๑۩۩๑Burada her şey "NET"๑۩۩๑

islamiforumlar.net



Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > İSLAMİ PAYLAŞIMLAR > Genel islami paylaşımlar
Anasayfa Kuran-ı Kerim Kuran Öğren İslami rüya tabirleri İslami Oyunlar İlahiler İletişim
Genel islami paylaşımlar Çeşitli islami konuları burada paylaşıyoruz.

Müslümanın Özellikleri

müslümanın özellikleri, müslümanın, müslümanların özellikleri nelerdir, Müslüman Kime Denir, Müslümanın Özellikleri, Müslüman Nasıl, Müslüman Kime Denir, Müslüman Nasıl Yaşar, müslüman nasıl olmalıdır Müslüman'ın Özellikleri 1. Şüpheli şeylerden sakınmak 2. Gözleri ...


Yeni Konu aç Alıntı ile cevapla

 

Seçenekler Değerlendirme: Konunun ortalama Değerlendirmesi 5,00/5,00 puandır.
Alt   #1 (permalink)
serdar
Yönetici

Standart Müslümanın Özellikleri

müslümanın özellikleri, müslümanın, müslümanların özellikleri nelerdir, Müslüman Kime Denir, Müslümanın Özellikleri, Müslüman Nasıl, Müslüman Kime Denir, Müslüman Nasıl Yaşar, müslüman nasıl olmalıdır

Müslüman'ın Özellikleri

1. Şüpheli şeylerden sakınmak
2. Gözleri haramdan korumak
3. Dili korumak
4. Utanmak (Hayâ)
5. Vakar ve sabır
6. Doğruluk
7. Alçak ,gönüllü olmak
8. Zan, gıybet ve tecessüsten (müslümanların kusurlarını etraflıca raştırmaktan) sakınmak
9. Cömertlik ve kerem

Click the image to open in full size.
Hz. Peygamberin şu hadisinde belirttiği gibi güzel ahlâk, İslâm dininin temel hedefidir.

"Ben ancak en güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim." (Muvattâ, Husnü'l-Huluk, 8 )

Aşağıdaki âyet de bu konuyu teyit etmektedir: "Onlar, o mü'minlerdir ki kendilerine yer yüzünde iktidar verdiğimiz takdirde (zorbaların yoluna sapmazlar, bilakis) namaz kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ve kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a dönecektir." (Hacc, 41)

Diğer bir âyette de şöyle duyurulmuştur:

"Yüzlerinizi doğu veya batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik o kimsenin iyiliğidir ki; Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inandı, Allah rızası için yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve esaret altındaki kölelere mal verdi, namazı kıldı, zekâtı verdi. Antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenler, sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler, işte onlar doğru yolda olanlar ve Allah'ın azabından korunanlardır." (Bakara, 177)

Güzel ahlâk, imanlı olmanın delili ve imanın meyvesidir. Güzel ahlâk olmadan imanın bir değeri yoktur. Hz. Peygamber bu hususa işaret ederek şöyle buyurdu:
"İman; ümit ve temenni ile geçerli olamaz. Ancak kalpte yerleşir ve amel ile tasdik edilirse geçerli sayılır." (Deylemî: Müsned)

Hz. Peygamber'den din nedir? diye sorulunca O, şöyle cevaplamıştır:

"Din, ahlâkın güzel olmasıdır."(2)

Kötülük nedir? diye sorulduğunda ise şöyle buyurmuştur: "Ahlâkın kötü olmasıdır"(3)

Kıyamet gününde hayırlı ameller arasında kulun terazisinde en ağır gelen amel, güzel ahlâktır.

"Kim, kötü huylu ise ve kötü işleri yapıyorsa nesebi ile yol alamaz. (Şerefli bir aileye mensup olması ahirette ona hiçbir fayda sağlamaz.)"

Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet gününde mü'minin terazisinde hiçbir şey güzel ahlâktan daha ağır değildir. Muhakkak ki Allah, kaba ve ağzı bozuk kişiyi asla sevmez." (Ebû Dâvûd: Edeb, 7)

Güzel ahlâk, İslâm'daki ibadetlerin meyvesidir. Mü'min güzel ahlâklı olmazsa yaptığı ibadetler, hiçbir kıymeti ve faydası olmayan hareket ve ayinlerden ibaret kalırlar. Yüce Allah namazın faydaları hakkında şöyle buyurmuştur: .
"Namazı da kıl. Çünkü namaz insanı kötü ve iğrenç şeylerden alıkoyar." (Ankebût, 45)

2 Ebû Dâvüd: Edeb, I24; Ahmed b. Hanbel: Müsned, III, 502. 3 Ahmed b. Hanbel: Müsned, III, 502.

Hz. Peygamber de bu konuda şöyle buyurmuştur: "Kimin namazı, onu kötü ve iğrenç şeylerden alıkoymazsa, onun Allah'tan uzaklaşması artar." (Câmiu's-Sağir, II, 181; Taberani)

Hz. Peygamber (s.a v) oruç hakkında da şöyle buyurmuştur:
"Sizden biriniz oruçlu bulunduğu gün, kötü söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Şayet birisi kendisine söver veya çatarsa, 'ben oruçluyum desin." (Buhârî: Savm, (2)

Hacc hakkında ise yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Hacc bilinen aylardandır; (Şevval, Zilkade ayları ve Zilhicce ayından on gün). Kim o aylarda ihrama girerek) haccı (kendine) farz ederse bilsin ki, hacda kadına yaklaşmak, günaha sapmak ve kavga etmek yoktur." (Bakara, 197)

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) bir hadiste: "Bir kimse hacceder ve hac esnasında kadına yaklaşmaz kötü sözler söylemez ve büyük günahlardan çekinir, küçük günahları işlemekte ısrar etmezse o kimse, günahlarından arınarak annesinden doğduğu günkü gibi hacdan döner." buyurmuştur. (Buhârî, Hacc, 4)

Müslümanın Özellikleri

Bir insanın ahlâk açısından gerçek müslüman olabilmesi için devamlı yapması ve kendisinden faydalanması gereken en önemli ahlâkî özelliklerden bazıları unlardır:

1. Şüpheli şeylerden sakınmak: Müslüman kimsenin; Hz. Peygamber'in (s.a.v) emrine uyarak haramlardan sakınması ve şüpheli şeyler hakkında ihtiyatlı hareket etmesi gerekir. Yüce Peygamberimiz bir hadiste şöyle buyurmuştur:
"Helal belli haram bellidir. Fakat aralarında bir takım şüpheli şeyler vardır ki, bunlar helal mıdır, haram mıdır, çok kimseler bilmezler. şüpheli şeylerden sakınan kimse dinini de ırzını da kurtarmış olur. Her kim bu şüpheli şeylere düşerse harama düşer. Yasak bir yerin etrafında davarlarını otlatan bir çoban gibi çok sürmez hayvanları içeriye dalabilir. Dikkat,!.. Her padişahın kendine mahsus bir korkusu vardır. Gözünüzü açın!.. Allah'ın yeryüzündeki korusu da haram kıldığı şeylerden. Biliniz ki bedende bir et parçası vardır. O, yarayışlı ölürse bütün beden yarayışlı olur, bozuk olursa bütün vücut bozulur. İşte o et parçası kalptir." (Buhârî: İmân, 39)

Haramdan kaçınmanın en yüksek derecesi, Hz. Peygamber'in (s.a.v) şu hadisinde belirttiği derecedir:
"Kul, sakıncalı şeylerden korktuğundan dolayı sakıncasız şeyi de bırakmadıkça muttakiler derecesine ulaşamaz."

2. Gözleri haramdan korumak: Müslüman olan kimsenin, Allah'ın (c.c) haram kıldığı şeylere bakmaması gerekir. Çünkü bakmak, şehveti celbeder ve insanı yavaş yavaş günah ve suç işlemeye sevk eder. Bundan dolayı Kur'ân-ı Kerim, lüzumsuz yere bakmamak hususunda mü'minleri uyarmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"MÜ'minlere de söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar..." (Nur; 30)

Hz. Peygamber de (s.a v) bu hususta şöyle buyurmuştur: "Bakmak, şeytanın zehirli oklarından biridir. Kim, Allah korkusundan mahremi olmayan kimseye bakmayı terkederse, Allah ona öyle bir iman ihsan eder ki onun . tadını taa kalbinde duyar." (Hakim, Müstedrek)
Başka bir hadiste de şöyle buyurmuştur:
"Mutlaka gözlerinizi haramdan sakınmalısınız ve ırzlarınızı da behemehal korumalısınız. Aksi takdirde Allah, yüzlerinizdeki nuru çıkarıp sizi çirkinleştirir." (Taberânî)

3. Dili korumak: Müslüman kimsenin; faydasız, saçma, çirkin, kötü sözler ve deyimleri kullanmaktan, gıybetten ve koguculuktan dilini koruması lazımdır. İmam Nevevî bu konuda şöyle demiştir:
"Dinin ve kanunun muhatabı olma çağına gelen kişilerin faydalı olduğu açıkça bilinen sözlerden başka, dillerini her türlü sözden korumaları gerekir. Konuşmak ve konuşmamak eşit olduğu zaman ve susmak daha faydalı olduğunda konuşmamak sünnettir. Çünkü mubah olan konuşma, bazen haram veya mekruh bir sözü söylemeye sebep olur. Normalde böyle konuşmalara çok tesadüf edilir. Susarak haram veya mekruh sözleri söylemekten kurtulmak gibi iyi ve faydalı bir şey yoktur." Dilin, insanın başına gelmesine sebep olduğu felaket ve belaları belirten birçok hadis, Hz. Peygamber'den (s.a.v) nakledilmiştir. Bu hadislerden birinde Peygamber'imiz şöyle buyurmuştur:,
"Dillerinin biçtikleri faydasız sözlerinden başka. bir şey . insanları yüzükoyun cehenneme düşürür mü?" (Tirmizî: İman, 8 )
Başka bir hadiste de;
"Çok ayıplayıcı, lanet edici, fahiş, sözler söyleyen ve hayasızlık yapan kimse olgun mü'min değildir." buyurmuştur. (Tirmizî: Birr, 48 )
Konuyla ilgili diğer bir hadiste ise;
"Kim çok konuşursa, hatası çok olur. Hatası çok olanın da günahı çok olur. Günahı çok olan kimseye cehennem daha layıktır.". buyurulmuştur. (Beyhaki)

4. Utanmak (Hayâ): Müslüman kimsenin her zaman ve her durumda hayâlı olması lazımdır. Fakat hayâsı, onu doğruyu söylemekten alıkoymamalıdır. Başkalarının işlerine karışmamak, harama bakmamak, müslümanlara karşı mütevazı ve şefkatli olmak, alçak sesle konuşmak, rızkına kanaat etmek ve benzeri hâreketler de hayâ :an sayılır. Bir rivayette;
"Hz. Peygamber (s.a.v.), haya bakımından perede ârkasındaki bakireden daha utangaçtı." diye bildirilmiştir. (Buhârî: Menâkıb, 23)
Yine Peygamberimiz (s.a v) şöyle buyurmuştur: "İmanın yetmiş yahut altmış bu kadar şubesi vardır. O şubelerin en faziletlisi: Allah'tan başka ilah yoktur sözüdür. En aşağısı da yoldan gelip geçenlere eziyet verecek şeyleri atmaktır. Hayâ da imanın bir şubesidir." (Buhârî: Hibbe, 35)

Âlimler hayâ hakkında şöyle demişlerdir:
"Hayânın hakikati şudur. Hayâ, kötülüklerden sakınmayı emreden ve hukukta hak sahiplerinin hakkına ödemekte kusurlu davranmayı men eden bir huydur."

5. Vakar ve sabır: Müslümanda en çok bulunması gereken en mükemmel özelliklerden birisi de; vakar ve sabır özellikleridir. Çünkü İslâmî çalışmalar zorluklarla doludur. İslâm'a davet yolunun etrafı güçlüklerle kuşatılmıştır. Eziyet ve şiddet, töhmet edilmek, kabahati yüze vurulmak, maskara edilmek gibi kötü cezalar İslâm için çalışanların azmini gevşetmek, onları hareketsiz hale getirmek ve onları Allah'ın (c.c.) dinine çağırmaktan vazgeçirmek için İslâm düşmanları tarafından, din için çalışan müslümanların önünde biriktirilen ve uygulanan korkunç cezalardır. Bu durumdan açıkça anlaşılıyor ki, İslâm davetçisi olan kardeşimizin sabırlı olması onun en önemli özelliklerinden biridir. Onun bu davayı, karakterleri, akıllan ve mizaçları değişik olan bütün insanlara götürmesi gerekli. Bu dâvâyı; cahil, bilgin, akıllı, aşın duygusal, yumuşak tabiatlı, kalbi taşlaşmış, yumuşak huylu, sakin ve tepki gösteren bütün insanlara götürmesi gerekir. Daha sonra, aklî dengelerine göre insanlarla konuşması ve bütün insanların derdine tahammül etmesi ve onların kalplerine girmeye teşebbüs etmesi gerekir. Ancak onun bu hareketleri; sabır, tahammül ve hilmden meydana gelen büyük bir enerjiye muhtaçtır.

Bundan dolayı Kur'ân ve Peygamberin yönlendirmeleri; sabır, tahammül ve ağırbaşlılıkla süslenmeyi teşvik etmekle dolup taşmaktadır.

1. Kur'ân'ın bu konudaki teşviklerinden bazıları şunlardır:
"Kim sabreder ve affederse, işte bu işlerin en büyüğündendir." (Şura 43)
"Onun için ~imdi sen güzel bir hoşgörü ile muamele et." (Hicr, 85)
"Ancak sabredenlere mükâfatları hesapsız ödenecektir." (ZÜmer, 10)
"Bağışlasınlar, aldırmasınlar! Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayan ve esirgeyendir." (Nûr, 22)
"Cahiller kendilerine laf atıp sataştıkları zaman aldırmadan `Selâmetle!' deyip geçerler." (Furkân, 63)

2. Hz. Peygamber'in (s.a.v) bazı fermanları da şunlardır: "Muhakkak ki kul, sabretmekle gündüz oruç tutan ve gece nafile namaz kılan kimsenin derecesine kavuşur." (Ebû Dâvûd: Edeb, 7)
"Allah'ın kendi vasıtasıyla evleri mamur kıldığı ve dereceleri yükselttiği davranışları size bildireyim mi?" "- Evet ey Allah'ın elçisi, onları bize bildir." dediler. "Sana karşı kaba davranan kimseye yumuşak davranman, sana zulmedeni affetmen, seni mahrum edene dünya malından vermen ve senden ilişkisini kesene ihsanda bulunmandır." dedi. (Ahmed b. Hanbel: IV, 148, 158 )
Allah'ın elçisi Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyurmuştur: `~9llah kıyamet günü bütün yaratıkları bir araya getirdiğinde bir kişi Şöyle seslenir.
- Fazilet sahipleri nerededir?
Ve efendimiz sözlerine şöyle devam etti:
"Sayıca az olmalarına rağmen bazı insanlar kalkıyor ve acele cennete doğru gidiyorlar. Melekler onları karşılıyor ve onlara.- -Faziletlerinizin sebebi nedir? diyorlar. Onlar şöyle cevap veriyorlar.- -Bize zulmedildiği zaman sabrediyorduk. Bize kötülük yapıldığında ağırbaşlı davranıyorduk. Bunun üzerine onlara- -Cennete giriniz Çalışanların mükâfatı ne güzeldir, denilir."

3. Hz. Peygamber'in (s.a.v) bazı tatbikatları da şöyledir: Huneyn gününde bir adam Hz. Peygamber'in (s.a.v) ganimet taksimini kastederek, "Vallahi bu taksim, kendisiyle Allah rızası kastedilmeyen bir taksimdir" dedi. Bu söz Hz. Muhammed'e (s.a.v) bildirilince şöyle buyurdular:
"Allah Musa'ya rahmet etsin. Musa bundan daha çok eziyet görmüş fakat sabretmişti." .(Buhârî: Humus, 27)
Enes b. Malik'ten (r.a) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) bir gün Decran'da imal edilen kalın bir aba giymiş olduğu halde camiye girdi. Bir bedevi arap ona yetişti ve Rasûlullah'ın abasının bir tarafını öyle çekti ki, aba Hz. Peygamber'in boynunda iz bıraktı. Ve bedevî şöyle dedi: - Ey Muhammed!.:. Yanında bulunan Allah' malından bize ver! Hz. Peygamber (s.a.v) ona baktı, tebessüm etti, sonra bu bedevîye biraz dünya malı verilmesini emretti. (Buhârî: Libâs, 18 )
Ebû Hüreyre'den (r.a) rivayet edildiğine göre, bir bedevî Hz. Peygamber'e (s.a.v) şöyle dedi: "- Ey Muhammed, bana iki deve yükü mal ver. Sen ne kendi malından, ne de babanın malından veriyorsun." Sonra Hz. Peygamber'e (s.a.v) kavuştuğu zaman onun cübbesini öyle çekti ki, Peygamberin (s.a.v) boynu kızardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v); ona bir yük arpa, bir yük de hurma verilmesini emretti.
Tâberânî'nin rivayetine göre, bir kadın erkeklerle çirkin laflar konuşuyordu. Hz. Peygamber (s.a.v) yerde oturmuş tirit yerken, o kadın. geldi ve şöyle dedi: - Şuna bakını~ köleler gibi oturuyor ve köleler gibi yemek yiyor.
Ebû Hüreyre'nin rivayet ettiğine göre bir adam:
- Ey Allah'ın elçisi! Benim bazı akrabalarım var. Ben onlarla ilgileniyorum, onlar benimle-ili,Fki3~i kesiyorlar. Ben onlara iyilik ediyorum, onlar bana kötülük yapıyorlar. Ben onlara yumuşak davranıyorum, onlar bana kaba davranıyorlar." dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber:
"- Eğer dediğin gibi isen, onlara sıcak kül yediriyor gibisin. (Yani onlar yaptıkları aşağılıktan dolayı sıcak kül yemiş gibi elem duyacaklardır) Sen bu şekilde devam ettikçe Allah tarafından onlara karşı seninle daima bir yardımcı bulunacaktır" buyurmuştur. (Müslim: Birr, 22)
Hz. Peygamber'den (s.a.v) alacağı olan bir yahudi malını almaya gelip ona; "- Siz Abdülmenaf oğulları 6orcunuzu ödemeyen saltanatı da bırakmayan bir milletsiniz" deyince Hz. Ömer (r.a), onun boynunu vurmak istedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) ona,
"Ey Ömer, ondan, borcunu güzel istemesini ve benden de güzel ödememi talep etmen gerekirdi." buyurdu. Rivayet edildiğine göre, Hz. İsâ (a.s) beraberinde arkadaşları bulunduğu halde insanları Allah'a (c.c) iman etmeye çağırmak için köyleri dolaşıyordu. O insanlara iyi şeyler söylüyor, köylüler ise ona kötü şeyler söylüyorlardı. Ona sövüyor ve küfrediyorlardı. Havârîler bu duruma hayret ettiler ve Hz. İsâ'dan (a.s) bunun hikmetini sordular. O, şöyle dedi: Herkes yanında bulunan Şeylerden sarf eder.

Eziyete sabretmek ve suçluları affetmek, sevgiye ve dostluğa sebep olur. Birbirinden ayrılma ve ihtilafa düşmeyi engeller ve yalnız yüce Allah'ın rızasırlı elde etmeye sebep olması bile kâfidir.

6. Doğruluk: Müslümanın doğru konuşması ve yalan söylememesi lazımdır. Müslüman, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan kendi aleyhine bile olsa Allah (c.c) razısa için doğru olan söyleri yalancılık, en çirkin ve en kötü hasletlerdendir. Yalancılık, birçok şeytanî batakhanelerin giriş kapısı gibidir. Yalandan sakınmak, nefse bağışıklık kazandırır. Bu bağışıklık, nefsi şeytanın fısıldamalarından ve tehlikelerinden korur. Ruh; berrak, temiz ve yüce kalır. Öyle ise yalancılık ruhu ezer ve insanın şahsiyetini küçültür. Bundan dolayı İslâm, yalancılığı yasaklamış ve onu en kötü felaketlerden saymıştır. Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Doğru sözcülük iyiliğe iyilik de cennete götürür. Ki doğru söyleye söyleye Allah katında sadıklar derecesine çıkar. Yalan kötülüğü kötülük de cehenneme götürür. İnsan yalancılık yapa yapa nihayet Allah katında yalancılar defterine yazılır." (Buhârî: Edeb, 69)

7. Alçak gönüllü olmak: Müslüman kimsenin -özellikle müslüman kardeşlerine karşı zengin ve fakir arasında fark gözetmeden- alçak gönüllü olması lazımdır. Hz. Peygamber (s.av), kibirden Allah'a (c.c) sığınarak şöyle buyurmuştur:
"Kalbinde zerre miktarı kibir olan kimse cennete giremez" (Müslim: İmân, 147)
Başka bir hadiste de şöyle buyurur:
"Allah buyurdu ki, izzet Benim gömleğim, Kibriya (büyüklük) Benim kaftanımdır.Bunların birisinde Benim'le kim yarışırsa ona azap ederim." (Müslim: Birr, 136)

8. Zandan, gıybetten ve tecessüsten (müslümaların kusurlarını araştırmaktan) sakınmak: Yüce Allah'ın şu âyetine uyarak bu kötü huylardan kaçınmak lazımdır.
"Ey inananlar, zannın çoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli ~eylerini araştırmayın.uyarak bu kötü huylardan kaçınmak lazımdır.
"Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan iğrendiniz O halde Allah'tan korkun, şüphesiz Allah, tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır." (Hucurât, 12)
"Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara bir şey yapmadıkları halde eziyet edenler, şüphesiz ( iftira etmiş ve apaçık bir günah işlemiş olurlar." (Ahzâb, 58 )
Müslüman, Hz. Peygamber'in (s.a.v) şu fermanına diyor: "Ey diliyle müslüman olup, iman kalbine işlememiş olanlar topluluğu!. Müslümanları çekiştirmeyin, onları ayıplamayın ve onların kusurlarını araştırmayın, çünkü kim bir müslüman kardeşinin kusurunu araştırırsa kendi evinin içinde bile olsa yüce Allah onu kepaze eder." (Ebû Dâvûd: Edeb; 35)

9. Cömertlik ve kerem: Müslüman kimsenin çok cömert ve asîl olması, canını ve malını Allah (c.c) uğrunda vermesi lazımdır. Nefsin cimriliğini ortaya çıkaran en iyi metod, onu parayla sınamaktır. Çünkü nice makamlar ve önemli vazifeler maddî muâmele ölçeğine vurulduğunda yolsuzluktan dolayı elden çıkıp kaybedilmiştir. Kur'ân-ı Kerîm'de, içinde mü'minlerin vasıfları i1e hayır yolunda harcama vasfının yan yana zikredildiği birçok âyet vardır:
"... ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcarlar." (Bakara, 3)
"Yerdiğiniz her hayır (sadaka), kendiniz içindir. Yahut Allah'ın rızasını kazanmak maksadıyla verirseniz, verdiğiniz her hayır size tastamam verilir ve hiç hakkınız. yenmez" (Enfâl, 3)
Mallarını hayır yolunda harcamayan cimriler, Hz. Peygamber'in (s.a.v) şu sözünü dinlesinler:
"Kulların sabahladığı hiçbir gün yoktur ki, iki melek inerek birisi, Allah'ım, matını infak edenin malını artır; diğeri de, Allah'ım, malını vermeyenin malını yok et!' demesinler." (Buhârî: zekat, 27)
Son olarak özetle şöyle diyebiliriz; müslüman kimsenin yemesinde, içmesinde, elbiselerinde, konuşmasındâ, selâm vermesinde, yolculuğunda, evinde, bütün hal ve hareketlerinde insanlar arasında güzel bir örnek ve İslâm prensiplerinin filli tercümanı olması lazımdır. Bu konuda okunmak için hazırlanmış oları kitaplar şunlardır; İmam Nevevî'nin "Riyâzis's-Sâlihîn", imam Gazâli'nin "İhyâ-i Ulumi'd-Din" kitabının "Müslüman Ahlâkı" bölümü ve Kandehlevı'nin "Hayatü's Sahâbe" isimli kitaplarıdır.






serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
serdar Kardeşimize bu mesajı için Allah Razı Olsun Diyenler=====>
Yeni Konu aç Alıntı ile cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.

Din