Tekil Mesaj gösterimi

Alt   #3 (permalink)
Gönül sızım
Özel Kardeşimiz

Standart





Allah Razi olsun ilim dilencisi kardesimiz cok guzel KISA ve Oz aciklamis...
Musaade ederseniz Bende Kendi bilgi ve Tecrubelerimden bazi bolumleri yazmak isterim..
hayatim boyunca yapmak istediğim her şey icin Karar verirken önce temel kaynak ve fikri sorulmaya lâyık isin Ehli kişilerini bulur istişare ettim..
bir sonuç elde edemezsen istihare namazimi kilip hakkımda hayırlı olup olmadığını anlamak için Rabbime danismadan hayattimda hic bir onemli ise girismedim...
bazen istihare namazi bile kilmadan sadece Yatsi namazindan sonra butun yuregim ve samimiyettim acizligim ile Rabbime Hakkimda Hayirli olanini gostermesi bir sekilde bir isaret bir ruya gostermesi icin yalvardim..
ve her seferinde Elhamdullilah Rabbim hep Hakkimda Hayirli olan ile beni kalbimden gelen bir his ile dogru olani yapmam icin yonlendirdi...

ne zaman ki istiharedeki ruyalarima dinlemeyim bildigimi yapti isem.. sonunda pismanlik yasamisimdir..
ozellikle istihare namazi kilip Eyy Rabbim Sen Hakkimdaki en Hayirlisini goster diye Ona teslim oluyorsun ve Rabbim O isi yapma Hayirli olmaz diye bizleri Ruya yolu ile uyardigi halde once akil danisip sonrada nefsimizin istedigini her yaptigimda basim beladan kurtulmadi....

Bir iş yapılmak istenildiğinde istihâre yapmak menduptur Hz Peygamber Ashab-ı kirama önemli işlerinde istihâreye başvurmalarını telkin buyurdu Câbir (ra)'den şöyle dediği nakledilmiştir

Peygamberimizin sözleri de var rüya hakkında:
“Benden sonra peygamberlikten geriye hiçbir şey kalmayacak ancak mübeşşirât kalacaktır.”
“Mübeşşirât nedir?” dediler.
“Sâdık rüyalardır” buyurdu.
ama herkes de istihare namazi kilip gordugu ruyalar..salih olmiyabilir o yuzden de istihare namazini kilan kisilerin Takvali..ihlasli..saf..temiz.. ibadet Ehli olmalari gerekli...

Evet rüyalar üç türlüdür.
Biri şeytanîdir. Bu tür rüyalarda şeytanın telkiniyle korkutucu ürkütücü utandırıcı sahneler yaşanır...
Kâbuslar karabasanlar erotikler... Tâbire değmiyor bunlar.Geçelim.

İkincisi boş hayâllerden ibâret. Kurânımızın tâbiriyle “edgasü ahlâm” yani “hayâl demetleri.” Ciddi bir anlamları yok bunların da. İnsanın hayâl gücü türlü tasvirler yapar. Günlük olayları ve görüntüleri çeşitli biçimlerde bir araya getirir kurgular. Bazen yıllar önce aynı vakitlerde yaşanmış hâdiseleri hatıra getirir sonraki olaylardan derlenmiş ayrıntılarla süsler...

Bazen de ruh dünyandaki dalgalanmalar rüyalarına yansır. Meselâ öfkeyle yatarsan uykun boyunca kavgalar edersin. Düşmanlık duygularıyla doluysan rüyanda köpekler yılanlar kovalamacalar görürsün...
Mide hararetiyle yatmışsan rüyana dereler çaylar pınarlar akar. Uyurken çevreden gelen uyarıcıların etkisiyle de rüyalar görürsün...

Kimi ruhbilimcilerin “bilinçaltının dışavurumu” diye tanımladıkları bu tur rüyalar bu türden olsa gerek.
hipnotizm edilerek de gorulebilir.. Bunu da geçelim.

Geldik üçüncü kısım rüyalara. Bunlara “sâdık rüya” denir...
Asıl rüyalar bunlardır...
İnsan uyuyunca dış duyuları kapanır. Gözlemlenebilen dünya ile dış duyular ile arasındaki ilişkiler kesilir...

O zaman insanın ruhunda bulunan ve “Rabbanî lâtife” diye nitelenen insanî duygu ile “Misâl âlemi” arasında bir pencere açılır...insan da şaika denen bir his vardir..
UNUTMIYALIM BUNU....

Ruh kader levhasından yansıyan bazı olayları bu menfezden görür. Bazen olaylar aynen seyredilir...
Bazen de hayâlimiz bu mânalara sûret giysileri giydirir...
Hayâl hazinemiz bir giysi deposu gibidir orada her mâna için ayrı bir libas vardır...
Mânalar hayâlden geçerken bu elbiseleri giyerler. İşte böyle rüyalar için “tâbir ilmi”ni bilmek gerekir...

istikbalde olacakları Allahtan başkası bilemez. Ama Allah bildirirse bilir...
Nitekim peygamberlere ve velilere gelecekle ilgili bilgiler sezdirilir...
Nebilerin ve velilerin uyanıkken gördüklerini sıradan kimseler rüyalarda görürler. Bu sebeple rüyalar normal insanlar için bir nevi velâyettir...
Çünkü ilham yoluyla geçmişi ve geleceği görebiliyorlar...
ilham nedir? Allahın insan kalbine mâna koyması...
Rüyalarda olan da budur işte. Şu hâlde sıradan insanlar da rüyalar vasıtasıyla gelecekten haberler alabilirler..

Lâkin buradan yola çıkarak istihâreyi fala benzetmek veya fal kabul etmek câiz değildir. Böyle yapmak bir netice vermeyeceği gibi, kişinin günaha girmesine de sebep olur.

İstihâre, yapılması düşünülen işle ilgili olarak duygu, düşünce ve meyiller henüz niyet ve karar safhasına gelmeden yapılmalıdır.

Hayırlı veya hayırsız olduğu kesin olarak bilinen konularda istihâreye gerek kalmaz. Bunun içindir ki, istihâre, iyiliği veya kötülüğü anlaşılamayan bir iş hakkında söz konusu olur.

Günümüzde istihâre, genellikle evlilik durumlarında baş vurulan bir ibâdet hâline gelmiştir. Bunun da uygulama olarak halk arasında pek çok yanlışları vardır.
Örneğin; “evleneyim mi, evlenmeyeyim mi?” diye istihâre yapılmaz. Zira az önce de belirttiğimiz gibi, istihâre, mübah olan işler için yapılır.
Oysa evlilik Peygamberimiz’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir sünnetidir. Kişi kendisini maddî ve mânevî olarak evliliğe hazır hissediyorsa evlenir.

Ancak hangi namzedi tercih edeceği veya evlenme niyeti ile görüştüğü kimsenin kendisi için hayırlı mı, hayırsız mı olduğu… gibi konularda kararsız kalındığında istihare yapılır.

Fakîhler ise, istihârenin sünnet bir ibâdet olduğuna dayanarak “sonucu bağlayıcı değildir.” demişlerdir. Hatta namaz ve duâdan oluşan bedenî bir ibâdet olduğu için, istihârenin başkasına yaptırılamayacağını, kişinin bizzat kendisinin îfâ etmesi gerektiğini, aksinin câiz olmadığını bildirmişlerdir.




Gönül sızım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla