyin. Muhakkak ki, Allah sabredenlerle beraberdir. Ant olsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler.” (Bakara 153, 156)

Şu hadis zikredilmeli ve musibetin ilk anında yapılan sabrın makbul olduğu vurgulanmalıdır.

Enes b. Malik (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) bir kabrin yanında ağlamakta olan bir kadının yanından geçti. Ona: “Allah’tan kork ve sabret” dedi. Kadın: Git başımdan. Çünkü benim başıma gelen musibet senin başına gelmedi, dedi. (Enes) dedi ki: Kadın onu tanımamıştı. Ona: O Rasûlullah (s.a.v.) idi denilince kadın adeta ölümle karşılaşmış gibi oldu. Rasûlullah (s.a.v.)’ın kapısına gitti, kapının yanında kapıcılar göremedi. Ey Allah’ın Rasûlü ben seni tanıyamadım. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Şüphesiz sabır ilk darbe alındığında gösterilendir.” (Müslim 626, Ebu Davut 3108, İslam Fıkhı 183)

Ayrıca başa gelen bu vefat olayının, geride kalanlar için bir ders alma, nefsi hesaba çekme ve durumu ıslah etme olduğu hatırlatılmalıdır.

Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Lezzetleri bozan (ölümü) çokça hatırlayın!” (Tirmizi 2307, Nesei 1824)

İşte bu, cenaze sebebiyle ağzın tadının bozulduğu, insanın kabir ve ahiret hayatını yakinen hatırladığı an. Yani bu bizim kaçamayacağımız bir gerçek. Öyleyse baki olan ahiret hayatı için hazırlımızı iyi yapalım.

2-Cenaze sahiplerinin başlarına gelen bu musibete sabredebilmeleri için istirca (Allah’a rücu etmek) yapmaları tavsiye edilir. "Bir musibet bir Müslümana gelip çatar da Allah'ın kendisine emrettiği şekilde:"İnna lillah ve inna ileyhi raciun. Allah'ım bu musibetimde bana ecrimi ver ve bana onun yerine ondan daha hayırlısını ver" diyecek olursa, şüphesiz Allah da ona ondan hayırlısını verir… (Müslim 918)

3-Cenaze sebebiyle yapılması haram olan işlere dikkat çekilir: Şu hadislere göre kadınlara nasihat edilmelidir.

Birincisi: niyah (bağırıp çağırmak, ağıt yakmak): Ebu Malik El Eş’ari (r.a.) dan Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ümmetim arasında dört husus vardır ki bunlar cahiliye işlerinden olup, onları terk etmeyeceklerdir: Şan ve şerefle öğünmek, neseplere dil uzatmak, yıldızlar ile yağmur yağmasını dilemek ve ağıt yakmak. (Devamla) buyurdu ki: Ağıt yakan kadın eğer ölümden önce tövbe etmeyecek olursa kıyamet gününde üzerinde katrandan bir elbise ve uyuzdan bir gömlek olduğu halde ayakta bekletilecektir." (Ahkam’u l-Cenaiz 22, İslam Fıkhı 184 ) Uyuzdan elbise ile kast edilen: Kendisine bedenini örten bir iç gömlek giydirilir ve uzuvlarına uyuzluk ve kaşıntı musallat olur.

Ayrıca ölüye bu şekilde ağlamak ona sıkıntı verir. Bağırıp çağırarak ağlayan kimse, öleni gerçekten seviyorsa bu şekilde asla ağlamamalıdır. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: . "Şüphesiz ölen kimseye yakınları kendisi için ağladıklarından ötürü azap edilir. " Bir diğer rivayette de şöyle denilmektedir: "Ölmüş kimseye kendisine yakılan ağıttan ötürü kabrinde azap edilir." (Ahkam’u l-Cenaiz 22)

İkincisi: Yanaklara vurmak ve yakaları yırtmak. Abdullah b. Mesud (r.a.) dan Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Yanaklara vuran, yakaları yırtan ve cahiliye çağırması gibi bağırıp çağıran bizden değildir.” (Müslim 103 İslam Fıkhı 185)

Üçüncüsü: Saçları kazımak. Ebu Burde b. Ebu Musa (r.a.) şöyle dedi: Ebu Musa hastalandığında bayıldı. Başı eşlerinden birinin kucağında idi. Ailesinden olan kadın çığlık attı. Ebu Musa ona cevap veremedi. Ayıldığında: Ben, Rasulullah (s.a.v.)‘ın beri olduğundan beriyim. Muhakkkak ki Rasûlullah (s.a.v.) bağıran, saçını başını yolan ve elbisesini yırtan kadından beridir.” Dedi. (Müslüm 104, İslam Fıkhı 185)

4-Ölen kimse eğer çocuk veya aşırı sevilen bir kimse ise şu ayet ve hadisler cenaze yakınları için bir tesellidir:

Birincisi: Müslüman olup istikamet üzere olan bir kimse ölürken melekler o kimseyi bakın nasıl müjdeliyorlar:

“Muhakkak ki, Rabbimiz Allah deyip te sonra istikamet üzere olan kimselerin üzerine Melekler ine ve şöyle derler: Korkmayın üzülmeyin ve size vaat edilmiş cennetle sevinin. Biz sizin dünyada ve ahirette dostlarınınız. Size orada (cennete) canlarınızın istediği ve size söz verilen şeyler vardır. (İşte bu) Gafur ve Rahim olan (Allah’tan) bir ziyafettir.”(Fussilet suresi 30, 31, 32)

İkincisi: Müslüman olup gereğince yaşayan kimseye bakın göğün kapıları nasıl açılıyor ve kabri kendisi için ne hale getiriliyor: (Not: Duruma göre bu hadis kısaltılarak anlatılabilir)

Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “- Mü'min kulun dünya ile alakası kesilip, ahirete yönelmeye başladı mı semadan yüzleri güneşi andıran beyaz yüzlü melekler iner. Beraberlerinde cennet kefenlerinden bir kefen ve cennet hanutundan (kokularından) bir hanut bulunur. Nihayet ondan gözün görebildiği kadar uzak bir mesafede otururlar. Sonra ölüm meleği başının yanında oturup, şöyle der: Ey hoş (bir rivayette mutmain) olan nefis! Allah'tan bir mağfirete ve bir hoşnutluğa (gitmek üzere) çık.

(Peygamber) buyurdu ki: Onun canı su kabından damlanın akması gibi akarak çıkar, o da o canı alır. (Bir rivayette: Nihayet canı çıktı mı sema ile yer arasındaki bütün melekler ile semadaki bütün melekler ona dua eder. Semanın kapıları ona açılır. Bütün kapılarda bulunanlar yüce Allah'a ruhuyla kendi bulundukları yerden yükselmesi için dua ederler.) Ölüm meleği onun canını aldı mı bir göz açıp kırpacak bir süre kadar dahi onu elinde bırakmazlar. Hemen kendileri onu alır ve canını o kefene ve o hanuta koyarlar. [İşte yüce Allah'ın:"Nihayet birinize ölüm gelse elçilerimiz onun ruhunu alırlar. Onlar eksik de yapmazlar." (el-En'am, 6/61) buyruğu bunu anlatmaktadır ve o oradan (yerden) yeryüzünde bulunan en güzel misk kokusundan daha hoş olarak çıkar. (Peygamber devamla) buyurdu ki: Onun ruhunu alıp yükselirler.

Meleklerden bir topluluğun yanından onunla geçtiler mi mutlaka melekler: Bu hoş ve temiz ruh ne oluyor derler. Onlara bu filan oğlu filandır diyerek dünya hayatında iken ona verilen isimlerin en güzelini söylerler. Nihayet bu ruh ile dünya semasına ulaşırlar. Onun için kapının açılmasını isterler. Onlara kapı açılır. Herbir semadan o semanın mukarreb olan melekleri bir sonraki semaya uğurlarlar. Nihayet onu yedinci semaya ulaştırırlar. Yüce Allah şöyle buyurur: Kulumun kitabını illiyyinde yazınız."İlliyyinin ne olduğunu sana ne bildirdi? O yazılmış bir kitabtır. Mukarreb olanlar onu müşahede ederler." (el-Mutaffifin, 83/19-21) Onun kitabı illiyyin arasında yazılır, sonra şöyle buyurulur. [Onu tekrar yere geri götürünüz. Çünkü ben] onlara şunu vadettim. Ben [onları ordan yarattım, onları oraya iade ederim. İkinci bir defa daha onları oradan çıkartacağım. (Peygamber devamla) buyurdu ki: Bunun üzerine [yere geri döndürülür ve] tekrar ruhu onun cesedine geri verilir. [Peygamber] buyurdu ki: O arkadaşlarının onu bırakıp gittikleri vakit ayak seslerini duyar. [Onlar geri dönmekte iken] Bu sefer ona [şiddetle bağırıp çağıran] iki melek gelir ve [ona şiddetle bağırırlar ve] onu oturtarak ona şöyle derler: Rabbin kim? O Rabbim Allah'tır der. Melekler ona dinin ne? diye sorarlar. O dinim İslamdır der. Melekler ona: Aranızdan gönderilen bu adam nedir? diye sorarlar. O: O, Allah'ın Rasûlüdür der. Melekler ona: Amelin ne? diye sorarlar. O: Allah'ın kitabını okudum, ona iman ettim, tasdik ettim der. Melek ona şiddetlice: Rabbin kim, dinin ne, peygamberin kim? diye sorar. İşte bu mü'minin karşı karşıya kalacağı son fitne olacaktır. Yüce Allah'ın: "Allah iman edenlere dünya hayatında da, ahirette de sağlam söz üzere sebat verir." (İbrahim, 14/27) buyruğunda anlatılan budur. Kişi: Rabbim Allah'tır, dinim İslamdır, peygamberim Muhammed (s.a)'dır der. Bunun üzerine semadan bir münadi şöyle seslenir. Kulum doğru söyledi. Ona cennetten yaygılar yayınız, cennetten elbiseler giydiriniz, ona cennete açılan bir kapı açınız.
(Peygamber) buyurdu ki: Ona cennetin esintisi ve hoş kokusu gelir. Kabri göz görebildiği kadar onun için genişletilir. (Peygamber) buyurdu ki: Yüzü güzel, elbiseleri güzel, kokusu hoş bir adam ona gelir. [Bir rivayette: ona görünür] ve der ki: Seni sevindirecek şeyleri sana müjdeliyorum. [Allah'tan bir rıza ve içinde ebedi nimetlerin bulunduğu cennetlerin müjdesini getirdim.] İşte bu sana vaat olunan günündür. Mü'min ona şöyle der: [Allah sana da hayırlı müjdeler versin] sen kimsin? Senin yüzün hayırlı şeylerle gelen kimsenin yüzüne benziyor. O kişi ona: Ben senin salih amelinim der. [Allah'a yemin ederim ki ben seni şöyle bildim. Allah'a itaat hususunda elin çabuk bir kimse idin. Allah'a masiyet hususunda ağırdan alırdın. Bundan ötürü Allah seni hayırla mükâfatlandırdı.] Sonra ona cennette bir kapı ve cehenneme açılan bir kapı açılır ve denir ki: Eğer Allah'a isyan etmiş olsaydın, gideceğin yer bu olacaktı. Allah onun yerine sana bunu verdi. O cennette olanları görünce şöyle der: Rabbim kıyametin kopmasını çabuklaştır ki ben aileme, malıma kavuşayım. [Ona: Sen (burada) kal denilir…” (Ahkam’u l-Cenaiz 105 Nolu madde)

Üçüncüsü: Ebu Said El Hudri (r.a.)dan Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “…Hangi kadının çocuklarından üçü ölür de sabrederse o çocuklar o kadın için ateşe karşı perde olurlar.” Bir kadın iki çocuk da böyle midir? Diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.): “İki çocuk da böyledir.” Buyurdu. (Müslim 2633)

Dördüncüsü: Ebu Hureyre (r.a.) dan Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ şöyle buyurur: Mümin kulun dünyadaki ailesinden en sevdiği birisi vefat ettirildiğinde, (sabredip) karşılığını benden beklerse, onun mükâfatı cennettir.” (Buhari Ter. 6364)

Beşincisi: Rasûlullah (s.a.v.) kızı Fatıma (r.a.) dışında ki bütün çocuklarını hayatta iken kaybetti. Onun musibeti ve acısı herkesinkinden daha fazla ve daha acı idi. Ancak onun tutumu oğlu İbrahim (r.a.) vefat ettiğinde şöyle idi: Rasûlullah (s.a) İbrahim'i aldı, öptü, kokladı. Daha sonra onun yanına girdik, bu sefer İbrahim son nefeslerini veriyordu. Rasûlullah (s.a)'ın gözünden yaşlar akmaya başladı. Abdu'r- Rahman b. Avf ona: Sende mi (ağlıyorsun) ey Allah'ın Rasûlü dedi. Peygamber şöyle buyurdu: Ey Avf'ın oğlu! Bu bir rahmettir (dedikten) sonra bir daha gözlerinden yaş aktı ve şöyle dedi: Şüphesiz göz yaş akıtır, kalp üzülür. Bununla birlikte biz de Rabbimizin razı olduğundan başka bir şey söylemeyiz. Gerçekten ey İbrahim biz senden ayrıldığımızdan ötürü üzülüyoruz." (Ahkam’u l-Cenaiz 18 Nolu Madde)

5-Böyle bir musibette yapılması caiz olan şeyler:

Birincisi: Sessizce ağlamak ve üzülmek. Yukarda geçen Rasûlullah (s.a.v.)’ın oğlu İbrahim (r.a.)’nın ölümünden dolayı üzülüp ağlaması buna delildir.

İkincisi: Üç gün süreyle üzülmek. Abdullah b. Cafer (r.a)'dan gelen şu rivayettir: "Peygamber (s.a) yanlarına gelmek üzere Cafer'in ailesine üç gün mühlet verdi. *Sonra yanlarına gidip şöyle dedi: Artık bugünden sonra kardeşim için ağlamayınız..." (Ahkam’u l-Cenaiz 18 Nolu Madde)

Üçüncüsü: Kocası ölen kadın dört ay on gün yas tutar. Yani süslenmez ve koku sürünmez. “ Eğer kadın çocuğunun ya da bir başka yakınının vefatı dolayısıyla üç günden fazla olmamak üzere yas tuttuğundan ötürü her türlü ziynetten imtina edip uzak durması sabra aykırı değildir. Bundan tek istisna kocası için tuttuğu yastır. Onun için yas dört ay on gündür. Çünkü Ebu Seleme'nin kızı Zeynep’in rivayet ettiği hadis bunu gerektirmektedir. Zeyneb dedi ki: "Peygamber (s.a.v.)'ın hanımı Um Habibe'nin yanına girdim. Şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'ı şöyle buyururken dinledim: Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadının üç günden fazla bir ölen için yas tutması helal değildir. Kocası için tutması gereken dört ay on günlük yas müstesna." Daha sonra Cahş kızı Zeynep’in yanına kardeşinin vefatı dolayısıyla girdim. Koku getirilmesini istedi, o kokuyu süründü. Sonra şöyle dedi: Aslında benim koku sürünmeye bir ihtiyacım yok. Şu kadar var ki Rasûlullah (s.a.v.)'ı şöyle buyururken dinledim..." diyerek hadisi zikretti.” (Ahkam’u l-Cenaiz 20 Nolu Madde)

6- Taziyeye (Başsağlına) gelenlere aşağıdaki şeyler tavsiye edilir.

a) Müslüman olan bir kimsenin ölüye duası, “Onlardan sonra gelenler “Ey Rabbimiz! Bizi ve iman ederek bizden önce geçen kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma! Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen çok esirgeyen ve bağışlayansın.” (Haşır 7)

Ayrıca Nebi (s.a.v.)’ın şu hadisi sebebiyledir: “Müslüman bir kimsenin, kardeşine gıyabında yaptığı dua makbuldür. Onun yanı başında görevli bir melek vardır. O kimse kardeşine ne zaman hayır dua etse görevli melek: “Âmin ve sana da aynısı (olsun) der. (Müslim 2733, İslam Fıkhı Cenazeler Bölümü)

b)Borcunun birileri tarafından ödenmesi ölüye fayda verir. Selme b. Ekva (r.a.) dan “… Daha sonra üçüncü bir cenaze getirildi. Namazını kıldır dediler. Geriye bir şey bıraktı mı diye sordu. Hayır dediler. Peki, borcu var mı diye sordu. Üç dinar borcu var dediler. Peygamber: Arkadaşınızın namazını siz kılınız diye buyurdu. [Ensardan kendisine] Ebu Katade [denilen adam] kalkıp dedi ki: Ey Allah'ın Rasûlü sen namazını kıldır, borcunu ben üstleniyorum dedi. Peygamber de namazını kıldırdı." (Ahkam’u l-Cenaiz 59)

c)Adak borcu varsa onun yerine getirilmesi ölüyü sorumluluktan kurtarır. Saad b. Ubade (r.a.) Rasûlullah (s.a.v.) dan fetva istedi: “Annem üzerinde adak borcu olduğu halde öldü. (Ne yapayım?) dedi. Rasûlullah (s.a.v.) “Onun borcunu öde” buyurdu. (Müslim 1638)

4)Salih evladın yaptığı ameller ölüye fayda verir. Ölü namına hayır yapmak, fakir doyurmak-giydirmek gibi.

Allah Teâlâ’nın şu kavli sebebiyledir: “insan için ancak gayret ettiği şey vardır.” (Necm 39) Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Muhakkak ki, kişinin yediği şeylerin en temizi kendi kazancından olandır. Muhakkak ki, çocuğu da kendi kazancındandır. (Ebu Davud 35

5)Sadakayı cariye, ilim, slih amel işleyen ve dua eden bir evlat ölüye fayda verir. Ebu Hureyre (r.a.) dan Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İnsan öldüğü vakit üç kişi hariç ameli kesilir. Onlar: Sadakayı cariye, kendisinden istifa edilen ilim ve kendisine dua eden salih evlat (bırakan.) (Müslim 1631)

6)Vasiyetinin yerine getirilmesi ölü için faydalıdır. Malının üçte birinden vasiyet yapmaya hakkı vardır. Daha fazlasını vasiyet etmek caiz değildir. Hatta daha faziletli olan vasiyetini üçte birden az tutmasıdır. Çünkü Sad b. Ebi Vakkas (r.a)'ın rivayet ettiği hadiste şöyle dediği nakledilmektedir: "Rasûlullah (s.a) ile birlikte veda haccında idim. Öyle bir hastalığa yakalandım ki ölüme oldukça yaklaştım. Rasûlullah (s.a) beni ziyarete geldi. Ben ona ey Allah'ın Rasûlü dedim. Benim pek çok malım vardır ve bir kızımdan başka mirasçım yok. Malımın üçte ikisini vasiyet edeyim mi? Peygamber: "Hayır" diye buyurdu. Ben: Peki ya yarısını dedim. Yine "hayır" dedi. Bu sefer: Ya malımın üçte birini dedim. Peygamber şöyle buyurdu: "Üçte bir (olabilir). Bununla birlikte üçte bir de çoktur. Şüphesiz ki ey Sad senin mirasçılarını zengin olarak bırakman, onları başkalarına el açacak muhtaç bir halde bırakmandan hayırlıdır (dedi ve elini açar gibi yaptı) şüphesiz sen ey Sad yüce Allah'ın rızasını arayarak herhangi bir harcamada bulunursan mutlaka ondan dolayı sana ecir verilir. Hatta hanımının ağzına koyduğun bir lokma bile." (-Ravi- dedi ki: Üçte bir vasiyette bulunmak bundan sonra caiz oldu.) (Ahkam’u l-Cenaiz 7 Nolu Madde)

7)Ölü adına tasuddukta bulunmak, ölüye fayda verir. Aişe (r.anha)'dan: "Bir adam dedi ki: Benim annem ansızın öldü. [Bir vasiyette de bulunmadı. Zannederim konuşabilseydi tasadduklarda bulunacaktı. Eğer ben onun adına tasaddukta bulunacak olursam, onun ecri [olduğu gibi benim de ecrim] var mı? Peygamber (s.a): Evet [onun adına tasadduktan bulun] diye buyurdu." (Ahkam’u l-Cenaiz 114 Nolu Madde)

"Ben size daha önce kabirleri ziyaret etmeyi yasaklamıştım. Artık onları ziyaret edebilirsiniz. [Çünkü o size ahireti hatırlatır], [o kabirleri ziyaret sizin hayrınızı arttırsın], [artık kim (kabirleri) ziyaret etmek istiyor ise ziyaret etsin fakat batıl söz söylemeyin.]" (Ahkam’u l-Cenaiz 115 Nolu Madde)

Ayrıca şu konuyu hatırlatmak iyiliği emretmek açısından önemlidir: Mirasın Allah’ın kitabına göre taksim etmek, Allah’a ve Rasûlü’ne itaat etmektir. Varisler konuda böyle yaparak sorumluluktan kurtulmuş olurlar.

“Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed 33)

Miras taksimindeki şu ayet ve devamına göre, bilen bir kimseye sorarak taksimat yapılır. “Allah size çocuklarınız hakkında erkeğe, kadının payının iki mislini emreder…” (Nisa suresi 11, 12, 13)

7)Daha sonra sünnette sabit olan taziye duası yapılır ve ölen kimse için özel dua edilebilir.

“Aldığı Allah’ındır verdiği Allah’ındır. Her şey Allah’ın katında belirli bir ecel iledir. (Sabredin ve karşılığını Allah’tan bekleyin.) (Müslim 923) *Ey Allah’ım falanca kardeşimizi/ amcamızı bağışla, onun taksiratlarını ört, kabrini geniş eyle, cennetten ona bir kapı aç ve onun geride kalanlarına da sabrı cemil nasip eyle. Âmin.

Tıklayın==> Başsağlığı taziye duaları arapça türkçe








ferit isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.

Din